Bebek isimleri
www.bebekisimleri.gen.tr
bebek isimleri
Erkek isimleri :
 A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | İ | I | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z
Kız isimleri :
 A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | İ | I | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z
Otomatik Ara :
rastgele isim arama
22.500 adet bebek isimlerine sitemizden ulaşabilirsiniz
Ana Sayfa Erkek isimleri Kız isimleri En güzel bebek isimleri En güzel erkek isimleri En güzel kız isimleri Alevi isimleri İsim arama



Bebek isminin önemi
Kur-an'da geçen bebek isimleri
Allah'ın 99 ismi
Bebek ismi nasıl konulur
Bebeğin kulağına ismin okunması
Bebeklere isim neden verilir
İsim ne zaman konulmalıdır ?
Bebek isminin önemi
Bebeğin nüfusa kayıt ettirilmesi


Erkek isimleri

Web sitemizde tüm erkek isimlerine ulaşabilirsiniz, bebeğiniz için en güzel isimleri seçerek, karar vermenize yardımcı olabiliriz.

Erkek İsimleri İsim Anlamları
Âbad 1. Şen, bayındır. 2. (Ar.) Sonsuz gelecek zamanlar.
Abadî Şen, bayındır, mamurlukla ilgili. Abadı Mehmet Çe­lebi. Türk hukuk bilgini (1555).
Abaka Han İlhanlı hü­kümdarı Hülagu'nun oğlu.
Abay Beceri. Sezgi, an­layış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu.
Abaza KaraçayÇerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk Abaza Hasan Paşa, Os­manlı vezirlerinden.
Abbad Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yeri­ne getiren. Yasaklarından kaçınanAbbad b. Bişr. Ashab'dan.
Abbas Er: 1. Sert, çatık kaşlı kimse. 2. Arslan (bkz. Esed, gazanfer, şiir) Abbas b. Abdülmuttalib. Rasûlullah (s.a.s)'ın amcası, Mek­ke'nin fethinde müslüman olmuştur.
Abbaz Yüzgeç, yüzü­cü.
Abdi Kulluk ve itaat eden.
Abdullah Allah'ın ku­lu. Peygamber (s.a.s)'in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıdır.
Abdurrahma Rahman'ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü'minkafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah'ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.
Abdurrauf Rauf olan Allah'ın kulu. (bkz. erRauf).
Abdussabur Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. esSabur).
Abdüddar Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak yaratan Allah'ın kulu. edDar. Allah'ın isimlerindendir.
Abdülafuv Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. elAfuv).
Abdüla'la En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah'ın kulu. A'la kelimesi Kur'anı Kerim'in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.
Abdülali Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah'ın kulu. Ali kelimesi Kur'an'da Allah'ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.
Abdülalim Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulun­duran Allah'ın kulu. Alim kelimesi Allah'ın 99 isminden birisidir.
Abdülazim Azamet ve büyüklük sahibi Allah'ın kulu Al­lah'ın isimlerinden, (bkz. elAzim).
Abdülaziz Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Al­lah'ın kulu. (bkz. Aziz). Aziz Allah'ın isimlerindendi r Sultan Abdülaziz: 32. Osmanlı padişahının adı.
Abdülbaki Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah'ın kuluAllah'ın isimlerinden, (bkz. Baki).
Abdülbari Yaratan, yaratıcı Allah'ın kulu. Bari ismi, Al­lah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı al­madan kullanılmaz.
Abdülbasıt Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Al­lah'ın kulu Allah'ın isimlerinden (bkz. elBasıt).
Abdülbasir Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Al­lah'ın kulu (bkz. elBasir).
Abdülbedi Allah'ın isimlerinden. Bedi'nin kulu. (bkz. elBedi).
Abdülberr Berr'in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.Berr, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. elBerr).
Abdülcebbar Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahi­bi Allah'ın kulu. Cebbar, Allah'ın isimlerindendir.
Abdülcelil Büyük, ulu, yüce Allah'ın kulu. Celil, Allah'ın isimlerindendir.
Abdülcemal Güzel­likleri kendinde toplayan Allah'ın ku­lu.
Abdülcevat Cömert olan Allah'ın kulu.
Abdülehad Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah'ın kulu. Ehad, Allah'ın isimlerindendir.
Abdülesed Aslan'ın kulu. Hz. Rasûlullah (s.a.s)'m reddet­tiği isimlerdendir. Müslümanlar kul­lanmazlar.
Abdülevvel Herşeyin evveli, ilk olan, varlığının başlan­gıcı bulunmayan Allah'ın kulu.
Abdülezel Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah'ın kulu.
Abdülferid Tek, eş­siz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah'ın kulu. (bkz. Ferid).
Abdülfettah – Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fethedenaçan, kullarınının kapalımüşkil işle­rini açan Allah'ın kulu. (bkz. Fettah). Allah'ın isimlerindendir.
Abdülgaffar Kulla­rının günahlarını affeden Allah'ın ku­lu (bkz. Gaffar). Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanıl­maz.
Abdülgafur Kulları­nın günahlarını tekrar tekrar bağışla­yıcı olan Allah'ın kulu (bkz. Gafur). "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
Abdülgani Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah'ın ku­lu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Ga­ni).
Abdülhabir Her şe­yin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah'ın kulu. (bkz. elHabir). Allah'ın isimlerinden.
Abdülhadi Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah'ın kulu Allah'ın isimlerinden, (bkz. Hadi).
Abdülhafız Herşeyi bütün ayrıntı ve inceliğiyle kayıtlayıp tutan ve dilediği zamana kadar bela ve afetlerden koruyan Allah'ın kulu(bkz. elHafız). Allah'ın isimlerinden.
Abdülhak Hak ve ger­çek olan, varlığı hiç değişmeden du­ran Allah'ın kulu Hak, Esmau'lHüsna'dandır.
Abdülhakem Bütün iş­lerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hakem Allah'ın kulu (bkz. elHakem). Allah'ın isimlerinden.
Abdülhakim Her şe­ye hükmeden Allah'ın kulu. Hakim, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
Abdülhalik Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah'ın ku­lu Halik, Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
Abdülhalim Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah'ın kulu (bkz. Halim). Al­lah'ın isimlerinden.
Abdülhamid. Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın di­liyle övülmüş Allah'ın kulu Hamid; Allah'ın isimlerindendir. (bkz. Ha­mid). Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
Abdülhasib Bütün varlıkların takdir edilen hayatları bo­yunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntı­larıyla hesabını en iyi bilen Hasib'in kulu Hasib; Allahın isimlerinden­dir.
Abdülhay Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gü­cü yeten Cenabı Allah'ın kulu(bkz. elHay). Allah'ın isimlerinden.
Abdülkadir Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah'ın kulu.Kadir; Allah'ın isimlerindendir. (bkz. Kadir).
Abdülkaviy Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah'ın kuluKaviy kelimesi Esmau'lHüsna'dandır. (bkz. elKaviyy).
Abdülkayyum Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah'ın kulu Kayyum, Allah'ın isimlerindendi. (bkz. elKayyum).
Abdülkebir Kebir'in, büyüklük ve Azamette eşsiz olan Allah'ın kulu Kebir; Allah'ın isimlerindendi. (bkz. elKebir).
Abdülkerim Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Al­lah'ın kulu Kerim; Allah'ın isimle rindendir. (bkz. Kerim).
Abdüllatif Latif, gü­zel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bi­len Allah'ın kulu elLatif; Allah'ın isimlerindendi. (bkz. Latif).
Abdülmacid Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah'ın kulu Macid kelimesi, Allah'ın isimlerindendi. (bkz. elMacid).
Abdülmalik Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah'ın kulu Malik; Allah'ın isimlerindendi. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
Abdülmecid Şanı bü­yük ve yüksek olan, şan ve onur sahi­bi yüce Allah'ın kulu Mecid kelime­si Allah'ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31. Osmanlı padi­şahı.
Abdu'l-Melik Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah'ın kulu. elMelik, Allah'ın isimlerindendir.
Abdülmennan – Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah'ın kulu Mennan kelimesi, Allah'ın sıfatlarındandır.
Abdülmesih Hastala­ra şifa veren, mesih İsa'nın kulu.(bkz. Mesih). İsim olarak kullanıl­maz.
Abdülmetin Metanet­li, sağlam, dayanıklı olan Allah'ın ku­lu (bkz. Metin). Allah'ın isimlerindendir.
Abdülmucib Kendisi­ne yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah'ın kulu. Mucib, Esmau'lHüsna'dandır (bkz. elMucib).
Abdülmuhsi Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Al­lah'ın kulu Muhsi, Esmau'lHüs­na'dandır.
Abdülmuhyi Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlı­ları ve hayatı diri tutan Allah'ın kulu Muhyi, Allah'ın 99 isminden birisi­dir, (bkz. Muhyi).
Abdülmuid Yaratıl­mışları yokettikten sonra tekrar diril­ten Allah'ın kulu Muid Allah'ın 99 isminden birisidir, (bkz. elMuid).
Abdülmuiz Muiz'in, izzet veren, şereflendiren Allah'ın ku­lu (bkz. elMuiz). Allah'ın isimlerindendir.
Abdülmümin Gönül­lerde iman nurunu yerleştiren, kendi­sine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah'ın kulu Mü'min, Allah'ın isimlerindendir.
Abdülvacid Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve serve­tine nihayet bulunmayan Vacid'in ku­lu. Vacid, Allah'ın isimlerindendir(bkz. elVacid).
Abdülvahid Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hü­kümlerinde, işlerinde asla benzeri ol­mayan Allah'ın kulu Vahid kelimesi Cenabı Hakk'ın Kur'an'da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz. elVahid).
Abdülvali Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah'ın kulu Vali, Esmau'lHüsna'dandır. (bkz. elVali).
Abdülvaris Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahi­bi olan yüce Allah'ın kulu Varis ke­limesi Allah'ın isimlerindendir. (bkz. elVaris).
Abdülvasi Vasi'nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münez­zeh olan Allah'ın kulu Vasi kelime­si, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. elVasi).
Abdülvedud Vedud'un kulu. Allah'ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını se­ven, onlara rahmet ve rızasını yönel­ten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.
Abdülvehhab Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah'ın kulu. Vehhab, Allah'ın isimlerindendir "Abd" takısı almadan kul­lanılmaz.
Abdülvekil Kendisi­ne tevekkül edilen, kudretiyle kulları­nın işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah'ın kulu Vekil. Al­lah'ın isimlerindendir. (bkz. elVekil).
Abdülveli Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edi­ci olan Allah'ın kulu elVeliyy keli­mesi Allah'ın isimlerindendir. (bkz. elVeli).
Abdünnafi Yararlı şeyleri ve sebeplerini kudretiyle yara­tan Allah'ın kulu Nafı kelimesi, Al­lah'ın isimlerindendir. (bkz. enNafı).
Abdünnasır Yardım eden, Yardımcıların en hayırlısı, mü'minlere nusrct ve zafer veren Allah'ın kulu Nasır, Allah'ın sıfatlarındandır.
Abdünnasır Yardım­cı, yardım eden Allah'ın kulu.
Abdünnur Nur sahibi, aydınlık, parlaklık sahibi olan Al­lah'ın kulu Nur, Allah'ın isimlerin­dendir.
Abdürrafi Rafı'nin kulu. (bkz. erRafi). Allah'ın isimle­rinden
Abdürrahim Merha­metli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah'ın kulu. erRahim, Al­lah'ın isimlerindendir.
Abdürrauf Çok lütuf, şevkat ve rahmet eden. Onları belli nimetlerle dengeli yaşatan, seviyelendiren Allah'ın kulu. (bkz. Rauf).
Abdürreşid Allah'ın isimlerinden. Reşid'in kulu. (bkz. erReşid).
Abdürrezzak Bütün mahlukların rızkını veren Allah'ın ku­lu Rezzak, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
Abdüssamed Kimse­ye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Al­lah'ın kulu Samed, Allah'ın isimle­rindendir. "Abd" takısı almadan kul­lanılmaz. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Abdüsselam Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah'ın ku­lu esSelam kelimesi, Allah'ın isim­lerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılamaz
Abdüssemi Her şey­den arınmış olarak bütün sesleri, söz­leri ve kelimeleri işitip ayırdeden yü­ce Allah'ın kulu. (bkz. esSemi').
Abdüssettar Günah­ları örten, gizleyen Allah'ın kulu.
Abdüşşahid Şahid'in kulu. Görünen ve görünmeyen eşya­nın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bu­lunduran Allah'ın kulu Şahid, Al­lah'ın isimlerindendir. (bkz. eşŞahid).
Abdüşşekür Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Al­lah'ın kulu Şekür, Allah'ın isimle­rindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
Abdüzzahir Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delil­lerle belli olan Allah'ın kulu ezZa­hir, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. ezZahir).
Aber Hz. Nuh'un erkek torunu.
Abgun 1. Mavi renk. Gök. 2. Parlak. 3. Nişasta.
Abher 1. Nergis çiçeği. 2. Yasemin. 3. Zerrin kadehi çiçeği. 4. Dolu kab.
Abılay Han Orta cüz Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, Hive hanlıklarına karşı ustaca savundu (17111781).
Abışka Noyan İlhan­lı komutan. (XIIIXIV. yy.) bkz. Abuşga.
Abhiz 1. Büyük dalga. 2. Kaynak. 3. Su yolu.
Abid Allah'a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, köle­ler.
Abide Anıt. Önemli ve değerli yapıt.
Abidin İbadet edenlerZeyne'lAbidin'den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz. Ali'nin torunların­dan biri, ibadet edenlerin ziyneti.
Abuşka Koca, zevc, yaşlı erkek.
Abuzer Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu Zer (elGıfarî) isminin fo­netik değişikliğe uğramış şekli.
Abuzettin Din yolun­da çabuk, hızlı giden
Aca 1. Amca, ağabey. 2. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3. Büyük
Acabay (bkz. Aca).
Acahan (bkz. Aca).
Acar . 1. Becerikli. 2. Atıl­gan, ele avuca sığmaz. 3. Halk. 4. Ye­ni, taze Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.
Acaralp Yiğit, bece­rikli, cesur kişi.
Acarbay Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.
Acarer (bkz. Acaralp).
Acarkan (Acaralp).
Acarman Çevik, be­cerikli, girişken.
Acaröz Özünde yiğit­lik bulunan.
Acarsoy Yiğit, soylu.
Acem 1. Arap olmayan milletlerin hepsi 2. Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 3. Özel­likle İranlı, İran halkından biri. Acem Bekir Efendi: Türk Reisü'lKüttab,
Aclan Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14. yy. ortalarında yaşamış Karasi Beyi.
Acun Dünya, varlık.
Acunal Dünyayı kap­sayan, dünyayı fetheden.
Acunalp (bkz. Acunal).
Acunman Dünyaca ta­nınmış, ünlü.
Ad Çok eskiden Yemen taraflarında bulunan ve Hud peygam­ber tarafından imana getirilemediği için Allah tarafından yok edildiğine inanılan bir kavmin adı. Kur'anı Kerim'de bu kavim aynı isimle anılmış ve başlarından geçen hadiseler geniş­çe ele alınmıştır.
Adahan Adanın haki­mi, yöneticisi.
Adal "Adın yayılsın, ün kazan" manasında.
Adaleddin Dinin adaleti Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Adem 1. Allah'ın yarat­tığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. 2. Adam. 3. İyi, temiz kimse. Âdem (a.s.) ilk insan ve ilk isimlendirilen varlık. Kur'an'da Hz. Adem'in 25 yerde ismi geçer.
Adetullah Allah'ın kanunu, ilahi sünnet.
Adıgüzel . / Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.
Adil 1. Doğruluk göste­ren. Doğru. 2. Eşit, eş, müsavi. 3. Adaletli davranan. Kur'anî bir isimdir. Allah'ın emirlerini hakkıyla uygula­yan anlamına gelir. Raşid halifelerin 2. cisi Ömer b. elHattab'ın meşhur lakabı.
Adilhan Adil yöneti­ci.
Adin Cennet (Adn).
Adiy Savaşçı, savaştan geri durmayan, mücahid. Adiy b. Ha­tim etTai: 630 yılında müslüman ol­du. Babası gibi cömertti. Kabilesinde İslam'dan dönme eğilimleri görünce engel oldu. Cemel vakasında Hz. Ali­nin yanında yer aldı.
Adnan Cennette ölüm­süzlüğe kavuşan kimse.
Adni 1. Adın'a mensup, (bkz. Adnan). 2. Cennete girmeye hak kazanan. Adni Recep Dede. Türk mu­tasavvıf, şair. (Belgrat 1688).
Affan Kötü şeylerden kaçınan, kötülüklerden uzaklaşan, te­miz. Ashab'dan bu ismi kullananlar olmuştur.
Afgan Heyecanlı, çabuk öfkelenen. Orta Asya'da yaşayan müslüman bir kavim. Cemalettin Afgani: Müslüman alimlerden.
Afil 1. Uful eden, gurub eden, batan (güneş, yıldız). 2. Görün­mez olan, kaybolan
Afşar 1. Oğuz Türkleri­nin 24 boyundan biri. Türkiye, Iran, Azerbaycan ve Afganistan'da dağınık olarak yaşamaktadırlar. 2. Çabuk iş gören, çevik, atılgan
Afşin Zırh, silah. Afşin bey: Selçuklu komutanı. ( XI. yy.). Gümüştigin'le birlikte Anadolu savaş­larına çıktı. Malatya'da Bizans ordula­rını yendi. Marmara kıyılarına kadar ilerledi (1079).
Afuv Daima affeden, merhametli. Esmaü'lHüsna'dandır. "Abd" takısı alarak kullanılır.
Agah Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (17441824). Türk dev­let adamı.
Ager Temiz, doğru kimse
Agra Çok sevimli, çok yakışıklı.
Ağa 1. Yaşlanma manası­na gelen "ağmak"tan. Büyük, efendi. Büyük kardeş, ağabey. 2. Amir, baş, reis. Eski devlet teşkilatımızda bazı idarecilere verilen unvan. 3. Osmanlı devletinde okumayazma bilenlere verilen şeref unvanı. 4. Halkın saygı­sını kazananlara verilen unvan. 5. Erkek, eş, koca. 6. Eski büyük konaklar­da çalışan hizmetlilerin başı. Eski Türklerde soylu aileye mensup kadın­lar da bu unvanı kullanmışlardır.
Ağahan Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türkçesinde ağabey anlamında da kulla­nılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi.
Ağar 1. Beyaz renkli. 2. Açık tavırlı, samimi. 3. Asil, onur­lu, şerefli.
Ağaner Saf, temiz, duru insan.
Ahad 1. Bir, kişi, kimse. 2. Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. 3. Ünlü Türk denizcilerinden Ahad bey (Umur bey donanmasın­dan).
Ahavi 1. Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.
Ahbarî Haber veren, ri­vayet eden.
Ahdi Ahd, and icabı ve­ya ahd ve ahda müteallik. Ahdî, Türk tezkire yazan ve Divan şairi (Bağdat 1593).
Ahfa Kalb, ruh, sır, hafi, ahfa şeklinde sıralanan "Ietafeti hamse" sonuncusuna verilen ad. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ahfaz 1. Belleği çok kuvvetli. 2. Kur'an'ı en iyi hıfzetmiş kişi. 3. Alçak gönüllü.
Ahfeş 1. Küçük gözlü, zayıf bakışlı. 2. Yalnız gece gören kimse. Ahfeş lakabında üç büyük Arap alimi vardır. Abdülhamid, Said b. Mes'ade, Ali b. Süleyman.
Ahi 1. Ahi ocağına mensup olan kimse. 2. Cömert, eliaçık. Ahi Benli Hasan. Türk şairi. Yavuz döne­minde yaşamış ve Şirinu Perviz mes­nevisini yazmıştır.
Ahid 1. Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2. Söz ver­mek. Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.
Ahkaf 1. Kum fırtınası 2. Kur'anı Kerim'in 6. suresi. Araplar bu ismi, Arabistan'ın güneyinde, kim­senin bilmediği ve giremediği çöle vermişlerdir.
Ahlas 1. Saf, halis, karışımsız. 2. İyi yürekli, temiz kimse. 3. Kur'anî ıstılahta, Allah'a halis ola­rak yönelip ihlaslılıkta ileri bir dere­ceye varmış kul.
Ahmed Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur'anı Kerim'de Saf suresinin 2. ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: "...adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici ola­rak geldim" şeklinde geçen isimlen­dirme ile Peygamberimizin isimlerin­den birisi olarak anıldı ve kullanılma­ya başlandı. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Ahmedi Muh­tar, Hz. Muhammed (s.a.s).
Ahmer Kırmızı, kızıl.
Ahnef 1. Ayaklan çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak kullanılır. Ahmet b. Kays, ashabdan.
Ahnes Basık ve sivri bu­runlu. Daha çok lakap olarak kullanı­lır.
Ahsa Arabistan'ın KuveytKatar kısmına verilen isim Erkek ve kadın adı olarak kullanılır
Ahver 1. Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2. Zeki, akıllı.
Ahves Cesur, kahraman, yiğit.
Akabe 1. Sarp geçit, çı­kılması zor yokuş. 2. Tehlike. Atlatıl­ması zor güçlük, muhtıra.
Akad Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.
Akalp Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.
Akalın Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ömer Paşa). Türk hekim.
Akansel 1. Akarsu. 2. Uzun mesafeler geçerek denize dökü­len akarsu.
Akar 1. Akıp geçen. 2. Gelir getiren.
Akasoy Sevilen, sayı­lan soydan gelen
Akay Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak görün­düğü evre. Ak ve ay kelimelerinden birleşik isim. Erkek ve kadın adı ola­rak kullanılır.
Akbatu Yiğit erkek.
Akbatun (bkz. Akbatu).
Akbehmen Peygamber çiçeğinin eşanlamlısı.
Akbilge Alim, bilgili, dü­rüst kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Akboğa Boğa gibi güçlü ve temiz şahsiyetli. Akboğa Celayir: Moğol emir ve komutanı.
Akbora (bkz. Bora)
Akbudun Temiz, ta­nınmış soydan gelen
Akburak (bkz. Bu­rak)
Akcebe Beyaz zırh sa­hibi yiğit.
Akçakoca Temiz ve namuslu erkek Osman Gazi ve Or­han Gazi'nin silah arkadaşı.
Akçalı Varlıklı, zen­gin.
Akçam Kuzey Ameri­ka'da yetişen bir çam türü.
Akçar iyi ruhlar.
Akçıl Beyazımsı, solgun Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Akçora İyi ruhlar.
Akdemir Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit.
Akdes En kutsal.
Akdil İyi, doğru, güzel konuşan kişi.
Akdoğan (bkz. Doğan).
Akdoru Doruğu bulutlu dağ.
Akergin (bkz. Akerman).
Akerman Dürüst, soylu, temiz kişi.
Akgiray (bkz. Akergin)
Akhan Dürüst hakan.
Akalp Cömert, eli açık yiğit.
Akıman Cömert, eli açık kimse.
Akın Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip.
Akınalp Akın yapan yiğit. Yiğit.
Akıncı Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşman­larının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari.
Akıner (bkz. Akınalp)
Akıntan Tan yeri ağa­rırken yapılan akın
Akif 1. Bir şeyde sebat eden. 2. İbadet eden, ibadet maksa­dıyla mübarek bir yere çekilen. İ'tikafa giren. 3. Direnen. M. Akif Er soy: Ünlü şair ve yazarımız. Safahat'ın ya­zan. İstiklal marşını telif etmiştir.
Akil Akıllı, akıl sahibi. Uslu, kavrayışlı. Ali b. Ebi Talib'in kardeşi. Akil b. Ebi Talib.
Akman 1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. Yaşlı kimse.
Akmaner (bkz. Ak­man).
Aköz Özü sözü doğru kişi, temiz kişilikli.
Akpınar (bkz. Pınar).
Aksan İyi ve temiz ta­nınmış kimse.
Aksın Temiz, doğru, dü­rüstsün.
Aksoy Temiz soylu.
Aksun (bkz. Aksu).
Aksuner (bkz. Aksungur).
Aksungur Doğan cin­sinden bir nevi av kuşu Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep'in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk Emiri.
Aksüyek Eski Türk­lerde soylu anlamında kullanılırdı.
Akşemseddin Dinin güneşi. Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389Göynük 1459). Fatih'in hocasıdır. İstanbul'un fethinde bulun­du. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub elEnsari'nin mezarını bulduğu söyle­nir. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Akşın 1. Az ak, akımsı.2. Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan (insan, hayvan). Erkek ve kadın adı olarak kulla­nılır.
Akşit Kutlu uğurlu. 2. Ak. 3. Güneş, nur, aydınlık. Akşit Muhammed b. Tugac: İhşidiler devle­tinin kurucusu.
Aktay Beyaz tay. Türkler'de çok kullanılan bir isimdi.
Aktaç Beyaz taç.
Aktan Aydınlık, mehtaplı gece.
Aktan Aydınlık, mehtaplı gece.
Aktar Parlak, aydınlık sabah.
Aktaş Mermer.
Aktekin Parlak, gör­kemli, temiz huylu yiğit.
Aktemür Akdemir.
Artimur (bkz. Aktemur).
Aktolga (bkz. Tol­ga).
Aktuğ (bkz. Aytuğ).
Akyıl Temiz, güzel se­ne Erkek ve kadın adı olarak da kullanılır.
Akyıldız Akşama doğru doğan parlak yıldız. Çoban yıldızı, sa­bah yıldızı.
Akyiğit Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.
Akyol Dürüst, doğru ve iyi yol.
Alaaddin Dini yücelt­mek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (11921237) Anadolu Selçuklu Sultanı Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
Alacan (bkz. Akan).
Alanalp Ülke alan, fetheden, fatih.
Alanay (bkz. Alanalp).
Alaner (bkz. Alanalp).
Alangu Altın geyik.
Alatan Güneş doğma­dan önce ufukta beliren karışık renk­ler.
Alatay Derisinde be­nekler olan tay.
Alemdar 1.Bayrak ve­ya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2. İşe önderlik eden. Alem­dar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.
Alevi Hz. Ali soyundan, Hz. Ali'ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kolların­dan biri.
Algan Alan, fetheden, fatih.
Algın 1. Güçlü, iyi, gü­zel, sıcakkanlı, sevimli. 2. Sevdalı, aşık, vurgun. 3. Hızlı akan su. 4. Renksiz, cılız, zayıf.
Alguhan Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganis­tan'a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz'in yasalarını şiddetle uyguladı.
Ali 1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib'in oğlu. Pey­gamberimizin amcazadesi ve kızı Fat­ma (r.anha)'nın kocası. Dördüncü ha­life.
Alican Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir (bkz. Ali ve Can).
Alicengiz Akla gel­mez, şeytanca, beklenmedik ve umul­madık tarzda anlamlan ile "Alicengiz oyunu" deyiminde geçer.
Aligüher Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.
Ali Han Yüce han.
Alikadr 1. Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğer. 2. Meşhur bir çeşit lale.
Alim 1. Çok okumuş, bilgin.,2. Çok bilen. 3. Sonsuz. İlim sa­hibi. Allah'ın sıfatlarındandır. Kur'an'da Cenabı Hakk'ın ismi olarak 13 yerde geçer. "Abd" takısı alarak da kullanılır.
Alınak Doğru, güve­nilir.
Alişah Hükümdarla­rın en yücesi. Alişah Taceddin. (?1324). İlhanlı veziri.
Alışan Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli.
Aliyar 1. Yar, dost, sevgili. 2. Alinin dostu, sevgili adı. 3. Yüce dost Birleşik isim
Alkan Kırmızı kan. Alkan bey: Türk denizci. Selçuklula­rın egemenliğindeki İznik'te Ebu'lKasım'ın donanma komutanı.
Alkın 1. Sevdalı, aşık, vurgun. 2. El çırpma, övme.
Alkur Hep, bütün, herkes.
Allahverdi İran'da yaşayan bir Türkmen kabilesinin adı.
Alp 1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehli­van. 2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam'dan sonra da Türkler ara­sında kullanılmaya devam etti.
Alpagu 1. Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2. Eski Türk­lerde bir rütbe adı. 3. Eski Türklerde bir kurt adı.
Alpağan Cesur, yiğit, kahraman.
Alpak Dürüst, kahra­man, yiğit.
Alpartur Kendine güveni olan yiğit.
Alpaslan Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Sel­çuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071).
Alpay Cesur, yiğit kimse.
Alpaydın (bkz. Al­pay).
Alpbike genç, deli­kanlı, (bkz. Alp).
Alpçetin (bkz. Al­pay).
Alpde.Mir (bkz. Al­pay).
Alpdoğan Doğuştan yiğit olan.
Alper (bkz. Alp).
Alperen Yiğit, baha­dır.
Alpertunga Efsane­vi Türk hükümdarı ve destan kahra­manı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden deği­şik adlarla bahsedilir.
Alpgiray Yiğit hü­kümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.
Alphan Yiğit hüküm­dar.
Alpkan Yiğit soydan gelen.
Alpkın Keskin kılıç.
Alpman Yiğit, cesur, kahraman.
Alpsoy (bkz. Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub.
Alptekin Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahra­man, Tekin: Şehzade.
Altan 1. Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2. Hakanlara ve­rilen unvan, sultan, padişah.
Altay 1. Asya'da Batı Sibirya ile Moğolistan'ı ayıran dağlık bölge. 2. Altay dağlan bölgesinde ya­şayan Türklerin genel adı.
Altuğ (bkz. Tuğ).
Altunay Ay'ın san renkli hali
Altunç 1. Bakır alaşı­mı. 2.Kırmızı bakır. 3. Kırmızı, al gözlü.
Altuner Değerli kim­se.
Altunhan Zengin ha­kan. Türklerin, Çin'de hüküm süren TürkMoğol hükümdarlarına verdik­leri ad.
Amanullah Allah'ın bağışlaması. Allah'ın koruması.
Amid 1. Çok hasta. 2. Aşk hastası. 3. Başlıca nokta. 4. Önder, şef, komutan. 5. Diyarbakır'ın eski adı. Ortaçağ'da İslam Türk devletle­rinde kullanılan bazı unvanlar ve me­muriyet isimleri.
Amil 1. Fail, yapan, işle­yen. 2. İslam devletlerinde zekat, ver­gi tahsildarı veya valiler ve devlet memurlan.
Amir 1. Mamur eden, şen­lendiren. 2. İmar olunmuş. 3. Devlete ait. 4. Kendisine bağlı görevliler bu­lunan. Amir b. Abdullah b. Mes'ud: Tabiindcndir. İslam fıkıh bilgini.
Ammar 1. Memur eden. 2. Bayındırlaştıran. (bkz. Amir) Ammar b. Yasir. Sahabeden. İlk müslüman olanlardandır. Çok işkence gör­dü. Habeşistan'a hicret etti. Annesi ilk İslam şehidcsi Sümeyye (r. anha)'dir.
Amr Uzun yaşamak, uzun ömürlü olmak. Amr b. Madikerib: 631'de Medine'ye gitti ve müslüman oldu. Çok yaşlıyken bile iyi sa­vaştı.
Amuz Bilen, öğrenmiş, öğreten.
Andak Hemen, o anda Erkek ve kız adı olarak kullanılır.
Angın 1. Tanınmış, ünlü, namlı. 2. Bayındır.
Anı Yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Anıl 1. Anılmak eylemi. 2. Meşhur, ünlü. 3. Hatırlanan.
Anif 1. Sert, şiddetli. 2. Haşin. 3. Geçmişte, pek yakında, bur­nun ucu denecek kadar yakından ge­çen. 4. Biraz önce, belirtilen, bahsedi­len.
Araf 1. Cennet ile cehen­nem arasındaki yer. 2. Sert, tepe. 3. Adetler, usuller. Arafat: Mekke'nin yakınında bulunup hacıların arefe gü­nü durdukları yerdir. Bu duruş haccın rükünlerindendir.
Aral Birbirine yakın ada­lar topluluğu. Orta Asya'da bir göl.
Aramdil 1. gönül ra­hatı. 2. Sevilen güzel. 3. Yer mekan.
Arda 1. Eskiden bazı ça­vuşların elde tuttukları uzun değnek. 2. İşaret için dikilen değnek3. Çık­rıkçı kalemi. 4. Sonra gelen.
Ardalı (bkz. Arsal).
Ardan (bkz. Arsal).
Aref 1. Pek maruf, çok bilinen. 2. Arif, anlayışlı ve bilgili.
Arel Temiz, dürüst kimse.
Argu 1. İki dağ arası, uçurum. 2. Orta Asya'da Issık gölü çevresinde Çu ve Talaş havzalarında yaşamış Kırgızların en büyük boyu. Argu Türkleri.
Argun 1. Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2. Yanyana iki kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval Argun: İlhanlı hükümdarı. Abaka Han'ın oğ­lu.
Argün Temiz, aydınlık gün.
Argun Şah Er (bkz. Argun). Argunşah. (Nizameddin) Ana­dolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II'nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan ara­sında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.
Arhan Üstün nitelikli, gururlu bakan.
Arıcan Temiz, doğru kimse.
Arıç Barış, asayiş.
Arıer Çalışkan kimse.
Arif 1. Meşhur, çok tanın­mış, mütearif. 2. Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.
Arıhan (bkz. Arhan).
Arıkal Temiz, doğru, dürüst kal.
Arıkan Temiz soy.
Arıkhan (bkz. Arhan)
Arın 1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, cephe. Dağların, tepele­rin yüzü.
Arınç 1. Temiz, saf, arı. 2. Barış.
Arısal An gibi çalış­kan kimse.
Arısan Temiz, doğru tanınmış kimse.
Arısoy (bkz. Arısan).
Arıtan Temizleyen, arı duruma getiren.
Arkan 1. Temiz, ari kan­dan gelen. 2. Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (19031966).
Arkut Temiz, uğurlu, kutlu.
Armağan 1. Hediye, peş­keş, tuhfe, bergüzer. 2. Birinin gördü­ğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3. Bir ilim ada­mını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi eser. (Köprülü Armağanı) Erkek ve kadın adı ola­rak kullanılır.
Arman 1. Hasret, özle­me. 2. Zahmet, sıkıntı. 3. Teessüf. 4. Pişmanlık.
Arraf l Falcı, kahin. Müneccim. 2. Hekim. 3. Göçebe Arap aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgile­ri.
Arsal Temiz huylu, namuslu.
Arsebük 1. Temiz ruhlu ve çabuk. 2. Toy. 3. Namus konusun­da titiz.
Arslan 1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir. 2. Cesur adam, bahadır. 3. Bir çe­şit çiçek. Arslan Argun: Alpaslan'ın oğlu (1097).
Arslangiray Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (17021767).
Arslanşah Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur ko­mutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145). ,
Artan 1. Yarar, fayda. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik.
Artuç Ucu sivri de­mirle donanmış mızrak.
Artuk Selçuklu Emiri. (XI. yy.). Selçukluların ünlü hakanı Alpaslan'ın emrinde Malazgirt savaşı­na katıldı.
Arzık Dindar, sofu.
As 1. Mersin ağacı. 2. (Fars.) Değirmen.
Asaf 1. Vezir. 2. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. Hz. Süleyman'ın ünlü veziri. Süley­man (a.s.)'ın en çok güvendiği kişiydi. Neml suresinde anlatılanlar Asaf üze­rine yorumlandı. Daha sonra padişa­hın vezirlerine Asaf unvanı verildi.
Asal Başlıca, esaslı, te­mel.
Asalet Soy temizliği, soyluluk.
Asfa Çok saf, en temiz, halis.
Asgar En küçük, daha kü­çük Erkek ve kadın adı olarak kul­lanılır.
Ashab 1. Sahib'in çoğu­lu. 2. Hz. Muhammcd (s.a.s)'i görüp ona tabi olan kişiler. İnsanlık alemi­nin en seçkin simaları ve örnek nesli­dirler. Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah'ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygambe­rin öğretilerini harfiyyen yaşamışlar­dır. Ashabı Kiram: Yüce sahabeler.
Asıf Pek sert, pek şiddet­li, şiddetle esen.
Asil 1. Sağlam. 2. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket eden. 3. Kendi kendine hareket eden. 4. Soyu, sopu belli. Necip.
Asım 1. Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2. Günahtan, haram­dan çekinen. 3. İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr: (749). İs­lam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve yiğitliğiyle ün saldı.
Asime haramdan günahtan çekinen iffetli namuslu
Asker 1. Ordu, ordu ör­gülüyle ilgili. Vazife yapan. 2. Ülke savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3. Rütbesiz asker, er.
Askerî Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebu Ahmed elHasan b. Abdullah el): Zamanının ünlü alimlerdendir (903993). Ebu Davud esSicistani'nin talebesiydi.
Asri Zamana uygun, çağdaş.
Asuman Gök, sema, fe­lek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek kahramanı. Doğu Anadolu'da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve ka­dın adı olarak kullanılır.
Asutay Hırçın tay.
Aşık 1. Bir başkasını aşk­la seven. 2. Dalgın, unutkan. 3. Ta­savvufta Allah'a muhabbet duyan kişi. Aşık Çelebi (15201572) Osmanlı şa­ir ve yazarlardan.
Aşir 1. Ondabir, onuncu. 2. Samimi dost ve arkadaş. 3. Koca. 4. Aşar toplayan. 5. Kur'anı Kerim'den 10 ayetlik bir bölümü okuma. Aşir Efendi (Mustafa). Osmanlı Şey­hülislamı (17281804).'Bursa, Mekke ve İstanbul kadılıklarında bulundu. 17581800'de Şeyhülislamlık görevi­ni ifa etli.
Aşkın 1. Geçkin, aşmış olan. 2. Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla. 4. Sonra. 5. Benzerlerinden da­ha üstün Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Aşkıner (bkz. Aşkın).
Ata 1. Baba. 2. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3. Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan. 4. Yesevi ta­rikatında mürşid. Ata b. Ebi Rabah: Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebu Meysere b. Ebu Hüseyin elFikri'nin azatlı kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiştir.
Atabek 1. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2. Lala. Devlet idare­sinde yetki taşıyan naip.
Atabey Devlet yönetiminde bir san. Lala.
Atacan (bkz. Ata).
Ataç Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.
Ataergin (bkz. Ata).
Atahan (bkz. Ata).
Atakan 1. Düşünmek­sizin her işe sokulan adam. 2. İleri atı­lan.
Atalay (bkz. "Ata"). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mah­mut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu (1968).
Ataman (bkz. "Ata"). 1. Ata kişi, başkan, önder. 2. Don ka­zaklarının önderlerine verilen ad.
Ataner (bkz. Ata).
Atasagun Eski Türkler­de hekimlere verilen isim.
Atasan (bkz. Ata).
Ataseven (bkz. Ata).
Atasoy (bkz. Ata).
Atatuğ (bkz. Ata).
Ataullah Birleşik isim Allah'ın bağışladığı, hediye et­tiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı Şeyhülislamı (17191785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu.
Atay Bilinen, tanınmış.
Atıf 1. Çevirme, meylet­tirme, imale. 2. Yükletme, birinin işi veya sözü olduğunu iddia etme, hami, isnad. 3. Yüzünü çeviren, meyleden, mail, müteveccih. 4.Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan. 5. Beğenen. Atıf Efendi (Mehmet Kuyucaklı. (İst. 1847). Osmanlı matematik bilgini. Şam ve İstanbul kadılıklarında bulun­du.
Atik 1. Sırtın üst kısmı. 2. Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3. Eski, kadim, kühen, dirin. 4. Azatlı, hür. 5. Güzel genç kız. 6. Çok hare­ketli, çevik, hızlı hareket eden. 7. Asil. 8. Hz. Ebubekir'in lakabı. Pey­gamber (s.a.s)'in "Sen ateşten kurtul­muş kimsesin" müjdesine kavuşmuş olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.
Atıl Girişken ol, ilerle­mek için çaba göster.
Atılay 1. Ünlü, namlı, şöhretli. 2. Atilla'dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.
Atılgan 1. Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikeler­den korkmadan her zaman ileriye atı­lan. 2. Karşı çıkan, çekinmesi olma­yan, cüretkar. 3. Hevesli.
Atilla 1. Büyük, ünlü. 2. Babacık. 3. Savaşçı, fatih. 4. Hun Türklerinin büyük imparatoru (400453).
Atkın Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.
Atlan Ata bin.
Atlas 1. Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2. Düz, havasız, tüysüz. 3. Büyük harita. 4. Atlas ok­yanusu. 5. Kuzey Afrika'da Fas, Ce­zayir'i geçerek Tunus Körfezi'ne ka­dar uzanan sıradağlara verilen ad.
Atlıhan Ata binmiş süvari Birleşik isim. Atlıhan: Alın­ca Hanın oğlu. Tatar'ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.
Attab Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valili­ği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.
Attar 1. Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2. İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3. Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.
Atuf Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah'a karşı sevgi du­yan.
Avcı l. Avlanan, av spo­ru yapan kişi. 2. Bir şeyi elde etmeye uğraşan. 3. Osmanlı sarayında şikariler diye adlandınlan askeri grup.
Avfi Arap düşünür (Bas­ra ? ) İhvanu'sSafa denilen İslam felsefe akımının kurucularından biri.
Avni 1. Yardımla ilgili, yardıma ait. 2. Fatih Sultan Mehmed'in şiirde kullandığı mahlas.
Avnullah Allah'ın yar­dımı Birleşik isim.
Avvad Ud çalan, udçu. Avvad (Tevfik Yusuf): Lübnanlı yazar, gazeteci. Diplomat.
Ay 1. Yılın on iki bölü­münden biri. 2. Dört hafta, 2930, 31 günden oluşan zaman dilimi. 3. Kut­sal kitapta adı geçen kent. Kudüs'ün kuzeyi. 4. Dünyanın uydusu. Ay: Mı­sır kralı. Amarnada memurdu. Genç kral Tutank Hamon'un danışmanı oldu. Daha sonra o ölünce dul karısıyla evlenip tahta çıktı (İ.Ö. 1320)
Ayaba Muhammed Tapar'ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar'ı Oğuzların elinden tutsaklık­tan kurtarıp tahtına oturttu. Selçuklu­ları istila etmek isteyen Harizm Şah­lan uzun süre engelledi.
Ayalp Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.
Ayana Saygı.
Ayanoğlu Ayan: Açık, belirli. Ayan'ın oğlu.
Ayas 1. Dolunay, mehtap. 2. İskenderun Körfczi'nin batı kıyısında Ceyhan nehrinin ağzının vücuda ge­tirdiği Yumurtalık limanı veya Ayaş koyunun kuzeydoğu kenarında, Ada­na ilinin Yumurtalık ilçesinin idare merkezidir. Ayaş Paşa: Osmanlı sad­razamlarından birinin adı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ayaydın Ay ışığı, ay­dınlığı.
Ayaz Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk. Ayaz: Selçuklu emin (Öl. 1105).
Aybar 1. Gösterişli, hey­betli, görkemli. 2. Korku veren.
Aybeg Ay gibi temiz ve aydın yönetici, ileri gelen, bey. Abeg Kutbeddin (Öl. 1210): Delhi Memlükler Devleti'nin kurucusu. İslam'ın Ortaasya'da yayılmasında bü­yük başarılar gösteren, Gazne sultanı Muiziddin'le birlikte savaşıp onun ölümüyle Delhi sultanlığına gelen ün­lü komutan.
Aybek Put, sanem İsim olarak kullanılmaz.
Ayber Ay meyvası Er­kek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ayberk 1. Sağlam ay, sağlam kişilik. 2. Şimşek, ay'ın şim­şek gibi parlaklığı. 3. Yaprak, ay yap­rağı.
Aybige Büyük ay, dolu­nay Erkek ve kadın adı olarak kul­lanılır.
Aycihan Cihanı aydınla­tan ışık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ayçetin Zor, güç ay.
Aydemir Marangozla­rın kullandığı kavisli bir keser çeşidi.
Ayderusi Güney Ara­bistan'ın eski ve tanınmış bir derviş ailesinden olup (17221778) yılları arasında yaşamış, Hindistan, Mısır, Taif, Suriye ve İstanbul'a ziyaretler yapmıştır.
Aydın 1. Aylı gece, mukmin. 2. Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevver. 3. Açık, belli, or­tada, vazıh, aşikar, bahir. 4. Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5. Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevver. Kılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.
Aydınalp Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya Selçuklulan'ndan ünlü bir komutan.
Aydinç Cesur, aydın.
Aydıner (bkz. Aydın).
Aydıntan Şafak vak­ti.
Aydıntuğ (bkz. Ay­dın).
Aydolun Dolunay, mehtap.
Ayetullah 1. Allah'ın ayetleri. 2. Özellikle Şii mollalarının kullandığı isimlerdendir. Allah'ın göndrermiş olduğu yasalar ve emirler. 3. Mucizeler, hikmetler. 4. İz, nişan.
Aygut Karşılık, müka­fat.
Aygutalp (bkz. Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk ko­mutan. Osman Gazi'nin silah arkada­şı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Ka­ra Ali'nin babası. Yıldırım Bayezid'le birlikte Timur'a esir düşen Timurtaş Paşa'nın dedesi.
Ayhan Ay sahibi, ay hakimi. Oğuz Kağan Destanı'na göre, Oğuz'un altı oğlundan biri. Efsanede bahsedilen, Oğuz'un ışıktan doğan ka­rısından olan 3 oğlundan biri. Ay­han'ın 4 oğlu 24 Oğuz boyunun 4'ünü oluşturur. Bunlar Bozoklu soyudur.
Aykaç 1. Söyleyen, ko­nuşan. 2. Akıl veren. 3. Ozan, şair.
Aykan Soylu, asil, te­miz kişi.
Aykut 1. Kutlu, uğurlu ay. 2. Karşılık, mükafat.
Aykutalp Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren ba­hadır.
Ayman Ay gibi güzel, ışıklı kimse.
Aymete (bkz. Mete).
Aymutlu (bkz Mut­lu).
Ayndilge Pınar, su, kaynak AntakyaHalep arasında, Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu kaynak dolayısıyla önemli yerleşim bölgesi olmuştur Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ayni 1. Ayn'a ait. 2. Pınar, kaynak, göz. 3. Karşılığı mal olarak ödenmiş. elAyni, (13601451) yıllan arasında yaşamış İslâm âlimi.
Aynşems 1. Güneş kaynağı. 2. Mısır'da bir kasaba. 3. Bir cins de­ğerli taş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Aynüddevle 1. Dev­letin gözü. 2. Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah'ın oğlu.
Ayral Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişikErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Aysal Ay gibi, ay'a ben­zeyen Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Aysan Ay gibi, ay yüzlüErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Aysev Ay gibi sevgiliErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Aysungur (bkz. Sun­gur).
Ayşan Ay gibi şanlı, gör­kemli, parlak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Aytaç Başa takılan ay şeklinde taç.
Aytek Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanılmış­tır).
Aytekin Ay şehzade­si, ay prensi.
Aytigin (bkz. Tigin).
Aytolun 1. Dolunay. 2. Ay'ın ondördü gibi güzel.
Aytuğ 1. Mızrağın ucu­na yapılmış ayın üstüne yapılan tüy. 2. Tuğ, tüy, fars gibi.
Aytuna Erkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz. Tuna).
Aytunca (bkz. Tunca).
Aytün Ay ve gece.
Ayvaz 1. Arapça ivaz ke­limesinin bozulmuş şekli. 2. Eskiden kibar konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı Ermenilere verilen ad. Ermeni uşak. 3. Karagöz perdesinin belli başlı tip­lerinden biri. 4. Köroğlu destanında bir kahraman.
Ayzer 1. Altın renginde ay. 2. Ay'ın altın rengini aldığı an Er­kek ve kadın adı olarak kullanılır.
Azad l. Hür, serbest. 2. Kimseye bağımlı olmayan. 3. Kurtul­muş. 4. Müberra. 5. Zarif, nazikTürk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Azam En büyük, daha büyük, ulu. İmamı Azam Ebu Hanife: Hanefi mezhebinin kurucusu. Bü­yük alim ve müctehid.
Azameddin Dinin ulu­luğu, emaneti Türk dil kuralı açısın­dan "d/t" olarak kullanılır.
Azamet Büyüklük, ulu­luk.
Azer Ateş. İbra­him (a.s.)'in babası olduğu söylenir.
Azim 1. Büyük, ulu, ce­sim, iri, muhteşem. 2. Kuvvetli, şid­detli, derecesi yüksek. 3. Ehemmiyet­li, mühim, müthiş.
Aziz 1. Muhterem, sayın. 2. Sevgili. 3. Veli, evliya, ermiş. 4. Az bulunur. 5. Allah'ın izzetli kıldığı, mü'min Aziz (İmadettin Abulfeth Osman elAziz): Selahaddin Eyyubi'nin II. oğlu. Kardeşi elEfdal, Melik iken kendisi Şam'ı terkederek Mısır Eyyubileri hükümdarlığını ilan etti. Fakat daha sonra kardeşiyle barıştı.
Azizi Aziz'e ait XVI. yy.'da yaşamış Türk şairi. "Yedikuleli Azizi' lakabıyla tanınır. Asıl adı Mus­tafa'dır.
Azmi 1. Kasıt, niyetlilik ka­rar. 2. Kemikli. 3. Güçlü, kuvvetli. Azmi Pir Mehmet (1583): Şehzade Mehmed'in ve III. Mehmed'in hocalı­ğını yapmıştır.
Azmun Deneme, sına­ma, tecrübe.
Azraf 1. Zarif. 2. Pek in­ce, pek nazik. 3. Çok zeki.
Azref 1. Çok zarif, en zarif. 2. Çok zeki Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Azzam En büyük, en ulu. Abdullah Azzam: Afganistan İslâmî hareketinin siyasi liderlerinden. Bir suikast sonucu şehit olmuştur.
Baba 1. Kendi dölünden çocuğu olan erkek. 2. Birinci dereceden erkek akraba. 3. Koruyucu, velinimet. 4. Saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen unvan. 5. Ecdad, Ata. 6. Tekke büyüğü. 7. Zencilerde görülen saraya benzer bir hastalık Baba Oruç. Oruç Reis. Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa'nın lakabı.
Babür 1. Böbürlenme. 2. Hükümdar Babürşah. Zahirettin Muhammed (14831530). Hindistan'daki TürkHint İmparatorluğu'nu kuran kişi.
Badi 1. Rüzgara veya havaya ait. 2. Geçici. Badi Ahmed (18391908). Türk yazar ve şair.
Bağatur Cesur yiğit.
Bağdaş Yakın arkadaş, dost.
Bağış 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bağışcan (bkz. Bağış).
Bağışhan (bkz. Bağış).
Bağlam 1. Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, deste. 2. Bir koşuttaki dörtlüklerin herbiri. 3. Herhangi bir olayda, olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. 4. Dilbilgisinde, önce veya sonra gelen kelimeyi etkileyen belirleyen birim ya da birimler bütünüErkek veya kadın adı olarak kullanılır.
Baha 1. Güzellik, zariflik. 2. Parıltı. 3. Alışma, dadanma Bahailik mezhebinin kurucusu.
Bahaddin Dinin güzelligi. Dinin değerlisi Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Bahadır Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan'da hükümdarlık yapmış Türk lider.
Bahadırhan (bkz. Bahadır).
Bahaeddin (bkz. Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 17411794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.
Bahamra Irak'ta bir yer. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bahaullah Allah katında değer ve kıymet sahibi.
Bahir 1. Deniz, derya. 2. Yalancı, ahmak, alık. 3. Ekin sulayıcı, sulayan. 4. Belli, besbelli, açık, apaçık. 5. Işıklı, parlak, güzel. Bahir (Abdurrahman) İst. 16881746). Osmanlı dönemi kadılarından. Şair, bestekar.
Bahit Bahtı açık şanslı.
Bahra Timur devletinin güney sınırını koruyan eski bir sınır kalesi.
Bahri 1. Denize ait denize mensup, denizle ilgili. 2. Denizci, levent. 3. Tüyünden kürk olan, patkada denilen, gagası kaşığa benzer bir çeşit deniz ördeği.
Bahtever Şah Avrangzeb'in gözde kadınlarından biri.
Bahtı 1. Bahtla, kaderle ilgili. 2. Kimi Divan şairlerinin ortak mahlası.
Bahtiyar . 1. Bahtlı, talihli. 2. Mesud, mutlu. Bahtiyar (Ebu Mansur) (942978). Büveyhilerin hükümdarlarından biri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bakanay . – Gökyüzünde duran ay, açık seçik Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bakır l. İnceleyen, tetkik edip açıklayan. 2. Arslan. 3. Hz. Hüseyin'in Zeyne'lAbidin'den torununun adı.
Baki 1. Allah'ın isimlerindendir. Genellikle "abd" takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdülbaki). Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz. 2. Artan, kalan, geriye kalan. 3. Korunmuş. Baki: Ünlü Türk şairlerinden olup asıl adı Abdül­baki Mahmud'dur.
Bakyazı Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bala 1. Çocuk yavru. 2. Yüksek, yüce, yukarı, (bkz. Ali). 3. Azat. 4. Yedek atı.
Balaban 1. Çocuk bekçisi. 2. Gürbüz canlı, cüsseli, insan veya hayvan. Balaban: Gıyasu'dDin Uluğ Hanın IV. yy. başlarında Aybek tarafından İltutmuş'dan sonraki en büyük hükümdar.
Balaman (bkz. Balaban).
Balamir Eski bir Türk kağanı. (IV. yy.) Alanları ve Ostrogotları yenerek batıya sürdü.
Balatekin (bkz. Balaban).
Balcan (bkz. Baldan).
Baldemir Güçlü, kuvvetli, şirin.
Baler Tatlı dilli, cana yakın kimse.
Balım . 1. Kardeş. 2. Çok sevgili, samimi arkadaş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bali Eski, koca, köhne.
Balibey Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni'nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.
Balisoy Eski, köklü soydan gelen.
Balk Şimşek.
Balkan 1. Sarp ve ormanlık sıradağları. 2. Avrupa'nın güneydoğu bölgesine verilen isim. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Romanya'yı içerir.
Balkar 1. Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir Türk boyu. Kıpçaklann bir kolu. 2. Bu boya mensup kişi.
Balkı . 1. Parıltı, ışık. 2. Güzel parlak, süslü. 3. Şimşek Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Balkır Parıltı, ışık, şimşek. Balkır Rıza: (Öl. 1945). Türk Karagöz oyunu ustası.
Balkoç (bkz. Balkı).
Balsan (bkz. Balım).
Bangu 1. Haykırış, bağırış. 2. Gökgürültüsü, yankı.
Barak Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yaşarlar Barak Han: Çağatay hükümdarı (12661271).
Baransel (bkz. Baran).
Baray Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.
Barbaros Kırmızı sakal. BabaOruç. Türk denizci kaptanı derya. Oruç Gazi'nin İtalyanlarca meşhur olan ismi. Kanuni döneminde yaşayan ünlü denizci. Barbaros Hayrettin olarak bilinmekte.
Barık 1. Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2. Yeşillik, çayırlık yer.
Barıkhan (bkz. Barık).
Barım Varlık, servet, zenginlik.
Barın 1. Bütün, hep. 2. Güç kuvvet. 3. Göğüs. 4. Moğol devrinde Orta Asya'da büyük beyliklerden biri.
Barış 1. Savaşsızlık durumu. 2. Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh. 3. Dirlik, düzenlik.
Barışcan (bkz. Barış).
Barik 1. Parıldayan. 2. Nazik, dakik, ince. Fikri Barik İnce düşünce.
Barkan . 1. Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle. 2. Hareketli kumul Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Barkın Yolculuk eden, yolcu gezgin.
Barlas Kahraman, savaşçı.
Bars l. Kaplana benzeyen yırtıcı hayvan. 2. Arı oğuluİsim olarak kullanılmaz. Barsbay: (elMelikü'1Eşref (Öl. 1438). Mısır Memluklan sultanı. Çerkez hanedanındandır.
Bartu En eski Türk kağanlarından biri.
Basir 1. Göz. 2. Görme. 3. Allah'ın sıfatlarından, herşeyi gören ("Abd" takısı almadan kullanılmaz).
Basri Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan'ı Basri'ye izafeten kullanılmıştır.
Başar Başarılı ol, işi sonuçlandır.
Başarman Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.
Başay Birinci, ilkay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Başbuğ Başkumandan, hükümdar Eski Türklerde orduya kumanda eden hükümdar veya komutanlar..
Başeğmez Buyruk altına girmeyen, kişilikli.
Başer (bkz. Başar).
Başir 1. Müjdeci. 2. Güler yüzlü, mesut, mutlu. (bkz. Beşir).
Başkaya – Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.
Başkaynak İlk kaynak. Ana kaynak.
Başkur Türk çadırlarının çevresindeki kanatlan örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.
Başkurt Ural dağlan bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak kolundan olan bir boy. Asıl ismi Başkırt'tır. Ural dağlannın güneyinde yerleşiktirler
Başkut Kutlu, talihli kimse.
Başok Önde olan yiğit.
Başol Başta ol, önder ol.
Başöz Önemli soydan gelen.
Başsoy (bkz. Başöz).
Baştugay (bkz. Başok).
Baştuğ (bkz. Başman).
Batıboy Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.
Batıhan (bkz. Batı).
Batı Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkeler. Erkek ve kadın adı, birleşik isim yapılarak kullanılır.
Batır Yiğit, kahraman, bahadır.
Batıray (bkz. Batır).
Batırhan (bkz. Batır).
Battal 1. Cesur, kahraman. 2. Pek büyük. 3. İşe yaramaz, hantal. 4. İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans'a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.
Batu Üstün gelen, gücü yeten, galip.
Batuğ (bkz. Batu).
Batuhan Altınordu devletinin kurucusu (12041255). Cengiz Han'ın torunu.
Batur Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.
Baturalp Yiğitler yiğidi.
Baturay (bkz. Batur).
Baturhan (bkz. Batur).
Baver Tasdik, inanma. Sağlam, pek doğru.
Bayar 1. Ulu, yüce saygın, soylu. 2. Ekilmemiş toprak.
Bayazıd (bkz, Bayezid).
Baybars Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (elMelikü'lZahir Rüknettin). (1223 Şam 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.
Baybaş Zengin, ileri gelen, saygın.
Baybek (bkz, Baybaş).
Baybora Fırtına.
Baycan (bkz. Baybaş).
Bayça Zengin, varlıklı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Baydak Bayrak.
Baydan Şımarık, gururlu, kendini beğenmiş.
Baydar Kırım yarımadasında Sivastopol şehrinin güneyinde tartada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür.
Baydır Güçlü, kuvvetli.
Baydu İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.
Baydur Güçlü, kuvvetli, cesur.
Bayduralp (bkz. Baydur).
Bayer Zengin, varlıklı kimse.
Bayezit Çeşitli zamanlarda yaşamış Osmanlı şehzadelerinin genel adı. Bayezit l. (Bursa 1360Alaşehir 1403). Yıldırım, Osmanlı padişahı. I. Murat'ın Gülçiçek Hatun'dan olma oğlu.
Baygüç Zengin ve güçlü kimse.
Baykan (bkz, Baygüç).
Bayındır İmar edilmiş, mamur.
Baykal Yaban kısrağı Orta Asya Türk ülkelerinde yaşar.
Baykam Hekim, doktor.
Baykan Bay soyundan, zengin. Baykan (XIV. yy. Kars). Türk halk şairi. Timur'un 1386'da Kars'ı Karakoyunlular'dan alması üzerine ünlü bir destan yazdı. AnadoluAzerbaycan sahasının en eski aşığıdır.
Baykara 1. Helak olma, mahvolma. 2. Böbürlene böbürlene, salınarak yürüme. 3. Malı çok olma. Baykara: Timuroğullan şehzadesi. Timur'un torunu Şeyh Ömer'in oğludur.
Baykoca Varlıklı, saygın.
Baykurt (bkz. Baykoca).
Baykut Kutlu talihli.
Baykutay (bkz. Baykut).
Bayman Varlıklı, saygın.
Bayram 1. Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günler.
Bayrı Çok eski zamanlarda var olmuş, eskiden beri var olan.
Bayru (bkz. Bayrı).
Bayrualp (bkz. Bayru).
Bayruhan (bkz. Bayru).
Baysal Soylu, ünlü kişi.
Baysan Zengin, tanınmış.
Baysu (bkz. Baysan).
Baysungur Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase'dDin Baysungur. Timur'un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.
Baytal 1. Kısrak. 2. Bayır, yokuş.
Baytekin (bkz. Baytal).
Baytugay (bkz. Tugay)
Baytüze (bkz. Tüze).
Baytüzün (bkz. Tüzün).
Bayülken (bkz. Ülgen).
Bedahşan Amuderya'nın kaynağı olan Perc'in yukarı mecrasının sol sahilindeki dağlık memleket Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bedayi Eşi benzeri olmayan güzel, mükemmel, yeni şeyler.
Bedel . 1. Değer, kıymet. 2. Bir şeyin yerine verilen, yerini tutan şey, karşılık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bedi 1. Bir şeyi örneği olmadığı halde meydana getiren. 2. Yoktan vareden. Allah'ın 99 isminden birisidir. 3. Söz estetiği, halin muktezasına uyan delilleri açık şekilde belirtme ve sözü güzelleştirme yollarına ait bilgiler toplamı. 4. Güzel, güzellik. Bedi b. Mansur. Hanefi fıkıh alimi (Sivas1223). ElBahru'1Muhit adlı bir fıkıh eseri vardır.
Bedid Meşhur, görünür, açık meydanda. (Hüveyda).
Bedih Şan ve şerefi büyük olan.
Bedihi Besbelli, açıkapaçık.
Bedir Dolunay, ondört gecelik ay.
Bedirhan İleri görüşlü, aydın lider.
Bediüzzaman 1. Zamanın harikası. 2. Asrın mükemmel insanı Daha çok lakab olarak kullanılır Bediüzzaman Said Nursi: Son devrin meşhur müslüman alimlerindendir. Hayatının önemli bir kısmı İslami düşüncelerinden ötürü hapislere girip çıkmakla geçti. Risalei Nur Külliyatı'nı telif etmiştir.
Bedreddin 1. Din'in nuru, ışığı. 2. Dinin aydınlığı, dinde bilgelik. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Bedri 1. İçi altın dolu kese. Bedri Dilşan b. Mehmed b. Oruç b. Gazi b. Şeban: (XV. yy. il yarısı) Türk şairlerinden. Murat II. adına yazdığı Murat namesi ünlüdür. 2. Ayla ilgili, ayın ondördü gibi güzel.
Bedrulcemal 1. Ay yüzlü. 2. Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (10131094).
Bedük Büyük, yüce, gösterişli, önemli.
Behçet 1. Sevinç. 2. Güzellik, güleryüzlülük. 3. Şirinlik. Bu kelime Kur'anı Kerim'in Neml suresi 60. ayetinde geçmektedir.
Behiç Şen, güzel, güleryüzlü adam. Kur'anı Kerim'de adı geçen kelimelerdendir (bkz. Hac, ayet 5).
Behişt 1. Cennet. 2. Uçmak.
Behlül 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. 3. Bir İslam sofisi, Behlüli Dana. Harun erReşid'in kardeşinin adı olup, delice hareketleriyle meşhur olmuştur.
Behman 1. Filan filanca. 2. Fars takviminde 11. ay'a ve her ayın 2. gününe delalet eder.
Behmar Çok ziyade, fazla Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Behmenyar İbn Sina mektebine mensup ve Arapça telifleri olan filozof. (XXI. yy.). İbn Sina'nın kitaplarını şerhetmişir.
Behnan Güleç, güleryüzlü, iyi huylu ve daima gülen adam.
Behram 1. Merih yıldızı. 2. Her ayın 20. gönü. 3. Acem pehlivanlarından birinin adı. 4. İran hükümdarlarından birkaçının adı ki en meşhuru yaban eşeği avına pek düşkün olan "Behram Gûr"dür.
Behramşah 1. (bkz. Behram). 2. Gazne sultanı. 3. Kirman Selçukluları hükümdarı.. 4. Eyyubilerin büyük şairi.
Behzad Ressam, minyatürcü Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Bekata İleri gelen, saygın. Soylu, isim yapmış sülaleden.
Bekbars (bkz. Bekata).
Bekdemir (bkz. Bekata).
Bekdil 1. Doğru sözlü, mert. 2. Gönlü zengin. Baygönüllü.
Bekil Yakışıklı, süslü delikanlı, genç.
Bekir 1. Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen kimse, bakir. 2. Yeni doğmuş. 3. Öncesi, İsmaili zümresine ait büyük bir Arap kabilesi.
Bekriye 1. Her şeyin evveli, ilk çocuk. 2. Genç ve taze kız. 3. Dişi deve yavrusu.
Beksan 1. Tanınmış, ünlü, saygın. 2. Bey ünvanı taşıyan.
Bektaş 1. Akran. 2. Eş, müsavi Bektaşi: Hacı Bektaş Veli tarikatına mensubolan kişi, Horasan'da gelip Anadolu'ya yerleşen Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğu ileri sürülen tarikata mensup ilk zamanlan bilinmeyen bu tarikat, sonradan batıni bir hüviyet kazanmıştır.
Bektöre Güçlü, değişmez töreleri olan, törelerine bağlı.
Bel'am 1. Terbiyesiz, aç gözlü, pisboğaz, obur. 2. Hz. Musa hakkında İsrailoğullarını kandırarak yalan söyleyip dünya menfaatından ötürü gerçeğe sırtını dönen, bilge olmasına rağmen küfrü tercih edip Hz. Musa'ya beddua etmesiyle tanınmış olan "Bel'am b. Baura" adında İsrail kabilesinden bir zatın adı. İsim olarak konulmaz.
Belazuri II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.
Belek 1. Hediye, armağan. 2. Selçukluların Dersim, Gere, Harput ve Halep emiri.
Belen 1. Dağ beli, dağın aşılacak yeri, dağlık yer. 2. Akdeniz bölgesinde İskenderun'da Suriye'nin Kuzeye ulaşan büyük yolun Amanos dağlarım aştığı geçit üzerinde bulunan kasaba Erkek ve kadın adı ola­rak kullanılır.
Belge Bir gerçeğe tanıklık eden şey.
Belhi Belh şehrine mensup (Afganistan) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Beliğ 1. Fasih ve düzgün konuşan. 2. Açık, yeterli, tam.
Bende . 1. Bağlanmış kimse, tutsak. 2. Kul, köle. 3. Yürekten bağlı. 4. Büyük aşkla seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bender Deniz veya büyük nehir üzerindeki liman. Ticaret limanı.
Bengi Sonu olmayan, hep kalacak olan, sonsuz, ebedi.
Bengialp (bkz. Bengi).
Bengisan (Bengi).
Bengisoy (bkz. Bengi).
Bera 1. Fazilet. 2. Seçkin olma vasfı. 3. Olgunluk. elBera' b. Azib: Ashabdandır. (Küfe691). Bedir gazası dışında bütün savaşlara katıldı. Rey ve Kazvin'i fethetti. Kufe'de vefat etti.
Berat . 1. Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2. Osmanlıda bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Berca Yerinde tam doğru ve münasip Kadın ve erkek adı olarak kullanılabilir.
Beren Güçlü, kuvvetli, akıllı.
Bergin (bkz. Berkin).
Berhuz Dağarcık, torba.
Beri 1. Salim, kurtulmuş. 2. Temiz, Arınmış.
Berid 1. Haberci. 2. Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.
Berk 1. Sağlam, kuvvetli. 2. Katı, sert. Şiddetli. 3. Hızlı. 4. Orman. 3. Arı, şimşek, yaprak.
Berka Kuzey Afrika'da eski bir şehir Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
Berkan 1. Şakıma, parıldama. 2. Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.
Berkant Güçlü, bozulmaz, yemin.
Berkay (bkz. Berk).
Berke 1. Kama. 2. Altınordu hükümdarı. Cengiz Han'ın torunu ve Cuci'nin 3. oğludur.
Berkel güçlü el.
Berker Güçlü, sağlam kişilikli.
Berki Şimşek gibi parlak.
Berkin Sağlam güçlü kuvvetli.
Berkkan Güçlü soydan gelen.
Berkman Güçlü, sağlam, kişilikli.
Berksan Güçlü tanınan kimse.
Berksoy (bkz. Berksan).
Berksu Soğuk ve keskin su.
Berkün Sağlam, güçlü tanınmış.
Berk Yaruk Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah'ın oğlu.
Berna Genç delikanlı, yiğit Kadın ve erkek için kullanılır.
Berra Doğru sözlü, hayır işleyen kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Berter Üstün, yüksek nitelikli, değerli.
Berzali Ebu'lKasım b. Muhammed Arap tarihçilerindendir.
Berzen Yöre, mahalle, yol Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Besalet Korkusuzluk, yüreklilik Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Besim Güleryüzlü, güleç adam.
Beşareddin Dinin müjdesi. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Beşir 1. Müjde getiren müjdeci. 2. Güleryüzlü güleç adam. Kur'ani bir kavramdır. İnsanlara Allah'ın emir ve nimetlerini, cennet ve mükafatı haber veren peygamberler ve Kur'an için kullanılmıştır.
Betik Yazılı olan şey, yazılmış yapıt.
Betim . 1. Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde, söz ya da yazıyla anlatma, tasvir. 2. Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.
Betülay (bkz. Betül).
Beyan . 1. Bildirme, söyleme, açıklama. 2. Belagat ilimlerinden ikincisi. 3. Belli apaçık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Beyati 1. Gece uyuma, gece iş görme, geceyi işiyle geçirme. 2. Türk müziğinin en eski makamlarından olup, hala kullanılmakta olan bir makamdır.
Beyazıt Ebu Yezid, Yezid'in babası, kısaltılmıştır Arapça'dan Türkçeleşmiş.
Beybolat Çelik gibi güçlü, saygın kimse.
Beybars (bkz. Baybars).
Beycan (bkz. Beybolat).
Beyhak Horasan'ın Nişabur eyaletinde bir bölge.
Beyhaki elBeyhaki: Arap müellifi olup muhaddis ve Şafii fakihlerindendir.
Beykal (bkz. Beycan).
Beykan (bkz. Beycan).
Beyrek 1. Çok nazik, efendi, bey. 2. Hüzünlü.
Beysan (bkz. Beycan).
Beytöre Baş adet, adetleri yerine getiren.
Beyzade 1. Beyoğlu. 2. Soylu kimse Farsça'dan birleşik isim olarak Türkçeleştirilmiştir.
Beyzavi Beyzavi (Abdullah b. Ömer). İran'da yaşamış Tefsir ve Kelam alimi. Şafii mezhebindendir. Tefsirin yanında fıkıh usulü, kelam ve irab hakkında eserler vermiştir.
Bican 1. Cansız, ruhsuz. 2. Canını esirgemeyen, şehit.
Bidil Hindistan'da yerleşmiş Farsça yazan büyük Türk şairi.
Bike Benzersiz, eşsiz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bilad Şehirler bölge, eyalet, memleket isimlerini ifade için terkiplerde kullanılır.
Bilal Su gibi ıslatan, ıslatış, ıslaklık. Bilal b. Raba: İslamın ilk müezzini, Habeş asıllı olup İslamı köle olarak ilk kabul edenlerden birisidir.
Bilan Süslü ve işlemeli kılıç kemeri.
Bilay Ay gibi asil ol Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bildar 1. Bel, belleyen, yer kıran, kürek çeken. 2. İstihkam neferi.
Bilek Güç, kuvvet.
Bilen Bilgili, görgülü, anlayışlı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bilgealp (bkz. Bilge).
Bilgehan Göktürk hakanı (683734). Babası Kutluğ İlteriş Han'dır.
Bilgekağan (bkz. Bilge). Bilge Kağan (683734). Göktürk hakanı. İkinci Göktürk hanedanlığının kurucusu.
Bilgekan Bilgin soydan gelen.
Bilger Akıllı, bilgili, bilge, bilgin.
Bilgin Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır)Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bilkan Bilgili.
Bilmen Bilen, anlayan, bilgili.
Biltay (bkz. Bilmen).
Binali Ali'nin oğlu.
Binalp Yiğitler.
Binkan Soylu kanlar.
Bintuğ (bkz. Binkan).
Birant 1. Özel, tek yemin. 2. Özelliği olan yemin.
Birat 1. Asil, soylu, bir aileye mensup. 2. İlk erkek çocuğa verilen isim.
Bircan Tek, eşsiz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Birdal Bir tane, tek dal.
Birge 1. Kamçı. 2. Birlikte, beraber.
Birgit Birleşik, birleşmiş, birlik almış.
Birgivi Birgivi: Büyük din ve dil alimi (d. 1522) İmam Birgivi lakabıyla şöhret olmuş, vasiyetnamesi ve ilmihali o dönem halkının ihtiyacını karşılamıştır.
Birhan Tek yönetici.
Birkan Soylu.
Birke . 1. Büyük havuz. 2. Gölcük. 3. Göğüs Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Birma Çin Hindi'nde bir yer. Birmanya diye de tanınır. Birmanya müslümanları ülkelerinin % 30'una ulaşmışlardır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Birmen Tek olan, benzeri olmayan kimse.
Birol Tek ad, bir ol.
Birtan Bir tane, tek.
Birun 1. Dışarı. 2. Dış harici. 3. Osmanlı Devleti'nde saray dışında vazifeli memurlar.
Birûnî Reyhan Muhammed b. Ahmed elBiruni: Büyük İslam bilgini (973Gazne 1048). İbn Sina'dan ders altı. Hindistan'a gitti. Sanskritçe öğrendi. Pozitif ilimlerin hepsiyle ilgilendi ve bu konuda birçok kitap yazdı.
Bistami (bkz. Bistem) Bayezid Bistami: Ünlü mutasavvıf, hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir.
Bistem Horasan eyaletinde ElBürz eleklerinde bir şehir. Hüsrev 2. Pervizin dayısı Bistam tarafından kurulduğu için bu ismi almıştır. Elmaslanyla ünlüdür.
Bişar 1. Esir tutsak. 2. Altın, gümüş kakmalı işlemeler. 3. Saçılan şey, saç. 4. Güçsüz, dermansız.
Bişr Güler yüzlü kişi, güleç, sevimli. Bişr b. Bera': Sahabedendir. Babası Bera' b. Marun Akabe beyatına katılanlardandı. Bişr, iyi bir savaşçı ve okçuydu. Yahudi bir kadının verdiği zehirli eti yiyince zehirlenerek şehid oldu.
Boğaç Küçük yaşta boğa öldürdüğü için kendisine bu ad verilen, Dede Korkut hikayelerindeki bir kahraman. Dirse Han'ın oğlu.
Boğaçhan (bkz. Boğaç).
Boğataş Ünlü Türk beylerinden biri.
Bolgan Eski Türk adlarından.
Bolhan (bkz. Bolgan).
Bora Araziden çıkan şiddetli rüzgar.
Boran Rüzgar, şimşek, gökgürültüsü, sağanak yağmurun birlikte olduğu iklim hadisesi. Boran Hatun: Emevi halifesi Me'mun'un zevcesi.
Boranalp (bkz. Boran).
Boratay (bkz. Boran).
Boyla Bağa Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk'a verilen unvan olarak geçer.
Boyla Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata'nın ünvanı olarak geçer.
Boylan Kibirli, mağrur.
Boyraz Kuzey rüzgarı.
Boysan Uzun boylu, yakışıklı delikanlı.
Boysel Uzun boylu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bozan Büyük Selçuklu Emiri. Selçuklu Sultanı Melikşah'a büyük yardımları dokundu. Kazanılan birçok zaferde etkin rol oynadı.
Bozbey Kır beyi, gri.
Bozbora Fırtına.
Bozdoğan Bir şahin türü.
Bozer Beyaz tenli.
Bozkaya (bkz. Bozer).
Bozkurt Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.
Bozun 1. Büyük Selçuklu emirinin adı. 2. Sürülmemiş tarla.
Bozyel Yağmur getiren lodos rüzgarı.
Bozyiğit (bkz. Bozer).
Böke 1. Kahraman, güçlü kimse. 2. Önder, başkan, reis. 3. Kabadayı, cesur efe. 4. Güreşçi, pehlivan.
Börçetin Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon'dan kurtaran demircinin adı.
Böritigin Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir'e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).
Budak 1. Ağacın dal olacak sürgünü. 2. Dal. 3. Dalın göv­de içindeki sert bölümü.
Budun Halk, kavim, ahali.
Budunalp (bkz. Budun).
Buğra 1. Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. 2. Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı.
Buğrahan 1. X. yy.'ın başlarında Orta Asya'daki yağma boyundan çıkan ve ilk İslam devletinin Türk hükümdarlarının birçoğuna verilen ünvan. 2. İliğ ve Karahanlı sülalesinden birçok hükümdarların unvanıdır Tarık Buğra, Saltuk Buğra.
Buhri 1. Tütsüye ait. 2. Denize ait.
Buhtan Yalan, iftira İsim olarak kullanılmaz.
Buka 1. Ülke, yer. 2. Büyük bina. 3. Ben, benek Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Buka Han: Altınordu devletinin Bayagut boyundan Nogay Yarguçi adlı prensin oğlu.
Bulak Kaynak, pınar, çeşme.
Bulgar Olgun, bilgili, görgülü, hoşgörülü kimse.
Bulut Su buharlarının yoğunlaşmasıyla meydana gelen ve gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Bumin Göktürk devletinin kurucusu (Öl. 552). Avarlarla arası açılınca, savaşarak onları çökertti ve merkezi Ötüken olmak üzere Göktürk devletini kurdu (552). Aynı yıl öldü.
Buminhan (bkz. Bumin).
Burak BerkYıldırımdan türetilmiştir Hz. Muhammedin Mirac'daki bineği. Kur'an'da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden.
Burç 1. Süryanice Burgus kelimesinin Arapçalaştınlmış hali. 2. Kalenin köşelerine yapılan daha yüksek ve daha kalın çıkıntı kule. 3. Yuvarlak bina. 4. Güneşin ayrıldığı oniki kısımdan herbiri. 5. Tek hisar.
Burçak Baklagillerden, taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Burçhan (bkz. Burç).
Burhan 1. Delil hüccet. 2. Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran delil. 3. İlahi aydınlık.
Burhaneddin Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin elBuhari (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. elMuhit elBuhari'dir Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Burkan Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad İsim olarak kullanılmaz.
Burkhan Put, heykel, Buda heykeli İsim olarak kullanılması yanlıştır.
Buyan . 1. Mutluluk, uğur, talih. 2. İyi biliş, sevab Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Buyruk 1. Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı güç. 2. Egemen. 3. Emir. 4. Kendi başına hareket eden.
Buyrukalp (bkz. Buyruk).
Bülent Yüce yüksek, ala, ulu.
Bünyamin Yakub peygamberin en küçük oğlu.
Bürge Bir yerde duramayan canlı, taşkın kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Burkan Yanardağ, volkan.
Cabbar (bkz. Cebbar).
Cabgu 1. Efendi, 2. Bey. 3. İleri gelen, saygın kimse.
Cabir 1. Cebreden, zorlayan. 2. Galip gelen. 3. Aziz ve kuvvetli olan. Allah'ın hükümlerini uygulamada güç kullanan. 4. Kırıkçı, kırık sancı. Cabir b. Abdullah b. el Ensari: Sahabedendir (603697). Birinci Akabe Bey'atından sonra müslüman oldu. Rasulullah'ın bulun savaşlarına katıldı. Sahabenin bilginlerindendi. Kendisinden çok sayıda hadis rivayet edilmiştir.
Cafer Küçük akarsı. Çay. Cafer b. Muhammed: Lakabı esSadık olup 12 imamın 6.'ncısıdır. Muhammed b. elBakır'ın yerine imamete geçmiştir. Caferi Tayyar: Hz. Alinin kardeşi olup, Mute savaşında bayrak tutarken iki elini de kaybederek şehid olmuştur. Bugün Mute civarında kabri bulunmaktadır.
Cahid Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur'anı Kerim'de "cihad et". "Allah yolunda savaşa çık" anlamında kullanılmıştır Dil kuralında "d/t" olarak kullanılmaktadır.
Cahiz 1. Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2. Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmıştır Cahiz b. Ebu Osman, Basra Mutezile kelamcılarının ileri gelenlerinden. Bir köle olduğu halde ilimde ilerlemiş ve devrinin ünlü simalarından olmuştur.
Caiz 1. Geçer. 2. Caiz, İslam'ın mumaleta taalluk eden 5 ahkamından biridir. 3. İşlenmesi, yapılması "müsaade alınabilir" anlamında olup, şeran yasaklanmayan her fiili içerir.
Calib Çekici, celbedici, cazib.
Calp Güçlü, kuvvetli, gayretli.
Calut Calut, Ad ve Semud kavimlerinin soyundandır. Hz. İsmail'den evvel bir müddet Beni İsrail'e hükümdar oldu. Onlara zulmetti. Filistin'de yaşayan Berberilerin krallarına Calut adı veriliyordu. Filistinlilere yaptığı zulümden dolayı Hz. Davud tarafından öldürülmüştür. Kur'anı Kerim'da üç yerde ismi geçmektedir (elBakara, 249250251). İsim olarak tercih edilmez.
Cami 1. Derleyen, toplayan. 2. İçine alan. 3. Cuma namazı kılınan mescid. 4. En az sekiz bablık hadis kitabı Molla Cami: İranın XV. asırda yetişmiş büyük mutasavvıf, mütefekkir, alim ve şairi. Asıl adı Mevlana Nureddin Abdurrahman b. Nizameddin'dir. Birçok manzum ve mensur eserleri vardır.
Can 1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.
Canal . 1. Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Canalp Özünde yiğitlik, güçlülük olan kimse. Cana yakın yiğit.
Canay Ay gibi temiz, saf, parlak kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Canaydın Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.
Canbek 1. Özü pek. 2. Güçlü kişilikli kimse. Canbek Giray (15681636): Kırım hanı. Devlet Giray'ın torunu. Şakay Mübarek Giray'ın oğlu. Selamet Giray'ın son zamanlarında kalgay (veliaht) oldu. Arkasından han oldu. IV. Murat tarafından Rodos'a sürüldü.
Canberk Güçlü, sağlam kimse.
Canbey Canım gibi sevgili.
Canbulat Canbulat enNaşirî. Mısır Memlûk sultanı. Yaşbekin kölesiydi. Yaşbek, Canbulat'ı Sultan Kayıtbay'a sattı. Kayıtbay kendisine önemli görevler verdi. Halep ve Şam valiliğine kadar yükseldi. 1500 yılında sultanlığı ele geçirdi.
Candaner İçten, samimi, dost kimse.
Candar 1. Silah taşıyan, can ve dar isimlerinden müteşekkil birleşik isim. 2. Osmanlı'da, hassa askeri, kılıç askeri, idam hükümlerini infaz eden kimse. 3. Jandarma. Muhafız.
Candeğer Uğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen.
Candemir Özü güçlü, demir gibi sağlam kişilikli.
Candoğan Cana doğan.
Canel İçten uzatılan el, dostluk eli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Caner Delikanlı, genç, dinamik Can ve er kelimelerinden birleşik isim.
Canfeda Canını veren, özverili kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Canfeda Hatun: III. Murad'ın annesinin en gözde cariyesiydi. Harem kethüdalığına getirildi ve sarayda büyük nüfuz kazandı.
Canfer 1. Aydın bilgili. 2. Güçlü saygın.
Cangiray (bkz. Giray).
Cangün Doğduğu gün çok sevinilen kimse.
Cangür Canlı, neşeli kimse.
Canib Ön taraf, cihetTürk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Cankan Soyu temiz, asil kimse.
Cankut 1. Kişinin mutluluğu talihi, şansı, uğuru. 2. Mutlu talihli kimse.
Canol Canım ol, can gibi içten ol.
Cansal (bkz. Can)Can ve sal kelimelerinden birleşik isim.
Cansen Sen cansın, sevilensin Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Canser (bkz. Can) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Cansoy Asil, soylu, cana yakın.
Cansun (bkz. Cansu)Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Cantekin Tek can, eşsiz can.
Cantez Tez canlı, aceleci.
Cantürk İyi hasletlere sahip Türk.
Canver Canlı, haşere.
Carullah Allah'a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim.
Cavid Baki, daimi, ebedi.
Cavit (bkz. Cavid).
Cazim 1. Kesin. 2. Kesin kararlı. Cazim Mehmed: Türk şair (1725).
Cebbar 1. Cebreden, zorlayıcı. 2. Kuvvet, kudret sahibi Allah, Allahın isimlerinden. 3. Becerikli. 4. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi.
Cebe 1. Zırh. 2. Osmanlıda silah ihtiyacını karşılayan aracın adı. Cebeci ocağı, Yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla ilga edilmiş, kaldırılmıştır. Cebe Ali Bey: Türk komutan (XV. yy.) İstanbul'un fethine kendi sipahileriyle katıldı. Ele geçirdiği kapı kendi adıyla anıldı. Cibali kapısı.
Cebel 1. Dağ. 2. Tarıma elverişsiz arazi.
Ceberut İbranice "kudret" anlamına gelmektedir. Yeni Eflatuncu filozoflar ile işraki felsefesine tabi olan mutasavvıflara verilen ad.
Cebir 1. Zorlamak. 2. Düzeltme, onarma. 3. Kırık veya çıkık bir kemiği yerleştirip sarmak.
Cebrail 1. Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2. Cibril, İbranice Allahın kulu. 3. Az çok zorla olgunlaştırmak. Cebrail b. Ömer. Batı Karahanlı hükümdar (10991102).
Cedis Arabistanın yerli kabilelerinden birinin adı.
Cehdi Uğraşan, çalışan. Çaba ve gayret gösteren.
Cehid Çalışma, çabalama, uğraşma Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Cehm Cehm b. Safvan: İslam kelamcısı. Mürcie ve Mutezile kelamından kendisine ait inanç kaidelerini belirleyerek özel bir akım geliştirmiştir. Öğrencileri II. yy.'a kadar Cehmiye inancını taşıyarak, Tirmiz'de yaşadılar. Daha sonra Eş'ariye mezhebine girmişlerdir.
Cehven Kurtuba'da yerleşmiş, birçok alim, fakih, vezir yetiştirmiş meşhur bir Arap ailesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Celadet . 1. Gözüpeklik. 2. Yiğitlik. 3. Kahramanlık.
Celal 1. Büyüklük, ululuk azamet. 2. Hiddet, öfke. 3. Allah'ın "Kahhar, cebbar, mütekebbir" gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur'an'da Rahman suresi 27, 78. ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.
Celaleddin 1. Dini savunan. 2. Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılmaktadır.
Celasun 1. Kahraman, cesur, atak, delikanlı, yiğit. 2. Genç sağlıklı, gürbüz.
Celayir Moğol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamıştır. Celayirliler devleti, kendisine İlhanlılar devletini örnek almıştır.
Celil 1. Büyük, ulu. (bkz. Celal). Allah için sıfat olarak kullanılır. 2. Osmanlı devletinde vezir ve müşir rütbelerinde bulunanlara hitapta bu sıfat kullanılırdı. 3. Güzel sanatlarda bir yazı stili.
Celilay Ulu, yüce ayErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Celvet 1. Yerini yurdunu terk etmek. 2. Tasavvufta, kulun, Allanın sıfatlarıyla halvetten çıkışına ve fena fillahda fani oluşuna denilir. Celvetiye; Aziz Mahmud Hüdayi'nin kurduğu tarikatının adı.
Cem 1. Toplama, biraraya getirme, yığma. 2. Hükümdar, şah. 3. Süleyman Peygamberin lakabı. 4. Büyük İskender'in lakabı. Cem Sultan: Fatih Sultan Mehmed'in Çiçek hatundan olma oğlu (14591495).
Cemal Yüz güzelliği, zahiri ve batıni güzellik. Allah'ın rahmetle tecellisi. Allah'ın lütuf, ihsan, rıza sıfatlarının karşılığı.
Cemalleddin 1. Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. elCevad elİsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.
Cemalullah Allah'ın lütfü, bağışı.
Cemil 1. Güzel erkek. 2. İyilikle anma. 3. Eskiden okullarda verilen başan kağıdı.
Cemre 1. Ateş. 2. Kor halinde ateş. 3. Şubat ayında azar azar artan sıcaklık. 4. Hacıların Mina'da şeytan taşlaması. Küçük taş parçası. Arafat'ta hacıların şeytan taşlamaları.
Cemşasb 1. Hz. Süleyman. 2. Cemşid'in oğlu.
Cemşid Cemşasb'ın babası.
Cenab "Yan"manasına gelir. Şeref, onur ve büyüklük terimi olarak kullanılır. Hazret, Cenabı Hakk, Cenabı Halik, Allah Dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılmaktadır.
Cengaver Savaşçı, silahşor. Savaşı seven, savaşkan, dövüşken.
Cengel Orman.
Cenger (bkz. Cengaver).
Cengiz Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu, asıl adı Timuçin'dir. Moğolcada Çing sıfatının çoğulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamındadır. İslam ülkelerine düzenlediği seferlerle acımasız ve gaddarca müslümanları katletti. İslam medeniyetine büyük ölçüde tahribat verdi.
Cenk Harp, savaş, kavga İsim olarak kullanılması uygun değildir. Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerden birisi.
Cenker İyi savaşan, savaşçı.
Cerir İp, halat. Yular anlamında. Sahabeden bu ismi taşıyanlar vardır.
Cerit 1. Verimsiz çorak yer. 2. Bekar.
Cesim İri, büyük, kocaman, ulu, mühim.
Cesimi İri, büyük.
Cesur Cesaretli, yürekli, yiğit, gözüpek, atılgan.
Cevad 1. Cömert, eli açık. 2. İhsan eden Dil kurumuna uygun olarak "d/t" ye dönüştürülür.
Cevahir 1. Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2. Mayalar, özler Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Cevan Genç, taze, delikanlı Cüvan şeklinde kullanılabilir, (bkz. Civan).
Cevdet 1. İyilik, güzellik. 2. Olgunluk. 3. Büyüklük. 4. Tazelik. 5. Kusursuzluk. Cevdet Paşa: Osmanlı devlet adamı. Tarihçi ve hukukçu (18221895).
Cevval Koşan, dolaşan, hareket eden, canlı.
Cevza Güneşin Mayıs ayında girdiği ikizler burcu. Ebced.
Ceydahan (bkz. Ceyda).
Ceyhan Güney Anadolu'da Toroslar'dan doğan ve Akdeniz'e dökülen nehir Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ceyhun 1. Orta Asya'da AmuDerya'ya Arap ve Farslıların vermiş olduğu ad. 2. Tevrat'a göre cennetin 4 nehrinden biri.
Cezlan Mutlu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Cezmi 1. Cezm ile ilgili. 2. Kati karar ve niyete ait. 3. Kesmek.
Cezri Kökle ilgili, kökten.
Cezzar Deve kasabıDaha çok lakab olarak kullanılır. Cezzar Ahmet Pasa (?Akka 1804). Osmanlı vezirlerindendir.
Cihad 1. Din uğrunda düşmanla savaşma. 2. İslam uğrunda çalışma. Cihad müslümanlara farz kılınmıştır. Mallarıyla, canlarıyla savaşan mü'minler övüldüğü gibi, bu mücadele uğruna canını veren kişi şchidlik makamıyla yüceltilip taltif edilmişlerdir. Kur'an'da defalarca tekrarlanan bir emirdir Dil kuralına uygun olarak "d/t" olarak kullanılmaktadır.
Cihan 1. Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi. 2. Dünyada yaşayan insanların tümü. Cihan Ara Begüm: HintTürk hükümdarı Şahcihan ile adına Taç Mahal'in yapıldığı Mümtaz Mahal'in kızı. Dindarlığı ve ihlaslı oluşu sebebiyle "Zamanın Fatıması" olarak anıldı Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
Cihandar Şah Delhi, TürkHind İmparatorları'nın 13.'sû olup Şah Alem Bahadır'ın büyük oğludur.
Cihandide Dünyayı gezip görmüş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Cihanefruz Dünyayı parlatan, aydınlatan.
Cihaner Dünyaya bedel kişi, yiğit.
Cihangir Dünyaya egemen olan, dünyayı zabteden kimse. Fatih. Osmanlı şehzadelerinin ortak adıdır.
Cihanmert (bkz. Cihaner).
Cihannur Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı TürkHind padişahı Ekber'in büyük oğlu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Cihanser Cihan'ın başı Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
Cihanşah Cihan'ın şah'ı KaraKoyunlu padişahlarından Timur'un ölümünden sonra kaybedilen yerleri geri almıştır.
Cilasun Babayiğit, boylu, boslu, delikanlı, gürbüz.
Cinan Cennetler, yedi göğün üstünde ve Arş ile Kürsi'nin altındaki sekiz cennet Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
Cinuçen Üstün, galip, zafer kazanmış.
Civan Genç, delikanlı, yakışıklı (bkz. Cevan, cuvan).
Civanbaht Mutlu, şanslı (kimse).
Civanmert Cömert, eli açık genç, delikanlı.
Coşan Coşku duyan, heyecanlı (kimse).
Coşar (bkz. Coşan).
Coşkun 1. Coşmuş, galeyana gelmiş. 2. Duyarlı, aşın hareketli.
Coşkuner Coşan kimse.
Coşkunsu Sel, gürültüyle akan su.
Cömert 1. Elinde olanı harcayan, eli açık. 2. Başkalarına yardımdan kaçınmayan.
Cudi l. Cömert, eli açık. 2. İyilik severlikle ilgili. Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh'un gemisinin tufandan sonra bu dağın üzerinde durduğu söylenir.
Cuma 1. Haftanın beşinci günü. 2. Müslümanların ibadet ve Bayram günü. 3. Cuma günü kılınan öğle namazı. 4. Toplanma. Surei Cuma Kur'an'ın 62. suresi.
Cumali Cuma günü doğan.
Cumhur 1. Halk, ahali. 2. Kalabalık, başıboş kalabalık. 3. Takım, heyet Tekke musikisinde koro tarafından okunan ilahi.
Cübeyr Küçük kahraman, küçük yiğit. Sahabe isimlerindendir.
Cüheyne Ünlü bir Arap kabilesidir. KızıldenizVadi'lKura arasında yaşamaktadırlar.
Cüneyd 1. Küçük asker, askercik. Cüneydi Bağdadi: Ünlü mutasavvıf.
Dafi l. Defeden, gideren. 2. Savan, savuşturan, iten.
Dağaşan Dağaşan.
Dağdelen (bkz. Dağaşan).
Dağhan Eski Türklerde dağ tanrısı İsim olarak kullanılmaz.
Dağtekin (bkz. Dağaşan).
Dahhak Çok gülen, çok gülücü Daha çok lakab olarak kullanılır.
Dahi Üstün zeka sahibi.
Daim Devamlı sürekli, her zaman.
Dalan 1. Biçim, şekil. 2. İnce, narin, zarif.
Dalayer Deniz adamı.
Daldal Kahraman, yiğit
Dalga . 1. Denizin yel esince oynayıp kabarması. 2. Denizde hareketli su kütlesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Dalokay Çok beğenilen.
Daman 1. Etek. 2. Bir dağ silsilesinin eteğinde uzanan bölge.
Dana 1. Bilen, bilici, bilgin.
Daniş 1. Bilim, bilgi, ilim. Ehli daniş: Bilgi sahipleri. DanişMerd: Bilgili, Tanzimattan önce kadıların yanında stajer olarak çalışan kimse Danişmend: Sultan Melikşah'ın alimlerinden emir Danişmend'in kurmuş olduğu bir Türk devlet ve sülalesi.
Daniyal Beni İsrail peygamberlerinden biri. "Tanrı benim yargıcımdır" anlamına gelir. İki tane Daniyal vardır: a) Babillilcre esir olmuş genç Daniyal, b) Hz. Nuh ile Hz.İbrahim arasında geçen zamanda yaşayan Daniyal.
Darcan 1. Aceleci, sıkıntılı. 2. Serçe.
Darekutni Ebu'lHasen Ali b. Ömer. Tanınmış muhaddislerdendir (917995) yıllan arasında yaşamış 80 yaşında Bağdat'ta vefat etmiştir. Hadis sahasında kıymetli eserleri vardır.
Darga Başkan, lider.
Darimî Ebu Muhammed b. Abdurrahman. Hadis bilgini. Müslim ve Ebu İsa hadislerini Darimi'den aldıklarını söylerler. En meşhur eseri Camiu'sSahih'dir.
Davud Kendisine kitap olarak Zebur'un gönderildiği büyük peygamberlerden biri. Kur'anı Kerim'de 16 yerde ismi geçer Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Dede . 1. Ana ve babanın babası. 2. Ced, ata. 3. Çok yaşlı kimse. 4. Mevlevilikte çile doldurmuş, dervişlik gayesine erişmiş ve dergahta hücre sahibi olmuş kimse. 5. Bektaşilerde şeyh, baba Örfte isim olarak kullanılırken, daha çok lakap olarak kullanılır.
Değer . 1. Bir şeyin tam karşılığı, kıymet, baha. 2. Layık. 3. Bir şeyin sahip olduğu yüksek vasıf. 4. Ehliyet, kabiliyet. 5. Kadir, itibar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Dehna Kızıl. Kumun rengi dolayısıyla Arabistan'da ıssız iller adıyla anılan bir çölün adı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Dehri Dünyanın sonsuzluğuna inanıp öteki dünyayı inkar eden, ruhun da cesetle birlikte öldüğüne inanan. Materyalist. İsim olarak kullanılmaz.
Delal İnsana hoş, sevimli görünen hal, naz, işveErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Delfin Yunus balığıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Demir Dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden.
Demirağ – Demirden ağ.
Demiralp Demir gibi sağlam ve yiğit.
Demiray Demir gibi.
Demircan (bkz. Demirağ).
Demirdelen (bkz. Demirağ).
Demirel Demir gibi güçlü eli olan.
Demirer Demir gibi güçlü kimse.
Demirhan Güçlü hükümdar.
Demirkan Güçlü soydan gelen.
Demirman Demir gibi güçlü sağlam kimse.
Demiröz Özü demir gibi güçlü olan.
Demirşah (bkz. Demirhan).
Demirtekin (bkz. Demirhan).
Demirtuğ (bkz. Demirtekin).
Demren Okun ucuna geçirilen demir ya da kemik parçası.
Dengiz (bkz. Deniz).
Dengizer Denizci.
Denizalp Yiğit denizci.
Denizcan (bkz. Denizalp).
Denizer Deniz adamı, denizci.
Denizhan 1. Denizlerin hakimi, yöneticisi. 2. Eski Türklerde Deniz tanrısı İsim olarak kullanılmaz.
Derbend Kapılar kapısı.
Derem Para, akçe Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Derim Çadır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Derkava Afrika'nın kuzeybatısında, FasCezayir'i içine alan müslüman tarikatların genel adı.
Derkavi Derkava'ya mensup (bkz. Derkava).
Derman 1. İlaç. Çare. 2. Takat, kuvvet, güç.
Dersu Hepsi, kamilen, baştan başa hep Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Derviş 1. Allah için alçakgönüllülüğü ve fukaralığı kabul eden veya bir tarikata bağlı bulunan kimse. 2. Fakir ve muhtaç kimse. 3. Daha çok lakap olarak kullanılır.
Deryab Akıllı, anlayışlı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Deva İlaç. Çare, tedbir. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Devan 1. Koşan, seğirten, hızlı yürüyen. 2. Koşmak. Süratle, hızla gitmek.
Devleddin Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanı­lır.
Devlet Bir hükümet dairesinde teşkilatlandırılmış olan siyasi topluluk Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Devlet Giray: Kırım hanı (15301577). Mübarek Giray'ın oğlu.
Devletşah XV. yy. yetişen en tanınmış İran edebiyatçısı.
Devran 1. Dünya, felek. 2. Zaman. 3. Talih, yazgı.
Devrim 1. Hareket halinde bir şeyin bir eğri çizerek dönmesi, devretmesi. 2. Köklü değişiklik, inkılap. 3. Eski olduğu fark edileni yıkıp yerine yeni olduğu farz edileni koymak. 4. İhtilal.
Dicle Yakındoğu'nun Türkiye'den doğan ve Mezopotamya'dan Basra Körfezine dökülen nehirlerden biri Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Diclehan Dicle'nin hükümdarı.
Dihye Dihye b. Halife. Kelbi kavmine ait, Hz. Rasûlullah (s.a.s)'ın ticaret ortağı. Hoş tavırlı, kibar, zengin bir tacir. Cebrail (a.s.)'in bazen Dihyetü'lKelbi suretinde vahiy getirdiği rivayet olunur.
Dikçam Çam gibi uzun. Metanetli.
Dikmen 1. Koni biçiminde sivri tepe. 2. Dağların en yüksek yeri. 3. Yayla.
Dilan Gönüller, yürekler Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Dilaver Yiğit, yürekli.
Dilaviz Ka Gönlün takıldığı, gönüle takılan.
Dilazad Gönlü bir şeyle ilgili olmayan, gönlü rahat. Özgür.
Dilercan Dilekte, istekte bulunan.
Dilge Güzel konuşan kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Dilhan Gönülden söyleyen, içten konuşan.
Dilhun İçi kan ağlayan.
Dilman (bkz. Dilmen).
Dilsafa Gönlü şen, rahat, dertsiz.
Dilsaz Gönül yapan.
Dilşah Gönül hükümdarı, şahı.
Dinç Gücü kuvveti yerinde ve sağlıklı.
Dinçay Kuvvetli ay.
Dinçer Kuvvetli kimse, genç, erkek, yiğit.
Dindar Allah'a inanmış, bağlanmış olan kimse.
Dirayet Zeka, bilgi, kavrayış Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Direm 1. Akça, para. 2. Gümüş para.
Direnç Karşı koyan kuvvet, mukavemet.
Dirican Güçlü, canlı kimse.
Diriğ Esirgeme, acıma.
Dirsehan Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.
Dizdar Kale muhafızı.
Doğa Tabiat karşılığı olarak kuraldışı uydurulmuş kelime.
Doğan Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş.
Doğanalp (bkz. Doğan).
Doğanay Ayın ilk günleri.
Doğanbey Doğan gibi atik ve cesur bey. Doğan bey: Niğbolu kalesini haçlılara karşı koruyan Osmanlı beyi Yıldırım Bayezid dönemi.
Doğanbike (bkz. Doğan).
Doğaner Güçlü, kuvvetli, yiğit.
Doğangün Sabahın ilk ışıklan.
Doğanhan (bkz. Doğanbey).
Doğanten Şafak vakti.
Doğay Ayın doğması.
Doğu 1. Doğma bölgesi. 2. Güneşin doğduğu yön, şark.
Doğuhan Doğu ülkesinin hükümdarı, hakimi.
Doğukan (bkz.. Doğuhan).
Dolunay Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedri tamErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Doruk Tepe, ağaç tepesindeki körpe filiz.
Duha . 1. Kuşluk vakti. 2. Kur'anı Kerim'de 93. surenin ismiKız ve erkek adı olarak kullanılır.
Dumrul Dede Korkut hikayelerinde geçen bir kahramanın adı.
Durali (bkz. Dursunali).
Durak 1. Yolu taşıyan araçların düzenli olarak durdukları yer. 2. Durma, dinlenme. 3. Cümle sonuna konulan nokta.
Duran Hareketsiz halde bulunan, sabit.
Durcan Canlı kal, ömrün uzun olsun.*
Durhal Hal üzere kal, olduğun gibi kal*
Durkaya Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri isim.*
Durmuş (bkz. Dursun).*
Durna Bir cins kuş. Turna.
Dursun Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri ad. *
Dursunali Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.*
Durualp Özü temiz yiğit.
Durucan (bkz. Durualp).
Duruhan (bkz. Durualp).
Durukan (bkz. Durualp).
Durul 1. Berrak, saf duruma gel. 2. Dibe çöken şey, tortu.
Durusan Temiz olarak tanınmış kimse.
Durusoy (bkz. Durusan).
Dücane sahabei kiramdan önemli bir şahsiyetin adı.
Düden . 1. Yer altında akan suların kireçli tabakaları eriterek meydana getirdikleri tabii kuyu. 2. Bataklık, girdap Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Dündar 1. Eski Fars hükümdarı. 2. Arkayı gözeten, koruyan asker.
Dürüst 1. Doğru, düzgün, sağlam. 2. Bütün, tam.
Düzey Seviye karşılığı olarak uydurulmuş olmayan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Düzgün . 1. Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2. Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3. İyi düzen verilmiş. 4. İntizamlı, nizamlı. 5. Yolunda, rayında. 6. Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Eban Eban b. Osman b. Affan: Hz. Osman'ın üçüncü oğlu olup valilik etmiştir. Cemel vakasında Hz, Aişe'ye refakat etmiştir.
Ebbedullah Allah ebedi eylesin, daim eylesin.
Ebecen Akıllı çocuk.
Ebed Sonu olmayan gelecek İsim olarak kullanılmaz.
Eber Hayırlı, şerefli, faziletli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ebher En parlak.
Ebra 1. Ürkme, kaçma. 2. Birden bire ölme.
Ebrar 1. Hayır sahipleri. 2. İyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar. Şeş Ebrar: Altı hayır sahibi, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin.
Ebu Baba, ata. (bkz. Ebi, peder).
Ebu Ali Sina (İbn Sina). Ali Sina'nın babası anlamında. Ünlü Türk bilgini.
Ebubekir Deve yavrusunun babası Hulefai Raşidin'in ilkidir. Hz. Ebubekir'in lakabı. Rasûlullah (s.a.s)'ın nübüvvetinden önce de sonra da en yakın arkadaşı olmuştur.
Ebu Cehil (Ebu'lHakem Amr b. Hişam b. elMuğire) İs­lam'ın doğuşunda müslümanların en büyük düşmanlarından. Mekkeli müşrik. Müslümanlara en büyük işkeneler onun tarafından yapıldı. Cehalet ve bilgisizliğin babası anlamında Ebu Cehil denildi. Hakkında ayetler indi. Bedir savaşında İslam mücahidi İbn Mes'ud tarafından öldürüldü.
Ebu Davud Süleyman b. elEşas esSicistani. Kütübi Sitte'den birisi olan Süneni Ebu Davud'un müellifi. Büyük hadis bilgini. 500.000 hadis arasından seçtiği 4800 hadisten oluşan Sünen'i, ahlak, tarih ve fıkıhla ilgili meseleleri içerir.
Ebu Eyyub El- Asıl adı Halid b. Seyd'dir. Sahabedendir. Rasûlullah Medine'ye geldiğinde ilk önce onun evinde misafir oldu. İstanbul'a kadar gelip Bizanslılarla savaştı.
Ebu Hanife . (Nu'man b. Sabit). Hanefi mezhebinin kurucusu. Müetehid, alim. (Küfe 699Bağdat 787). Kabil'den gelen büyük babası Kufe'ye yerleşti. İslami ilimler sahasında mükemmel bir eğitim gören İmamı Azam ictihad edebilecek seviyeye geldi. Devrinin en meşhur bilginidir. Küfe kadılığı teklifini reddedince Halife Mansur onu hapse attırdı. Hapishanede iken vefat etli.
Ebu Hureyre Suffe ashabındandır. Birçok hadis rivayet etmiştir.
Ebu Ubeyde (571639) (Amr b. Abdullah). İslami ilk kabul eden sahabelerden biri. Cennetle müjdelenmiştir. Çeşitli cephelerde ordu komutanlığı yaptı. Suriye'de vefat elti.
Ebu Zer Altın sahibi, servet ve zenginlik sahibi.
Ebu Zer El- Sahabedendir.
Ebyar Pek ak, pek beyaz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ecehan (bkz. Ece).
Ecemiş Çok bilmiş.
Ecer Yeni, güzel, iyi.
Ecir 1. Bir iş ya da emek karşılığı verilen şey. 2. Sevap. 3. Aziz sevgili.
Ecmel En güzel, en yakışıklı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ecved 1. En iyi olan. 2. Eli açık cömert Türk dil kuralına göre "d/t" olarak okunur.
Edebali (Öl: 1325). Osman Gazi'nin kayınpederi ve hocası. Osmanlı imparatorluğunun kuruluşunda önemli bir rolü oldu.
Edgü İyi.
Edgüalp İyi yiğit.
Edgüer (bkz. Edgü).
Edgükan (bkz. Edgü).
Edhem Karayağız atTürk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. İbrahim Edhem: İslam tarihinde meşhur sofi
Edib 1. Edepli, terbiyeli, zarif, nazik. 2. Edebiyatla uğraşan kimse Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Edip Ahmet Yükneki: (XII. yy.) Türk şair yazar. Tek ve önemli yapıtı Süleymaniye kütüphaneside mevcut olan Atabetul Hakayık isimli eserdir.
Edim Fiil, amel.
Ediz 1. Yüksek, yüksek yer. 2. Ulu, yüce, değerli.
Edris (bkz. İdris).
Efadil Pek mümtaz olanlar, çok bilgililer.
Efahim En ulu, pek büyük ve saygıya layık kimseler.
Efazıl (bkz. Efadıl).
Efdal . 1. Çok faziletli, yüksek derecede. 2. Tercihe şayan, müreccah Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Efe 1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.
Efekan Efe soyundan gelen.
Efgan Figan, ağlayıp inleme, feryat.
Efgen 1. Düşüren, yıkan, yere atan. 2. Alıcı, yakıcı, düşürücü (bkz. Figen).
Efil Rüzgar, dalgalanmaErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Efkar 1. Düşünceler. 2. İç sıkıntısı, kaygı.
Efken Düşkün.
Eflak 1. Semalar, felekler, yükler, küreler, zamanlar. 2. Bahtlar, talihler, kaderler.
Eflaki Gökte oturan melek Eflaki Şemseddin Ahmet Dede: (1360). Osmanlı sufi ve yazar. Mevlana'ya dair Menakıbü'lArifin adlı eserin müellifi.
Eflatun 1. Açık mor. 2. Aristo'nun hocası, Sokrat'ın talebesi, ünlü Yunan filozofu.
Efrahim Hz. Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin'de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir. Bu kabile Hz. Süleyman'ın ölümünden sonra asıl İsrail topluluğunun 12 kola ayrılmasında etken oldu.
Efras Atlar, beygirler, kısraklar.
Efrasiyap Turan Türkleri büyük kahraman kağanının Farsça adı. Alp er Tonga asıl adıdır. Büyük İskender'den evvel yaşamıştır. Kaşgar'daki ilk müslüman Türk sülalesi Karahanlıların Afrasiyab neslinden geldiği söylenmektedir. Alper Tonga Hüsrev tarafıandan öldürülmüştür.
Efridun Cemşid soyundan anlayış ve zekasıyla meşhur bir İran hükümdarı.
Efrug . 1. Parıltı, ışık. 2. Nur Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Efser . 1. Taç. 2. SubayErkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz. İklil).
Efza Artmak, çoğalmakErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Egemen Hakim, hüküm süren karşılığı olarak kullanılan bu kelime, hem kök, hem de ek olarak yanlıştır. Türkçe'de ne "eğe" kökü, ne de "manmen" şeklinde isim yapım eki vardır.
Egesel (bkz. Ege).
Eğilmez Başkalarının baskısını ve üstünlüğünü kabul etmeyen, baş eğmeyen.
Eğin sırt, arka.
Ehad . 1. Bir, tek. 2. İlk sayı. 3. Allah'ın isimlerinden, bir ve tek olan Allah İsim olarak kullanılmaz.
Ehil 1. Sahip, malik. 2. Becerikli, yetenekli. 3. Karıkocadan her biri.
Ehlimen inançlı inanan kimse.
Ehlullah 1. Allah'ın adamı, veli, evliya. 2. Allah'a teveccüh etmiş, kulluğunu yanlız ona yöneltmiş. Küfür ehlinden, ve şirkten kaçınan.
Ekabir Rütbece, görgü ve faziletçe büyük olanlar, devlet ricali.
Ekber Daha büyük, çok büyük, en büyük, pek büyük, azamAllah'ın sıfatlanndandır. Kur'anı Kerim'de 23 yerde geçer. İsim olarak kullanılması iyi değildir. Hindistan'a hakim olan Türk hükümdarı.
Eke 1. Bilgili, deneyli, olgun. 2. Kurnaz, açıkgöz. 3. Bilmiş çocuk. 4. Dahi.
Ekemen (bkz. Eke).
Eker Toprakla uğraşan.
Ekiner (bkz. Ekin).
Ekmel l. Daha, pek kamil, mükemmel ve kusursuz olan. 2. En uygun, en eksiksiz. 3. Ekmeli Enbiya: Hz. Rasûlullah (s.a.s). 4. Dinin tamamlanması. Maide suresi ayet, 3.
Ekmeleddin 1. Dinin en olgunu, en olgunlaştırdığı isim. 2. Dinin tamamı Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır (bkz. Ekmelettin).
Ekrem 1. Daha, en kerim. 2. Çok şeref sahibi, pek cömert, çok eli açık. Ekremü'lEkremin: Cenabı Hak. (Alak suresi: 3 ).
Ekvan Varlıklar, alemler, dünyalar (bkz. Evren).
Elburz 1. Kafkaslarda en yüksek dağ. 2. Uzun boylu yakışıklı kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Elçi 1. Başka bir devlet nezdinde devletini temsil eden kişi. 2. Sefir. 3. Allah'ın gönderdiği rasul ve nebiler.
Eldemir Demir gibi güçlü el.
Elfaz Sözler, sözcükler.
Elgin Garip, yurdundan ayrılmış.
Elhan Nağmeler, ezgilererkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Elvan Levnler, renkler, çok renkli, polikrom Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Elvida Allah'a ısmarladık. Allah'a emanet olun yollu ayrılık hitabı, (bkz. elFirak, elVeda) Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.
Elyesa Kur'anı Kerim'de adı geçen bir peygamber.
Eman 1. Emniyet. 2. Himaye, masuniyet. Güvence Müslüman her ferde eman verebilir.
Emanetullah Allah'ın emaneti.
Emanullah 1. Allah'ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet.
Emeç 1. Hedef. 2. Yamaç. 3. Henüz memeden kesilmemiş buzağı.
Emek 1. Uzun, yorucu ve özenli çalışma. 2. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü.
Emin 1. Korkusuz kimse. 2. Emniyette olan. 3. İnanan, güvenen. 4. İnanılır, güvenilir. 5. Şüpheye düşmeyen, kati olarak bilen. 6. Emanet olarak idare edilen dairelerin başı 7. (Hz. Muhammed (s.a.s) ve Cebrail'in adı.
Emir 1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat'tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.
Emirhan (bkz. Emir) "Emir" kelimesine "han" eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir.
Emir Sultan I. Beyazıd zamanında Buhara'dan Bursa'ya hicret eden mutasavvıf.
Emrah Anadolu saz şairlerinden.
Emran Kürkler, hayvan derileri.
Emre Aşık. Mübtela. Vurgun.
Emreddin Dinin emrettiği Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
Emri Emirle ilgili.
Emrullah Allah'ın emri.
Emsal 1. Kıssalar, hikayeler, destanlar. 2. Numuneler, örnekler. 3. Eş benzer. 4. Yatış denk. 5. Katsayı.
Enam 1. Bütün mahlukat, yaratılmış her şey. 2. Halk, insanlar. Seyyidü'lEnam: Halkın ulusu Rasûlullah (s.a.s). 3. Kur'anı Kerim'in 6. Suresinin adı. 4.Bazı ayet ve duaları içeren dua kitabı.
Enbiya Peygamberler.
Ender çok az, çok seyrek, çok az bulunur, pek nadir.
Ener En yiğit, en kahraman kişi.
Energin En olgun, çok olgun.
Enes 1. İnsan. 2. Enes b. Malik: (Basra 709). Rasûlullah (s.a.s)'den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s)'ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s)'ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir.
Enfa Çok yararlı, daha çok faydalı, (bkz. Nafi) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Enfal 1. Ganimet. 2. Kur'anı Kerim'in 8 suresinin adı.
Engin 1. Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2. Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. 3. Değer ve fiyatı düşük olan. 4.Yüksekte olmayan, alçak yer.
Enginalp Değerli yiğit.
Engi A Y (bkz. Engin).
Enginer İyi, güzel, değerli insan.
Enginiz İz bırakacak kadar değerli insan.
Enginsoy Geniş soydan gelen.
Enginsu Açık deniz.
Engintalay Büyük deniz, okyanus.
Engür 1. Çok gür. 2. Bereketli.
Enhar Irmaklar, çaylar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Enhar. Kur'anı Kerim'de cennetlerin altlarından akan ırmaklar.
Enis 1. Dost arkadaş. 2. Yar, sevgili.
Ensar 1. Yardımcılar, muavinler, müdafiler, koruyucular. 2. Medine'ye hicretle Mekkeli muhacirlere yardım eden, Medineli müslümanlara verilen ad. Kur'anı Kerim'de çok geçen kelimelerden birisidir.
Ensarullah Allah yolunda Rasûlullah (s.a.s)'a yardım edenler.
Envar Ziyalar, aydınlıklar, ışıklar, parlaklıklar (bkz. Ziya).
Enver Daha nurlu, en nurlu, çok parlak.
Eracar Becerikli erkek.
Erakalın Alnı ak, dürüst erkek.
Erakıncı Yiğit akıncı.
Eraksan Temiz adlı yiğit.
Eralkan Al kanlı yiğit.
Eralp Yiğit erkek.
Eraltay (bkz. Eralp).
Erandaç (bkz. Eraltay).
Eranıl – Yiğitliğinle anıl, tanın.
Eraslan Aslan gibi, güçlü kuvvetli erkek.
Eravend 1. Şevk, arzu, istek. 2. Şan, şeref.
Eray Erken ay, ilk ay, ayın ilk günlerinde doğan (bkz. İlkay).
Erbaşat (bkz. Eralp).
Erbatur Cesur, yiğit.
Erbay Soylu, ünlü aileye mensup erkek.
Erbelgin Açık yürekli erkek.
Erben (bkz. Eralp).
Erberk Şimşek gibi yiğit.
Erboğa Boğa gibi güçlü erkek.
Erboy Yiğit soydan gelen.
Ercan Canlı, diri, sıhhatli erkek.
Ercihan Cihanın tanıdığı erkek.
Ercivan Genç erkek.
Ercüment Muhterem, şerefli, itibarlı, haysiyetli, seçkin, saygın, değerli.
Ercüvan 1. Erguvan çiçeği. 2. Kızıl şey. 3. Kırmızı kadife Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Erçelik Çelik gibi güçlü erkek.
Erçetin Sert, güçlü erkek.
Erçevik Çevik, hızlı erkek.
Erçin Merdiven, basamak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Erdal Tek erkek, dal gibi uzun erkek.
Erdem 1. Fazilet. 2. Maharet, hüner. 3. Liyakat. 4. Usta gemici. 5. İnsanın ruhsal yetkinliği.
Erdemalp – Erdemli yiğit.
Erdemer – Erdemli kimse.
Erdemir Demir gibi güçlü erkek.
Erdemli Erdemli, faziletli.
Erdeniz (bkz. Deniz).
Erdeşir Cesur, kahraman, aslan yürekli.
Erdi 1. Amacına ulaşan, erişen. 2. Olgunlaşmış erkek. 3. Ermiş veli.
Erdim (bkz. Erdem).
Erdin (bkz. Erdi).
Erdinç Duru, güçlü kuvvetli erkek.
Erdoğan Yiğit doğan.
Erdönmez Sözünden dönmeyen, doğru sözlü.
Erduran (bkz. Erdönmez).
Erdurmuş (bkz. Erduran).
Erdursun (bkz. Erdurmuş).
Erek Gerçekleştirilmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, hedef.
Ereken (bkz. Erek).
Erel Erkek eli, güçlü el.
Eren 1. Yetişen, ulaşan, vasıl olan. 2. İyi yetişmiş kişi. 3. Cesur, yiğit adam. 4. Ermiş. 5. Koca, zevc. 6. Kişi, şahıs.
Erenalp (bkz. Eren).
Erenay (bkz Eren).
Erencan (bkz. Eren).
Erendiz Gezegenlerin en büyüğü ve güneşe yakınlık bakımından beşincisi Jüpiter.
Erengüç (bkz. Eren).
Erenöz (bkz. Eren).
Erensoy (bkz. Eren).
Erensu (bkz. Eren).
Erentürk Erentürk.
Erer Ulaşır, kavuşur.
Eretna XIV. yy. Orta Anadolu'da Sivas ve Kayseri'de beylik kuran bir zat. Aslen Uygur Türkleri'nden olup Küçük Asya'da Anadolu Selçuklularına ait yerleri idarelerine almış olan İlhanlıların emirlerinden biri. Adil yönelimi sayesinde halkın övgüsünü almış ve kendisine "köse peygamber" lakabı verilmiştir.
Erez Acıbadem ağacı.
Ergalip Üstün, yenen kimse.
Ergazi (bkz. Ergalip).
Ergenç Genç erkek.
Ergener (bkz. Ergenç).
Ergi İyi, güzel bir şeye erişme.
Ergin 1. Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. 2. Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse ( bkz. Reşid).
Erginay (bkz. Ergin).
Ergincan Olgun ruhlu kimse.
Erg İner Olgun erkek.
Erginsoy Olgun kişilerin soyundan gelen.
Ergintuğ (bkz. Ergin).
Erginalp (bkz. Ergin).
Ergök (bkz. Ergin).
Ergökmen Mavi gözlü, sanşın kimse.
Ergönül Gönül eri, iyi insan.
Ergun Sert başlı, oynak ve hızlı giden at. Ergun Celaleddin Çelebi: Türk sufı. Mevlananın soyundandır. Kütahya mevlevi hanesine de şeyhlik yapmıştır.
Ergunalp Hızlı, çevik, yiğit.
Erguner Hızlı, çevik erkek.
Erguvan Kırmızımtrak bir çiçek.
Ergüç Erkek gücü.
Ergüden 1. Yiğitlik eden erkek. 2. Sevk ve idare kabiliyeti olan, lider.
Ergüder (bkz. Ergüden).
Ergül Nadide gül, tek gül Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ergüleç Güleryüzlü erkek.
Ergümen Amacına, isteğine kavuşan.
Ergün 1. Yumuşak uysal kimse. 2. Sulu kar, sulu saf kar.
Ergünay (bkz. Ergün).
Ergüner Yumuşak huylu, uysal erkek.
Ergüven Kendine güvenen.
Ergüvenç Güven duyulan kimse.
Erhan İyi, adaletli hükümdar.
Erib Akıllı, zeki kimse.
Eriker Becerikli, yürekli adam.
Erim 1. Bir şeyin erebileceği uzaklık. 2. Vakıf olmak, yetmek.
Erimel (bkz. Erim).
Erimşah (bkz. Erim).
Erinç Rahat, huzur.
Erinçer Huzur veren kimse.
Eripek Yumuşak, uysal erkek.
Eris Zeki, uyanık, azılı.
Erkal Erkek kal, adam olarak kal.
Erkan 1. Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstler. 2. General ya da amiral aşamasındaki askerler. 3. Yol, yöntem, adet, usûl. 4. Temel esaslar. Rükünler, direkler.
Erkam Rakamlar, sayılar, yazılar. Erkam b. Erkam: İlk müslüman olan sahabilerden birinin adı. Peygamberimiz ve müslümanlar Mekke döneminde bir müddet çalışmalarını gizlice Erkam'ın evinden yürüttükleri için, evi İslâm tarihinde meşhur olmuş ve günümüze Daru'lErkam olarak ulaşmıştır.
Erke 1. İş başarma gücü. 2. Nazlı serbest büyütülmüş çocuk Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Erkel Güçlü, kudretli el.
Erkılıç Kılıç gibi keskin güçlü yiğit.
Erkınay Çalışan erkek.
Erkin Serbest, hür.
Erkiner Bağımsız, özgür insan.
Erkman Güçlü, etkili, sözü geçen kimse.
Erkoç Güçlü, iriyan erkek.
Erkoçak bkz. Koçak.
Erksan Güçlü, etkili san, tanınmış ad.
Erksoy Güçlü soydan gelen.
Erksun Gücünü, kudretini göster.
Erkul Erkek kul, güçlü kuvvetli adam, kul.
Erkut 1. Güçlü, dayanıklı erkek. 2. Mübarek insan, kutlu insan.
Erkutay Uğurlu ayda doğan erkek.
Erman 1. Arzu, istek. 2. Yerinme, pişman olma.
Ermin Keykubat'm dördüncü oğlu.
Ermiş 1. Allah'a yönelmiş ve bu yolda merhale katetmiş kimse. 2. Veli, aziz.
Ermiye Dolu yağdıran kasırga.
Ernoyan Yiğit başkomutan.
Eroğuz Yiğit kimse.
Erokay Seçkin, beğenilen erkek.
Erol Erkek ol "Er" ve "ol" kelimelerinden birleşik isim.
Eronat Dürüst, güvenilir, iyi erkek.
Erozan Erkek ozan, şair.
Eröz Özü erkek, yiğit olan.
Ersal Yiğitliğinle tanın.
Ersalmış (bkz. Ersal).
Ersan l. Adıyla, sanıyla ünlenmiş erkek. 2. Güzel, güçlü san bırakmak.
Ersavaş (bkz. Ersal).
Ersayın Saygı değer kimse.
Erseç Seçkin ol.
Ersen Meclis, kurultay, kongre.
Erserim (bkz. Serim).
Erseven Seven erkek.
Ersever (bkz. Erseven).
Ersezen (bkz. Ersezer).
Ersezer Kavrayışı güçlü erkek.
Ersöz Yiğit sözlü.
Ersu (bkz. Ersöz).
Ersunal (bkz. Ersu).
Erşad Sevinçli, mutlu erkek.
Erşahan Şahin gibi güçlü yiğit.
Erşahin Erkek şahin, kuş.
Erşan Yiğitliğiyle tanınmış, ünlenmiş erkek.
Erşed Er reşid, ergin olan, doğru yola daha yakın, hareket hattı daha iyi olan. (bkz. Reşid).
Ersen Mutlu, neşeli erkek.
Ertan Dericilerin,, yaprağıyla sahtiyan (deri) boyadıkları bir nevi ağaç.
Ertaş Taş gibi erkekEr ve taş kelimelerinden birleşik isim.
Ertaylar Uzun boylu, yakışıklı erkek.
Erte 1. Gelecek şafak, şafak sökme zamanı. 2. Yarın. 3. Herhangi bir işte ilk başarı.
Ertek Tek, eşsiz yiğit.
Ertekin Soylu erkek Er ve tekin kelimelerinden birleşik isim.
Erten 1. Sabah güneşin doğduğu zaman. 2. Gün.
Ertingü Olağanüstü görülmemiş.
Ertok Gözü, gönlü tok yiğit.
Ertöre Töreleri olan yiğit.
Ertuğ Sorguç tutan erkek.
Ertuğrul Dürüst, doğru, yiğit Ertuğrul Gazi: Osmanlı hanedanının kurucusu. Osman Bey'in babası.
Ertuna (bkz.Tuna).
Ertunç l. Tunç renkli erkek2. Tunç madeni gibi güçlü kuvvetli erkek Er ve tunç kelimelerinden birleşik isim.
Ertunga 1. Yiğit hakan. 2. Uygur yazıtlarında geçen Türk adı.
Ertüze (bkz. Tüze).
Erüstün Üstün erkek.
Erva 1. Çok güzel genç. 2. Son derece cesur ve yiğit adam.
Eryalçın Sert, güçlü, boyun eğmez yiğit.
Eryaman Güçlü, becerikli.
Eryavuz Yürekli, korkusuz.
Eryetiş Erken gel.
Eryıldız Yıldız gibi parlak yiğit.
Eryılmaz (bkz. Yılmaz).
Erzade Yiğit oğlu.
Erzan 1. Ucuz, bol. 2. Uygun, münasip, layık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Esad 1. Oldukça mutlu, daha saadetli. 2. Çok hayırlı. – Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır. Esad b. Zürare: Sahabedendir. Künyesi Ebu Umame'dir. Akabe bey'atmdan önce müslüman oldu. 1.2. ve 3. Akabe bey'atlarında hazır bulundu. Medine'ye İslamı ilk tebliğ eden sahabidir. Hicretin II. yılında Şevval ayında (Bedir öncesi) vefat elti.
Esed Arslan. Gazanfer. Haydar. Cesur ve kahraman kişi anlamında kullanılmıştır.
Esedü'd-Din Dinin arslara Şeref lakabıdır.
Esedullah (Allah'ın arslanı) Hz. Ali, Hayber'in fethinde gösterdiği kahramanlıktan dolayı Rasûlullah (s.a.s), Hz. Ali'ye bu ismi vermiştir. Astronomi'de: Güneşin rumi, temmuzun 9'unda ve Efrenci temmuzun 23'ünde içine girdiği ve semanın kuzey yarımküresi eteğinde bulunan birçok parlak yıldızdan müteşekkil 5. burç.
Esen Sağ, salim, sağlıklı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Esenboğa (bkz. Esen).
Esendağ Dağ gibi güven verici ve sağlam yaptı.
Esener Sağlıklı, rahat kimse.
Esentürk Güçlü, kuvvetli, sağlıklı Türk.
Eser 1. Nişan, alamet, iz. 2. Etki, tesir. 3. Yok olmuş bir nesneden kalma parça. 4. Bir kişinin ortaya koyduğu mahsul, telif. 5. Hadis, hadis ilmi. 6. İmal, icat. 7. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Eslek 1. Çalışkan, gayretli. 2. Yumuşak başlı, uysal. 3. Atik, çevik.
Eşlem 1. En selamatli, en emin, en doğru yol. 2. Kendisini bütünüyle Allah'ın dinine adamış, Silm'e girmiş mü'min Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
Esmahan (bkz. Esma).
Eş'ari Ebu Musa Abdullah b. Kays elEş'ari (Öl. 935). Ünlü kelam alimi, Eş'ari mezhebinin, kurucusudur. 40 yaşına kadar Mutezile görüşü benimsemiş, daha sonra Basra camiinden de herkese ilan ederek Mutezile'yi bıraktığını açıklamıştır.
Eşay Ay kadar güzel.
Eşca En cesur, en yiğit kişi.
Eşfak Daha şefkatli, çok merhametli.
Eşir Çok sevinçli.
Eşraf 1. Şerefli, saygın kimseler. 2. Bir yerin zenginleri, sözü geçenler.
Eşref Daha şerefli, çok onurlu, çok aziz, pek muhterem. Eşrefi: Akkoyunlular devrinde kullanılan bir çeşit gümüş para. Yavuz Sultan Selim'in Mısırı fethettikten sonra burada bastırdığı para. Eşrefoğlu Rumi: Kadiri tarikatının bir kolu olan Eşrefîyye adlı ekolün kurucusu.
Etem Daha tam daha noksansız, mükemmel (bkz. Ekmel).
Ethem (bkz. Edhem).
Evcan Evdeki insan evcimen.
Evcimen Evine, ailesine bağlı. Ev işlerinde becerikli.
Evfa Daha vefalı, cana yakın, sözünde duran.
Evirgen İşini bilen, tedbirli kimse.
Evliya 1. Veliler. 2. Allah'ın dostları. 3. İman edip salih amel işleyenler. 4. Allah yolunda mallan ve canlarıyla cihad edenler. 5. Allah'ın emaneti olan dinini ve hükümlerini yeryüzünde tevelli ederek korumaya çalışanlar.
Evren 1. Büyük yılan, ejderha. 2. Felek, zaman. 3. Kainat, dünya. 4. Yaşanılan vasat.
Evrensel "Alemşümül" karşılığı olarak Fransızca "Universal'e benzetilerek kullanılır.
Evsan Pullar, harçlar (bkz. Esnam) İsim olarak kullanılmaz.
Evvah 1. Çok ah eden. 2. Çok dua eden. 3. Merhametli. 4. İmanı sağlam. 5. Din bilgisi çok geniş olan kimse. 6. Kur'anı Kerimde bu isimle Hz.İbrahim vasıflandırılmıştır.
Evvel 1. İlk başlangıç, ilkin. 2. Allah'ın 99 isiminden biri.
Eygül İyi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Eymen 1. Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı, kutlu. 2. Sağ taraftaki. Eymen b. Hureym:. Sahabedendir. Mekke'nin alınışı sırasında müslüman oldu. Babası ve amcası Bedir şehitlerindendir. Hadis rivayctiylc ün kazandı.
Eyüb 1. Sabırlı. 2. Dönen, pişman olan, günahlarına tevbe eden demektir. Kur'an'da adı geçen peygamberlerden. Güzel sabır sahibi. Allah'ın imtihanına güzellikle sabredip mükafat ve ihsana ulaşmıştırTürk dil kuralı açısından "b/p" olarak okunur.
Ezelhan (bkz. Ezel).
Ezgü Makam, hava Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ezhan İnsanda akıl, fikir, zeka, hafıza anlayış, kavrayış, kudretleri Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ezheran Ay ve güneşErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Eznev Yeni baştan, yeniden Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ezrak Mavi gözlü. Gök rengi saf ve temiz su Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Fadale 1. Faziletli. 2. Rasulullah'a tabi olmuş sahabedendir. Medineli ilk müslümanlardandır. Birçok hadis rivayeti mevcuttur.
Fadıl (bkz. Fâzıl).
Fadl 1. İyilik. 2. Fazilet. 3. Erdemlilik. Fadl b. Abbas b. Abdülmuttalib: Rasulullah'ın amcası Abbas (r.a.)'ın oğludur.
Fahhar 1. Çok övünen, kendini çok metheden. 2. Çanak, çömlek, toprak testi. 3. Saksı.
Fahim 1. Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı.2. Ulu, büyük, sayan.
Fahir 1. Övünülecek, iftihar edilecek. 2. Şerefli, kıymetli. 3. Parlak, güzel, mükemmel.
Fahreddin Dinin övdüğü, diniyle övünen. Dinin seçkini. Fahreddin Razi: (Rey 1149Horat 1209). Müfessir, kelamcı. Dilbilimci. Fizikçi. Tıpçı.
Fahri Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş, sıfat, unvan). Fahri aza, fahri üye; maaşsız, ücretsiz veya müessese için gurur kaynağı olan kişi.
Faik 1. Üstün, seçkin, yüksek, ileri. 2. Mümtaz, manevi olarak üstün olan.
Faiz Fevz bulan, muradına ulaşan, başarı kazanan. Kur'an'da müslümanları vasfetme sadedinde birçok yerde geçmektedir.
Fakı Fakih'ten bozma kelime. Anadolu'da okuryazar ve bilgili imam, hoca gibi kimselere eskiden verilen unvan.
Fakih l. Bir şey bilen yahut anlayan kimse. 2. Fıkıh ilminde üstad. İslam hukuk bilgini.
Falih 1. Felaha eren, başarı kazanan, muradına eren. 2. Toprağı süren, eken.
Farabi 870950 yıllan arasında yaşamış ve Aristo felsefesinin İslam aleminde yayılmasına yol açmış Türk filozofudur. Kendisine muallimi sani (Aristo'dan sonra 2. üstad) unvanı verilmiştir. Eserlerinin İbni Sina üzerinde büyük tesiri vardır. Kanun dediğimiz çalgının mucididir. Asıl adı "Ebu Nasır Muhammed'tir.
Faris 1. Atlı (süvari). 2. Binici, ata binmekte maharetli. 3. Ferasetli, anlayışlı. 4. İran'ın güneyindeki Şiraz vilayeti.
Faruk 1. Haklıyıhaksızı ayırmakta güçlü olan. 2. Doğruyu yanlıştan ayıran. 3. Keskin Hz. Ömer'in lakabı; haklıyı haksızdan ayırederek adaleti tam yerine getirmekte ün kazandığı için "Faruk" kelimesiyle adlandırılmıştır.
Farûki Hz. Ömer'in nesline yahut adaletine mensup.
Faryab 1. Dere ve ırmak suyu ile sulanan yer. 2. Eski Horasan'da Delh'e yakın bir şehir.
Fatih 1. Fetheden, açan. 2. Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi zapteden kimse. 3. Hüküm veren anlamında, Cenabı Hakk'ın sıfatlarından biridir. A'raf suresi 89. ayet İstanbul'u fetheden yedinci Osmanlı padişahı Sultan Mehmet Han'a bu fethinden ötürü verilen unvan.
Fatin 1. Zeki, anlayışlı. 2. Zihni açık, kavrayışlı. Uyanık.
Fayih Kendiliğinden dağılan güzel koku.
Faysal 1. Keskin hüküm, karar. 2. Halletme, neticelendirme. 3. Keskin kılıç. 4. Hakim.
Fazıl 1. Faziletli, fazilet sahibi. 2. Erdemli, faik, üstün (bkz. Faik, Fadıl).
Fazlı 1. Değer, üstünlük, iyilik, fazilet, lütuf. 2. Fazla, ziyade, artık, baki. 3. İki sayının birbirinden olan farkları. 4. İlim ve irfan sahibi. 5. Âli, cenablık, ihsan, cömert. 6. Olgunluk.
Fazlullah Allah'ın fazlı, erdemi, lütfü.
Fecri Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı, tanyerinin ağarması.
Fedai l. Canını esirgemeyen, mühim bir maksat uğrunda canını vermeye hazır bulunan. 2. Allah yoluna başkoymuş.
Fedakâr Birleşik isim. Kendini veya şahsi menfaatlerini esirgemeyen.
Fedayican Canını vermeye hazır, canını verme.
Fehim Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.
Fehmi Fehme mensup, fehim ile ilgili (bkz. Fehim).
Felah Kurtuluş, selamet, mutluluk, bahtiyarlık.
Felak . 1. Gün ağarması. 2. Kur'anı Kerim'in 113. suresinin adıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Felin Mantar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Fener İçinde ışık kaynağı bulunan şeffaf mahfaza.
Ferağ Serin rüzgar.
Ferahet Şan ve şerefErkek ve kadın adı.
Feramuş Unutma, hatırdan çıkma, nisyan.
Ferdi Fertle ilgili, ferde has, tek başına yapılan.
Ferec 1. Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. 2. Zafer.
Ferhad Anadolu Anonimi'nde Ferhad ve Şirin adıyla meşhur olan eski bir hikayenin erkek kahramanı olup Şirin'in aşıkıdır (bkz. Ferhat).
Ferhan 1. Sevinçli, mesut. 2. Şen, memnun.
Ferhat Sevinç, neşe. (bkz. Ferhad).
Ferid Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.
Feridun 1. Sekizinci gök. 2. Pişdadilerin 6. padişahı olup Cemşid sülalesinden demirci Gave'nin yardımıyla Dahhakı Mari'yi öldürmüştür. Lakabı Ferruh'tur.
Feridüddin Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.
Ferit 1. Avcı kuş. 2. Donmuş, katılaşmış şey.
Ferma . 1. Emreden, buyuran. 2. Amir Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ferman 1. Emir, buyruk. 2. Padişah tarafından verilen yazılı emir, berat, buyrultu.
Fermend Mevki ve şeref sahibi.
Ferruh 1. Uğurlu, kutlu. 2. Mübarek. 3. Aydınlık insan (bkz. Mübarek).
Ferruhi 1. Ferruha ait. 2. Uğurluluk, meymenet. 3. İranlı ünlü şair.
Ferzane 1. Alim, bilgin, seçkin. 2. Benzerlerinden, akranlarından ileride. 3. Hakim, feylesof. 4. Tasavvufta, ncfsani bağlantılardan sıyrılmış olan derviş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Fesahat Açıklık, duruluk Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Fethi Fethe mensup. Fetih hakkında yazılan kaside.
Fethullah Dinin açılması. Yaşamaya başlamak. Allah'ın nusreti.
Fetih 1. Açma, açış, açılma. 2. Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi ele geçirme. 3. Zafer. 4. Kur'anı Kerim'in 48. suresi. 5. Kapalılığı giderme, ihtilafı halletme.
Fettah 1. Açan, açıcı, zafer kazanmış, üstün gelmiş. 2. Kullarının kapalı işlerini açan, Cenabı Hakk'ın isimlerinden.
Fevzi 1. Kurtuluşla ilgili. 2. Zafere ait. 3. Galip gelen, üstün olan.
Feyha Büyük, geniş, engin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Feyyaz 1. Çok faydalı, çok verimli. 2. Feyiz, bereket ve bolluk veren.
Feyzi 1. İlim, irfan. 2. Akma, suyun akıp taşması. 3. Bolluk çokluk, verimlilik Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Feyzullah Allah'ın feyzi, bolluğu, bereketi.
Feza 1. Ucu bucağı bulunmayan boşluk. 2. Dünyanın sonsuz olan genişliği, sema Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Fezzan Büyük Sahra'da, Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Fırat 1. Tatlı su. 2. Türkiye'nin en uzun nehri.
Fikret 1. Fikir, düşünce. 2. İdrak. 3. Zihin, akıl. 4. Murat, maksat, niyet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Fikri Fikre ait, fikirle ilgili, düşünerek meydana getirilen şey.
Firas 1. Yiğit, mert. 2. Binici, at yetiştirici.
Firazende YükseltenErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Firuz Mesut, mutlu, sevinçli, ferah, uğurlu, iyi bahtlı.
Fuad Kalb, yürük, gönül.
Furat (bkz. Fırat).
Furkan Hakkı, batıldan, doğruyu yanlıştan ayırma, tefrik.
Fuzuli 1. Boşuna, yersiz, lüzumsuz, haksız. 2. Boşboğaz lüzumsuz işlerle uğraşan. 3. Yetkisi olmadığı halde başkası namına tasarrufta bulunan Fuzuli Mehmed:XVI. yy. 'da yaşamış büyük Türk şairlerinden. Çağatay edebiyatı da dahil olmak üzere, Türk edebiyatının birçok sahalarında kuvvetli tesir ve nüfus sahibidir. Türkçe, Arapça, Farsça, manzum, mensur birçok eserleri vardır. Bunlar arasında "Leyla ve Mecnun" mesnevisi çok meşhurdur.
Füruzan Parlayıcı, parlayan, parlak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gaffar 1. Kullarının günahlarını affeden, Allah. 2. Çok merhamet eden. Allah'ın isimlerinden(bkz. Abdülgaffar).
Gafur Mağfiret eden, yarlığayan, affeden, bağışlayan, merhamet eden Allah. Allah'ın isimlerinden (bkz. Gaffar).
Gagauz 1. Gökoğuzlar. 2. Hristiyanların Ortodoks mezhebine bağlı Türk kavmi. Balkanlar ve Rusya'da yaşamaktadırlar. Deliorman, Dobruca, Beşerabya ve Ukrayna'da oturan Hristiyan Türklere verilen ad.
Galib 1. Galebe çalan, muzaffer, yenen. 2. Güçlü kuvvetli, kudretli, hükmeden. 3. Üstün baskın. Şeyh Galip: Meşhur divan şairlerinden. 17571798 yıllan arasında yaşamıştır Türk dil kurallarına göre "b/p" olarak kullanılır.
Gani 1. Zengin varlıklı, bol doygun. 2. Sahip olduğunda fazlasını istemeyen. Allah'ın isimlerinden (bkz. Abdülgani).
Ganim Ganimet alan.
Garib 1. Yabancı, acaib. Kimsesiz, memleketinden uzak. Türk dil kuralları açısından "b/p" olarak kullanılır.
Gavs 1. Suya dalma, dalgıçlık. 2. Yardım muavenet. 3. Yardım istemek için bağırmak. 4. Yardımcı, imdada yetişen. 5. Allah'ın velileri, hakkında kullanılır. Daha çok ünvan olarak verilir Gavsı Azam: Tarikat kurucusu, özellikle Abdülkadir Geylani için kullanılır.
Gayret . 1. Çalışma, çabalama. 2. Kıskanma, çekememe. 3. Aziz ve kutsal bir şeye tecavüz edildiğini görmekten doğan asil temiz duyguErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gaza Din uğruna savaş.
Gazal 1. Ceylan. 2. Geyik, âhû. 3. Geyik yavrusu. 4. Güzel göz, irigöz.
Gazanfer 1. İri arslan, şir. 2. Cesur, yürekli, yiğit adam. 3. Hz. Ali'nin lakabı.
Gazel 1. Latif. 2. Kuruyarak dökülmüş ağaç yaprağı. 3. Divan, Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli.
Gazi 1. Allah yolunda savaşan kişi. 2. Gaza sırasında yaralanan kimse. 3. Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4. 2. Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke.
Gazir 1. Yumuşak, mülayim. Tatlı, nazik, uysal.
Gaziyüddin Din uğrunda yara alan, yaralanan. Savaşan.
Gazzal İplikçi.
Gazzali İslam aleminin büyük mütefekkirlerinden Babası "Gazzaliplikçi" sanatçısı olduğu için kendisine Gazali adı verilmiştir.
Genç 1.Hazine define. 2. (a.) Naz, eda, cilve.
Gencal Genç kal(bkz. Genç).
Gencay Ayın bir haftalık oluncaya kadar ki şekli, hilal.
Gence Kuzey Azerbaycan'ın Baku'dan sonra en büyük şehri.
Gencer Yeni taze, körpe kimse, yiğit.
Gençyaz İlkbahar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gevan Kahramanlar, yiğitler.
Gezegen Güneş etrafında dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı.
Gıyas Yardım, gavs, nusret.
Gıyaseddin Dinin yayılması için yardımı dokunan zat. Gıyaseddin Keyhüsrev I: Anadolu Selçuklu Sultanı Türk dil kuralına göre "d/t" olur.
Gilman 1. Tüyü, bıyığı çıkmamış delikanlılar gençler. 2. Köleler, esirler. 3. Cennette hizmet gören erkekler.
Gilşah . 1. Balçık şah. 2. Balçıkta yapıldığı için Hz. Adem'in lakabı. 3. Farsların masal kahramanı Keyyummers'in lakabı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Girami Aziz, muhterem, saygın ulu.
Giray Kuvvetli, kudretli. Kırım hanları tarafından unvan olarak kullanılmıştır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Girgin Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilenErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Giryar . Ağlayıcı, ağlayan, (bkz. Nalan) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Göğem Halk dilinde yeşile çalan mor Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gökalp Göklerin yiğidi bahadır.
Gökben Gökle ilgili, uzay sema Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gökçay , (bkz. Gökçe)Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölüErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gökçek 1. Güzel çok güzel. 2. Hoş, sevimli, cana yakın alımlı. 3. İnce narin zarif. 4. Güler
Gökdoğan Kuzey yarımkürede yaşayan bir doğan türü.
Gökekin Yeni başak meydana getirmiş ekin Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gökkır At donlarından maviye çalan kır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gökkuşağı Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı Erkek ve kadın adı
Göksel Semavi, gökçül karşılığı olarak kullanılan uydurma kelam.
Göksu 1. Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2. Adana'dan gelerek Akdeniz'e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarındanErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Göksün Binboğa dağlarından Elbistan'ın güney batısında Seyhan nehrine karışan çay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Göktepe Mavi tepe.
Göktürk Orta Asya'da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse.
Gökyüzü Göğün görünen yüzeyi (sema) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Görkem 1. İhtişam, gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. 2. Gösterişli, heybetli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Görsel Görmekle ilgili manasına kullanılan uydurma bir kelime Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gözlem Müşahade, gözlemek karşılığı olarak kullanılan kelime Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gufran Günahların affı.
Gulam 1. Oğlan, uşak. 2. İran ve Hindistan'da (abd) kelimesi yerine kullanılmıştır Gulam Ali, Gulam İshak Han gibi.
Gurbet Doğup yaşanılmış olan yerden uzakta yer Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Güçlü 1. Gücü olan kuvvetli zorlu. 2. Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en önemli perde.
Güftar Söz, kelam Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Güher Gevher, cevher, (bkz. Gevher) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gülabi Gülsuyu.
Gülberk Gül yaprağıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gülenbey (bkz. Gülenay).
Gülhan Gül evi, ateşhane.
Gülibar Gül fırtınasıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Gülnar Hisar, kule.
Gülname Sevgiliye yazılan mektup, kaside.
Gültekin Genç delikanlı, nazik.
Güney Dört ana yönden biri Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Günsel Hızlı akan sel.
Güray Yeni doğan ay.
Gürbüz 1. İyi, yetişmiş, sağlam ve kuvvetli. 2. Cesur, kuvvetli. 3. Sağlıklı, sıhhatli.
Gürcü Gürcistan ahalisinden veya bu ahalinin soyundan olan. Gürcistan ahalisine ait.
Gürçınar Çok büyümüş, gelişmiş, serpilmiş.
Gürdal Güçlü, gelişmiş dal.
Gürel Maiyeti geniş, çevresi güçlü kuvvetli.
Gürgan 1. İran'ın kuzeydoğusunnda bir yer. 2. Aksak Timur'un lakabı.
Gürhan 1. Hanlar hanı. 2. KaraHitay prenslerine verilen unvan.
Gürkan 1. Bol kan. Genç, taze, gelişmiş, serpilmiş.
Gürol Büyü, serpil, geliş.
Gürsu Temiz, pak, hızlı su Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Güven 1. Korku ve kuşku duygusundan uzak. 2. İnanma ve bağlanma duygusu. 3. Yüreklilik, cesaret Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Güvenç 1. Güvenme, dayanma, itimat. 2.Övünme, gurur.
Güzir Çare, derman Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Habban Güney Arabistan'da bir kasaba.
Habib Sevgili. Seven, dost.
Habeşi Habeşler gibi derisinin rengi çok koyu esmer olan kimse. Habeş ırkına mensup.
Habibullah Allah'ın sevgilisi. Hz. Peygamber.
Habil Habil. Hz. Adem'in oğullarından, Kabil'in kardeşi, Kabil tarafından öldürülmüştür. Yeryüzünde ilk öldürülen kişidir.
Habir 1. Taze, haberli, bilgili, agah, vakıf. 2. Cenabı Hak.
Haccac 1. Delil ikame eden. Delille galip olan. 2. Irak valisi olup, Hz. Muhammed soyuna ve taraflarına eziyet eden Yusuf b. Sakail'nin unvanı. Yezid'in komutanlarından.
Hace 1. Hoca. 2. Bilgin, öğretmen. 3. Çelebi, sahip, muallim, profesör Daha çok lakab olarak kullanılır.
Hacı 1. Hacca giden, Kabe'yi ziyaret eden, hacı. 2. Dini bir mahalli ziyaret eden kimse.
Hacib Birinin bir yere gitmesine engel olan. 2. KapıcıTürk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Hacir 1. Hicret eden, bir başka yere geçen. 2. Sayıklayan.
Haddas . Çabuk kavrayan, anlayışlı, kavrayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hadi 1. Yenilene yardım eden, yardımcı. 2. Hidayet eden, doğru yolu gösteren. Kılavuz, rehber. 3. Önde giden kimse. 4. Mızrak ucu.
Hadic Erken doğan oğlan çocuğu.
Hadid 1. Keskin. 2. Demir. 3. Öfkeli, hiddetli, şiddetli, titiz. 4. Kur'anı Kerim'in 50. suresinin adı.
Hadim Hizmetkar, yardım eden. Hadimi Harameyn: Haremi Şerifin hizmetkarı. Hicaz'ın alınmasından sonra Osmanlı sultanlarına verilen lakap.
Hafi 1. Çok ikram eden, insanı güler yüzle karşılayan. 2. Yalınayak yürüyen, koşan adam.
Hafid Erkek torun.
Hafiz 1. Allah'ın adlarındandır. Muhafaza eden, saklayan, esirgeyen, koruyan. 2. Kur'an'ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse.
Hafizüddin Dinin koruyucusu Daha çok unvan olarak verilir.
Hakan 1. Eski Türk ve Moğol hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri, hanlar hanı. 2. Kağan.
Hakem 1. Bir uzlaşmazlığın halli için tarafların üzerinde anlaştıkları kimse. 2. Çeşitli yarışmaları, müsabakaları idare eden kimse. 3. Jüri, bir yarışmada değerlendirme yapan kimse. 4. Allah'ın isimlerinden. Hüküm veren, karar veren, bütün meselelerin kendisine döndüğü hüküm sahibi.
Hakgüzar Hakkı tanıyan, haktan ayrılmayan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Haki ı. Yeşile çalan koyu sarı renk, toprak rengi. 2. Topraktan, toprağa mensup. Mütevazi kişi.
Hakim 1. Her şeye hükmeden, hikmet sahibi olan Allah. 2. Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç. 3. Üstte bulunan. 4. Hekim, akıllı, becerikli. 5. Kadı, vali, amir, hükümdar, emir.
Hakkı 1. Doğruluk ve insaf sahibi. 2. Bir insana ait olan şey. 3. Dava, iddiada hakikate uygunluk. 4. Emek. 5. Pay, hisse. 6. Layık, münasip.
Haktan Allah'tan gelen, Allah'ın verdiği.
Haktanır Herkesin hakkını gözeten kimse.
Halas Kurtuluş, kurtulma.
Halaskar Kurtarıcı.
Haldun Devamlılar, sürekli olanlar.
Halef 1. Babadan sonra kalan oğul. 2. Memurlukta, birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse.
Halid 1. Sonsuz, daim, ebedi. 2. Bir yıldan çok yaşayan. 3. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır. Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah'ın kılıcı olarak anıldı.
Haliddin Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü.
Halife 1. Halef, naib. 2. Hz. Peygamber'in vekili ve dünyadaki müslümanların başı olan kimse.
Halil Samimi dost, Allah'ın dostu.
Halilullah Allah'ın dostu. Hz. İbrahim (a.s.).
Halim 1. Sakin, sessiz. 2. Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu. Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı alarak kullanılması tercih edilir.
Halis 1. Hilesiz, katkısız. 2. Karışmamış, katışıksız, saf, hilesiz. Temiz. 3. Yalnız, sadece (bkz. Muhlis).
Hallac Pamuk, yatak, yorgan atan kimse Hallacı Mansur: 922 yılında "Ene'1Hak" dediği için asılan ve divan edebiyatında adına sık sık rastlanılan ünlü sufı.
Haluk İyi huylu, insaniyetli, geçim ehli olan.
Haman Hz. Musa'ya karşı acımasızca mücadele eden Mısır Firavunu'nun veziri.
Hamase Yiğitlik, kahramanlık şiirleri, marşlar.
Hamdi 1. Allah'ı övmek. 2. Allah'a şükretmek. 3. Şükreden, şükredici.
Hamdullah Allah'ın övgüsü.
Hami Himaye eden, koruyan, koruyucu, sahip çıkan, gözeten.
Hamid 1. Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. 2. Hamdeden, şükreden kul. 3. Hz. Pey. (s.a.s)'in lakaplarından.
Hamil . 1. Yüklü. Gebe. 2. Sahip, malik. 3. Taşıyan, gözeten. 4. Uhdesinde bir poliçe bulunan. 5. Hamili vahy: Cebrail (a.s.) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hammad 1. Çok hamdeden, çok şükür ve dua eden. Hammad b. Ebu Süleyman: Hadisçi. Tabiindendir.
Hamza 1. Arslan. 2. Heybetli, azametli demektir Hz. Peygamber'in amcası, Mekke döneminde müslüman olmuş, Uhud Savaşı'nda Vahşi tarafından şehid edilmiştir.
Hanbeli Ahmed b. Muhammed b. Hanbel (Öl. 855): Ehli sünnetin dört ana mezhebinden birisi olan Hanbeli mezhebinin imamı.
Hanedan Kökten, asil ve büyük aile.
Hanef Doğruluk, istikamet.
Hanefi İmamdı Azam Ebu Hanife'nin mezhebinden olan. Hanefi mezhebine mensup kişi.
Hanif l. Tek Allah'a, Al­lah'ın birliğine inanan. 2. İslam inan­cına sıkı ve samimi olarak bağlanan. 3. Hz. Muhammed (s.a.s)'in tebliğin­den önce Mekke'de tek Allah'a ina­nanlar.
Hannan Çok acıyan, çok merhametli. Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak isim yapılır. Abdülhannan.
Hannas Şeytan İsim olarak kullanılmaz.
Hansoy (Han sülalesine mensup.
Harim 1. Biri için kutsal olan şeyler. 2. Harem dairesi, harem. 3. Evin içi gibi, başkalarına kapalı olan yer. 4. Bir evin civarı. 5. Avlu. 6. Ortak, şerik. 7. Hacıların, hac zamanı giydikleri giysi
Haris 1. Muhafız, bekçi, gözcü. 2. Koruyan, koruyucu. 3. Son derece hırslı olan. 4. Yemen'de bir Arap kabilesinin adı.
Harizm Amuderya'nın aşağı kısmının her iki yanında bulunan ülke. Bu ülkede XIII. yy'a kadar dilini muhafaza ederek yaşamış olan İran kavminin adı.
Harman 1. Tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması. Bu işin yapıldığı mevsim, sonbahar. 2. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir bileşim oluşturmak.
Harras Ekinci, çiftçi, toprağı işleyip ekin eken.
Harun Kur'anı Kerim'de bahsedilen peygamberlerdendir. Musa Peygamberin büyük kardeşi. Fir'avun erkek çocukların öldürülmesi emrini kaldırdıktan sonra doğmuştur. Hz. Musa'dan 3 sene sonra doğduğu söylenir.
Harut . 1. Arkadaşı Marut ile tanınan melek, büyü ve sihir ile uğraştıkları için kıyamete kadar kalmak üzere Babil'de bir kuyuya hapsedilmişlerdir. 2. Babil halkına korunmaları için büyü öğreten iki melekten biri, sihir yapar İsim olarak kullanılmaz.
Harzem (bkz. Harizm).
Hasafet 1. Hükümde sağlamlık, kuvvet ve olgunluk. 2. Görüş sağlamlığı.
Hasan Güzellik, iyilik, hüsn sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebi Talib: Ali (r.a.)'nin büyük oğlu. Peygamber Efendimizin torunu. Kur'an'da geçen kelimelerdendir.
Hasbek Dürüst, iyi, saf insan.
Hasbi İsteyerek ve karşılık beklemeksizin yapılan.
Haseki Hükümdarların hizmetine tahsis edilmiş şahıs ve zümrelere verilen ad.
Hasen 1. Güzel, süslü. 2. Güzel işler, hayırlar. Hasan şeklinde kullanılır.
Hasib 1. Hayır sahibi, eliaçık, cömert. 2. Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. 3. Muhasebeci, sayman.
Hasif Hasafetli, aklı başında olgun adam.
Haslet İnsanın yaratılışındaki huyu, tabiatı, mizacı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Haspolat Katışıksız, saf, çelik gibi.
Haşim 1. Haşmetli, gösterişli, muhteşem. 2. Kuru ekmek kırıntısı doğrayan Ezen, kıran, yaran, parçalayan Beni Haşim Hz. Peygamber'in (s.a.s) soyu.
Haşimî Haşime mensup, Haşimilerden olan.
Haşmet İhtişam, gösterişlilik, heybet, büyüklük Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Haşmeddin Dinin büyüklüğü, ihtişamı.
Hatem 1. Mühür, üstü mühürlü yüzük. 2. En son. 3. Hatemü'lEnbiya: Peygamberlerin sonuncusu, Hz. Muhammed. 4. Halemi Tai: Arap kabileleri arasında tanınmış "Tayy" kabilesine mensup ve cömertliğiyle meşhur olan "İbn Abdullah b. Sa'd"ın lakabı. 5. Çok cömert olan.
Hatır 1. Şan ve şeref sahibi. 2. Yüce, ulu. 3. Tehlikeli.
Hatırsaz Gönül yapan, hoşnut eden.
Hatib 1. Hitab eden, söz söyleyen. 2. Camide hutbe okuyan. 3. Güzel, düzgün konuşan kimse. Sahabe isimlerindendir.
Hatif 1. Kuvvetli, sert ve tiz bir sesle tebliğ veya davet eden kimse. 2. Göz kamaştıran. 3. Göze görünmeyen.
Hatim 1. Sona erdiren, bitiren. 2. Mühürleyen, mühürleyici.
Haver . 1. Şark, doğu. 2. Güneşin doğduğu gün Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hay 1. Canlı, diri. 2. Allah'ın sıfatlarından "abd" takısı alarak kullanılır. "Abdülhay".
Hayali 1. Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2. Kanuni Sultan Süleyman devrinin büyük şairlerinden biri.
Hayati 1. Dirilik, canlılık. 2. Büyük önem taşıyan. 3. Hayata, yaşayışa ait, hayatla ilgili.
Haydar 1. Arslan, esed, gazanfer, şir. 2. Cesur, yiğit adam. 3. Hz. Ali'nin lakabı.
Hayim 1. Şaşkın, hayrette. 2. Sevgiden dolayı şaşkına dönmüş.
Hayr İyi, faydalı, hayırlı, yarar. Hayru'lVera: Halkın, alemin hayırlısı, Hz. Muhammed. Hayru'lBeşer: İnsanların hayırlısı, Hz. Muhammed.
Hayran 1. Şaşmış, şaşa kalmış, şaşırmış. 2. Çok tutkun. 3. Aşırı derecede sevgi duyan.
Hayrat 1. Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler, iyilikler. 2. Sevap için kurulan müessese.
Hayreddin Dinin hayırlı eylediği mübarek kıldığı insanTürk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
Hayri Hayırla, iyilikle ilgili, uğur ve kutluluğa ait.
Hayrullah Allah'ın hayırlı ettiği erkek.
Haysiyet Şeref, onur, itibar, değer.
Hayyam 1. Çadırcı. 2. İran'ın meşhur şairlerinden Ömer Hayyam,
Hazar 1. Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. 2. Barış ve güven Erkek ve kadın adı olarak kullanılabilir.
Hazer Deniz, bahr, büyük su Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hazım Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam olan.
Hâzim Zafer kazanan, galip, hazimete uğratan.
Hazin 1. Hüzünlü, üzüntülü, acıklı. 2. Üzüntü veren, gamlandıran, kederlendiren.
Haziz 1. Mesud, mutlu. 2. Hisse ve nasibi olan.
Hazlan 1. Terketmek. 2. Allah ilminde, Allah'ın insanı lütuf ve nusretinden mahrum etmesi. İsim olarak kullanılmaması daha uygundur.
Hazrec 1. Bir Arap kabilesinin ismi. 2. Hz. Peygamberi Mekkeli muhacirlerle, Medine'de kabul eden ve ilk İslam devletinin temelini teşkil eden ensarın en önemli kolu.
Hebib Rüzgar.
Hedef 1. Nişan, nişan alınacak yer alanı. 2. Meram, maksat, gaye, amaç.
Hekim 1. İnsan hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile uğraşan kimse, doktor. 2. Hikmet sahibi kişi, filozof.
Heper Cesur, yiğit kimse.
Hepyener (bkz. Heper).
Heybân 1. Korkunç, korku veren. 2. Çok utangaç.
Heybet 1. İnsanlarda korku ile birlikte saygı uyandıran görünüş. 2. Karizma, doğal etkileyiş.
Hezâr . 1. Bülbül. 2. Çok, pek çok. 3. Bin Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hezarfen Çok bilen, elinden her iş gelen. Bin türlü iş beceren. Hezarfen Ahmet Çelebi: Türk bilgini. Yapay kanatlarla ilk defa uçma deneyimini başaran adam.
Hıdır (bkz. Hızır).
Hıfzı 1. Saklama, koruma ile ilgili. 2. Ezberleme, akılda tutma.
Hıfzurrahma Merhamet eden, acıyan. Allah'ın koruyuculuğu. Allah'ın uhdesinde.
Hıfzullah Allah'ın koruması, saklaması.
Hıncal Öc al.
Hızır 1. Yeşil. Yeşillik. 2. Kehf suresinde 5981. ayetlerde bahsi geçen ve Hz. Musa'nın onunla buluşarak imtihan olunduğu şahsın müfessirlerin ekseriyetinin üzerinde ittifakla durdukları ismi. Hızır hakkında çok çeşitli rivayetler vardır.
Hızırhan Seyyid. Seyyidi sülalesinin kurucusu, Malik Süleyman'ın oğlu.
Hızır Bey İstanbul'un fethinden sonra oranın ilk kadısı olan Türk alimi ve şairi.
Hızlan Hız kazan, hızını artır.
Hibetullah Allah'ın bağışlaması, bağışı.
Hicab 1. Utanma, sıkılma. 2. Perde, ikişeyi birbirinden ayırmaya yarayan perde.
Hicabi (bkz. Hicab).
Hiçsönmez (bkz. Sönmez).
Hiçyılmaz (bkz. Yılmaz).
Hidayet Hak yoluna doğru yola girme. 2. Müslüman olmakErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hidayeddin Dinin gösterdiği doğru yol.
Hidiv İmtiyazlı, Mısır valisi veya bu valinin ünvanı.
Hikem Hikmetler.
Hikmeddin Dinin hikmeti Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Hikmet . 1. Hakimlik, feylesofluk. 2. Sebeb, gizli, Allah'ın hikmeti. 3. Felsefe. 4. Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hikmetullah 1. Ancak Allah'ın bileceği iş. 2. Allah'ın hikmeti.
Hilâ Hükümdarın taltif etmek istediği kimseye verdiği kıymetli elbise. Hil'at.
Hilmi Yumuşak huylu, sakin tabiatlı.
Himayet Koruma, korunma.
Himmet 1. Gayret, emek, çalışma, çabalama. Yüksek irade. 2. Ermiş kimsenin tesiri. 3. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
Himyer Yemen'de bir kavmin adı.
Hiram Salınma, salınarak edalı yürüme.
Hisar . 1. Kuşatma, etrafını sarma. 2. Kale etrafı islihkamlı bentErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hişam Nisam elMelik: Emevi halifesi.
Hizber 1. Arslan, esed, gazanfer, şir, bahadır. 2. Cesur, yürekli adam.
Hizbullah Allah'a inananlar topluluğu.
Hubeyb 1. Küçük taze buğday taneceği. Tanecik. Hubeyb b. Adiyy elEnsarî (Öl. 625): İslam'ın ilk şehitlerindendir. Uhud'un ardından tutsak edildi ve Mekke'ye köle olarak götürüldü. Uhud'ta öldürülen Haris'e mukabil, işkence edilerek vahşi bir biçimde kazığa vuruldu ve şehid oldu.
Hüccet Delil.
Hucurat 1. Hücreler odalar. 2. Kur'anı Kerim'in 49. suresinin adı.
Hud Hz. Hud (a.s). Ad kavmine gönderilen peygamberKur'an'da ismi geçen 24 peygamberden biridir. Dalalet ve sapıklık içinde olan kavmini ıslah için çok uğraştı fakat onlar, Hud'a inanmadılar ve ani bir fırtına ile yok olarak tarihten silindiler.
Huda . 1. Doğru yol gösteren, hidayet eden. 2. Allah'ın isimlerinden. 3. Kur'anı Kerim. Ek almadan isim olarak kullanılmaz. Hudanur gibi.
Hudavendiga 1. Sahip, hükümdar, bay. 2. Fars edebiyatında Allah manasında kullanılır.
Hudavendi 1. Hükümdarlık. 2. Efendi, sahip, maliklik. 3. Hakim, hükümdar.
Hudayi Allah'a mensup, Allah'ın yarattığı.
Hudeybiye 1. Mekke'den ağır yürüyüşle 17 km mesafede bir vadi. 2. İslam tarihinde Hudeybiye Musalahası olarak bilinen anlaşmanın yapıldığı yer.
Hulagu Moğol hükümdarı olup, İran'da Moğol hanedanının kurucusudur.
Hulki 1. Hulk, yaratılışla ilgili, doğal tabi. 2. İyi ahlaklı, iyi huylu.
Hulusi 1. Halis olan, saf, iç temizliği. 2. Samimi, candan(bkz. Halis).
Hunalp Cesur, kahraman.
Hurdaz Farsların kullandığı şemsi senenin 3. ayına verilen isim.
Hurşid Güneş, aftab, mihr, şems Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Husrev Hükümdar, padişah.
Huzur Baş dinçliği, gönül rahatlığı, dirlik, erinç.
Hüccet 1. Senet, vesika, delil. 2. Seçkin alimlere verilen unvan Hüccetü'lİslam: Gazali.
Hüdai (bkz. Hüdayi).
Hüdavendiga 1. Amir, hükümdar. 2. Osmanlı padişahlarından I. Murad'ın ünvanı.
Hüma 1. Devlet kuşu. 2. Saadet, mutluluk.
Hümeze Birini arkasından çekiştirmek. Kur'anı Kerim'in 104. suresinin adı. İsim olarak kullanılmaz.
Hünkar 1. Uğurlu. 2. 1529 yaş arasında Osmanlı Sultanlarına verilen isim.
Hür Özgür, bağımsız.
Hüray Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Hürcan . (bkz. Hüray).
Hürdoğan (bkz. Hüray).
Hüreyre Kedicik, kedi yavrusu Ebu Hüreyre: Ashabı Kiram'dan en çok hadis rivayet eden sahabi. Kedi yavrularını çok sevdiği için bu ismi aldığı söylenir.
Hürkal Esir olma.
Hürkan Özgür soydan gelen.
Hürmüz 1. Zerdüştlerin hayır tanrısı. 2. Eski İran takviminde güneş yılının ilk günü. 3. Jüpiter, müşteri, erendiz. 4. Sasani sülalesinden 5. padişahın adı.
Hürol (bkz. Hürkal).
Hürsel (bkz. Hürol).
Hürsev Hürriyeti seven kişi.
Hüryaş Ar (bkz. Hürsev).
Hüsam Keskin kılıç.
Hüsameddin 1. Dinin keskin kılıcı. 2. Mevlana'nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana'nın Mesnevi'yi dikte ettirdiği kişidir Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Hüseyin 1. Küçük sevgili. 2. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in torunu, Hz. Ali'nin küçükoğlu.
Hüsmen Hüseyin'den bozma olarak yapılan isim.
Hüsni Güzelliğe ait, güzellikle ilgili.
Hüsrev 1. Padişah, hükümdar, sultan. 2. Hüsrev şirin masalının erkek kahramanı Hüsrev: Eserlerini daha çok Farsça yazmış bir Türk şairi ve edibi olup 12531325 yıllan arasında Hindistan'da yaşamıştır.
Hüteyn Hicaz ve Mısır'da dağınık halde yaşayan büyük bir göçebe kabile.
Hüzey Kuzey Arabistan'da büyük bir Arap kabilesi.
Idık Kutsal, mübarek.
Idıkut 1. Eski Türklerde bir şan. 2. Devlet yönetme gücü.
Ildır 1. Parıltı, parlayış. 2. Alacakaranlık.
Ildız . 1. Yıldız. 2. Gündönümünden 10 gün önceki zaman Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ilgar 1. Çok çabuk, hızlı. 2. Hücum, akın. 3. Verilen söz. 4. Havanın parlak, açık olması. 5. Öfke.
Ilgaz . 1. Atın dört nalla koşması. 2. Hücum, akın. 3. Çankırı ilinin ilçe merkezi. 4. Batı Karadeniz bölgesinin en yüksek dağ kitlesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ilgazer (bkz. Ilgar).
Ilgı 1. Soy sop. 2. Sürü. 3. Çoban. 4. Hısım, akraba.
Ilıcan Ilıkça, biraz ılık.
Irız Cesur, yiğit.
Işıkalp (bkz. Işık).
Işıkay (bkz. Işık) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Işıker (bkz. Işık).
Işıkhan (bkz. Işık).
Işıman Parlak, aydınlık yüzlü kimse.
Işınbay (bkz. Işın).
Işıner (bkz. Işın).
Işınsu (bkz. Işın).
Itri Itrî (Buharizâde Mustafa Efendi). Türk besteci, hattat ve şair.
Jerfî Derinlik. Derin deniz.
Jeyn (bkz. Jiyan).
Jiyan Coşmuş, kükremiş, kızgın.
Kaan 1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar.
Ka'b 1. Topuk kemiği, aşık kemiği anlamında. 2. (Mecazen): Şeref, şan, onur anlamında kullanılır. 3. Ka'b b. Züheyr (Vll.yy.): Sahabedendir. Rasulullah için okuduğu Kasidei Bürde çok meşhurdur. Birçok dillere çevirisi yapıldı.
Kabil 1. Olabilir, mümkün. 2. Cins, soy, sınıf, tür, çeşitHz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Habil'i öldürmüş ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmuştur.
Kadem . 1. Ayak. 2. Adım. 3. Yarım arşın uzunluğunda bir ölçek. 4 Uğur Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
Kademran . 1. İlerleyen Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kadı 1. Hüküm, karar, hakimlik. 2. Seri devlette, mahkeme reisi. İlim sahibi yetkili. Kadı İyaz: (İyaz b. Musa b. Ümran esSebtî: (10831149). Meşhur fıkıh ve hadis bilgini. İspanya'da Gırnata kadılığı yaptı. 20'yi aşkın eseri vardır.
Kadim 1. Ayak basan, ulaşan, varan. 2. Ezeli, evvelsiz. 3. Çok eski zamanlara ait eski atik. 4. Yıllanmış Kelamı Kadim, Kur'anı Kerim.
Kadir 1. Değer, kıymet, itibar. 2. Parlaklık. 3. Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4. Allah'ın isimlerinden. Kur'anı Kerim'de 50'ye yakın yerde geçmektedir. Başına"abd" takısı olarak "Abdülkadir" olarak kullanılır.
Kadirbillah 1. Allah'la güçlenen. Gücünü Allah'tan alan. 2. Ebu'lAhmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir'in torunu.
Kadirşah 1. Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2. Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.
Kadreddin Dinin kudreti, gücü Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Kadri 1. Değer, itibar. 2. Onur, şeref, haysiyet, meziyet. 3. Rütbe, derece.
Kadrican Değerli, itibarlı, can, ruh Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birleşik isim.
Kadrihan – Değerli hükümdar, yönetici.
Kâfi El veren, yeter, yetecek, yetişen, kifayet eden.
Kağan 1. Hakan, imparator. 2. Kükremiş, öfkelenmiş, kükreyen, öfkelenen.
Kahhar . 1. Ziyadesiyle kahreden, kahredici, yok edici batırıcı. 2. Allah'ın isimlerinden İsim olarak kullanılmaz (bkz. Abdülkahhar).
Kahir 1. Allah'ın sıfatlarındandır. Kur'anı Kerim'de iki yerde geçer. 2. Kahredici, zorlayan. 3. Yok eden. 4. Ezici kuvvet. Kahir Billah: Abbasi halifesi. (Ebu Mansur Muhammed elMutezid). Muktedir'in kardeşi.
Kahraman 1. Yiğit, cesur, (bahadır). 2. Hüküm sahibi, iş buyuran. 3. Fars mitolojisinde Rüstem'in yendiği kimse (bkz. Bahadır).
Kâhta Fırat nehri kollarından birinin adı, Malatya'da aynı isimle yerleşim bölgesi vardır.
Kâhya 1. Efendi, emir. 2. Ev sahibi, aile reisi. 3. Çiftlik yöneticisi.
Kaid 1. Rehber kumandan. 2. Atlan yedekte götüren. 3. Oturan, ikamet eden.
Kaim 1. Duran, ayakta duran. 2. Bir şeyi yapan icra eden. 3. Allah'ın emrini ifa eden.
Kâinat 1. Var olanların hepsi. Yaratıklar. Yer gök (bkz. Evren).
Kalagay Al, kırmızı renk.
Kalender 1. Dünyadan elini eteğini çekip başı boş dolaşan. 2. Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne başına dikkat etmeyen bulduğu ile yetinen kimse.
Kalgay 1. İzci kumandanı. 2. Kırım hanlığında veliahta verilen unvan.
Kalhan 1. (bkz. Kalgay). 2. Kahramanoğulları'nın han soyundan, ceddi de Kalhan adını taşımaktadır.
Kam 1. Hekim. 2. Düşünür. 3. Büyücü, sihirbaz.
Kamacı Top kaması yapan ya da onaran kimse.
Kamanbay (bkz. Kamar).
Kaman Dağların doruğuna yakın olan yerler.
Kambay Hekim, tabib, doktor.
Kamer . 1. Ay. 2. Sadık hizmetkâr. 3. Kur'anı Kerim'in 54. suresi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kâmil 1. Bütün tam noksansız, eksiksiz. 2. Kemale ermiş olgun. 3. Yaşını başını almış terbiyeli, görgülü. 4. Alim, bilgin, geniş bilgili (bkz. Kemal).
Kamran İsteğine kavuşmuş olan.
Kâmurân . 1. Kâm sürücü, süren, arzusuna isteğine kavuşmuş mutlu. 2. Arzusuna erişen, bahtiyar, mutlu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kâmver İsteğine kavuşmuş, mutlu.
Kanber 1. Hz. Ali'nin sadık, vefakâr kölesi. 2. Bir evin gediklisi.
Kandemir Güçlü soydan gelen.
Kani' 1. Kanaat eden, yeter, bulup fazlasını istemeyen. 2. İnanmış kanmış.
Kantara . 1. Köprü, özellikle taştan yapılmış. 2. Su yolu, bend, hisar anlamına da gelir Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kanun 1. Devletin teşri, yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her türlü nizam, kaide kural. 2. Herhangi bir mevzu üzerindeki kanunu taşıyan kitap.
Kanuni 1. Kanuna ait kararla ilgili. 2. Osmanlıların 10. padişahı Sultan 4. Süleyman'ın lakabı, Osmanlıların yükselme devrinin son padişahı Daha çok lakab olarak kullanılır.
Kanver Kanını ver, asil.
Kapar Akıl, ruh.
Kapkın Uygun, düzenli.
Kaplan Vahşi kedigillerden, benekli, yırtıcı hayvan.
Kaplan Giray (16801738) yıllan arasında Kırım hanı oldu. 3 defa han olmuştur.
Kapsam Şümul ihtiva, ihata, istiab, manalarına gelen uydurma bir kelime. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kaptan . 1. Bir geminin sevk ve idare sorumlusu. 2. Şehirlerarası otobüs şoförü. 3. Baş pilot.
Karaalp Esmer, kara yağız yiğit.
Karabey (bkz. Karacabey).
Karabuğra Esmer, erkek deve.
Karaca 1. Rengi karaya çalan, esmer, yağız. 2. Geyikgillerden, küçük, boynuzlu, güzel görünüşlü av hayvanı. 3. Üst kol.
Karacabey Esmer bey, rengi karaya çalan.
Karacan (bkz. Karaca).
Karahan Esmer bey, Esmer hükümdar. Karahanlılar devletinin kurucusu.
Karakan Bir tür dağ ağacı.
Karaman 1. Esmer, yağız insan. 2. Güneybatı'da esen yel.
Karanalp Karayağız, kahraman yiğit.
Karanı 1. Orta Anadolu'da bir köy. 2. Veysel Karani'nin doğduğu yer.
Karasu 1. Ağır akan su. 2. Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı.
Karateğin Amuderya'yı vücuda getiren nehirlerden Surhab üzerinde önemli bir kent.
Kârdide İş bilir, uyanık, tecrübeli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kargın 1. Taşkın su. 2. Bol, çok. 3. Doymuş, tok. 4. Erimiş buz ve kar parçalarının oluşturduğu akarsu. 5. Çağlayan.
Kargınalp Coşkulu, taşkın, hareketli yiğit.
Karhan (bkz. Kargın).
Karin l. Yakın. 2. Nail olan. 3. Hısım komşu. 4. Mabeynci.
Karluk Türk boylarından biri.
Karlukhan (bkz. Karluk).
Karneyn 1. İki boynuz. 2. Zülkarneyn: Kur'anı Kerim'de Kehf 83, 86, 94. ayetlerde adı geçen ve nebi mi, veli mi olduğunda tereddüt edilen zat. 3. Büyük İskender.
Kartal 1. Kartalgillerden, beyazla karışık siyah tüylü, kıvrık ve kuvvetli gagalı, geniş kanatlı büyük yırtıcı kuş. 2. Yeniden diriliş ve güçlülük sembolü.
Kartay . Yaşlı, pir.
Kartekin (bkz. Kartay).
Karun 1. Beni İsrail'de zenginliğiyle meşhur olan ve bu yüzden kendisini herşeyin sahibi gibi görmeye başlayıp Allah'a karşı büyüklenen, belki de dünya kapitalistle­rinin en eskisi ve en büyüğü olan kişi. Hz. Musa dönemlerinde yaşamış bu müstekbir, ilahi kahır ve intikama uğrayarak bütün servetiyle birlikte ani bir zelzele ve tufan sonucu yerin dibine geçmiştir. 2. Hunnan ile Beni İsrail'e zulmeden Fir'avun'un müşrik nazırlarından. 3. Çok zengin kimse.
Kasem 1. Yemin etmek. 2. Bölmek.
Kâsib Kesbeden, kazanan, kazanç sahibi.
Kasım 1. Taksim eden, ayıran bölen. Kasım b. Muhammed (s.a.): Hz. Muhammed (s.a.s)'in oğlunun ismi. Küçük yaşta vefat etmiştir. 2. Kinci, ezici, ufaltıcı. 3. Yılın 11. ayı. 4. Yılın kış bölümü.
Kâşif Keşfeden, bulan, meydana çıkaran.
Katade 13 yy.'dan itibaren Mekke'de hakim olan Şeriflerin atasına verilen ad.
Katib 1. Yazıcı. Bir kuruluşta yazı işleriyle vazifeli kimse, sekreter. 2. Osmanlı devletinde divanın resmi yazılarını yazan vazifeli. 3. Devlet memuru Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır Katib Çelebi 16091658 yıllan arasında yaşamış ünlü bilgin. En mühim eseri Keşfü'zZünun'dur
Kavas Okçu, tüfekçi, tüfekli alet.
Kavi 1. Yakar, yakıcı. 2. Kuvvetli, güçlü. 3. Sağlam inanılır. 4. Zengin varlıklı.
Kavis 1. Yay. 2. Gökyüzü, ay, burcu.
Kaviy 1. Kuvvetli, güçlü, dayanıklı, metin muhkem, sağlam. 2. Şiddetli, zorlu. 3. Kudret sahibi herşeye gücü yeten. Cenabı Hakk'ın güzel isimlerinden biri. Kur'anı Kerim'de 10'dan fazla yerde geçer.
Kavram . 1. Bir nesnenin zihindeki soyut ve güzel tasarımı, mefhum. 2. Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve ortak bir ad altında toplayan genel tasarım Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kavuşum . 1. Yeryuvarlağı bir uçta kalmak üzere yerin güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri. 2. İçtima Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kaya 1. Büyük ve sert taş kütlesi. 2. Kayalık sarp dağ.
Kayaalp Kaya gibi güçlü er.
Kayacan Canı kaya gibi güçlü.
Kayaer Kaya gibi güçlü er.
Kayan 1. Akarsu sel. 2. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlarErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kayansel (bkz. Kayan).
Kaygun 1. Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2. Akdoğan.
Kayhan Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayı bile delecek güçte sesi olan okuyucu.
Kayı 1. Yağmur, sağanak, bora. 2. Oğuz boylarından Osmanlı hanedanının mensup olduğu boy. 3. Sağlam, güçlü, sert.
Kayıhan Güçlü hükümdar.
Kayıtbay Kayıtbay elZahiri: Ünlü Mısır ve Suriye sultanı.
Kaymaz 1. Dağ eteği. 2. Güneydoğu'dan esen bir rüzgar.
Kaynak 1. Bir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı yer. 2. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kayra Yüksek büyük tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atıfet, inayet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kayraalp İyiliksever, yiğit.
Kayrabay İyiliksever, saygın kimse.
Kayrahan (bkz. Kayraalp).
Kayrak 1. Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. 2. Kaygan toprak. 3. Bileği taşı.
Kayral Kayrılan, himaye edilen (kimse).
Kayrar 1. Orman içindeki ağaçsız kalan. 2. Kayan yer. 3. İnce çakıllı, kumlu toprak.
Kays 1. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı olan Mecnuni Amiri'nin asıl adı. 2. Umman Denizi'nde küçük bir ada.
Kayser Roma ve Bizans (Alman) imparatorunun lakabıDaha çok unvan olarak kullanılır.
Kaytus Bir yıldız kümesiErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kayyum 1. Gökleri, yeri ve herşeyi tutan. Herşeyin varlık sahibi olabilmesi için gerekeni veren. Allah'ın isimlerinden.
Kaza Hüküm karar verme, emir tesbit vs.
Kazak 1. Göçebe akıncı. 2. Rusya'da yaşayan bir Türk kavmi. 3. Genç, taze. 4. İnatçı.
Kazakhan (bkz. Kazak).
Kazan 1. Su çevrisi, kayra. 2. Sazlık yerlerde dibi bulunmayan sulu yer. 3. Girdap.
Kazanhan (bkz. Kazan).
Kâzım 1. Öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen. 2. Kinini yenen.
Kebir 1. Büyük, ulu azim. 2. Yaşça büyük yaşlı. 3. Çocukluktan çıkmış genç. 4. Allah'ın isimlerinden. Abdülkebir şeklinde kullanılmalıdır.
Kelami Söze ilişkin, sözle ilgili.
Kelim 1. Söz söyleyen, konuşan. 2. Kelimullah: Tur'u Sina'da Cenabı Hakla konuşmasıyla Hz. Musa'ya verilen unvan. 3. Surei Kelim: Taha suresi. KELİME: (Ar.)
Kemal 1. Olgunluk, yetkinlik, tamlık, eksiksizlik. 2. En yüksek değer, mükemmellik, değer baha. 3. Bilgi, fazilet.
Kemaleddin 1. Din'de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2. Din bilgisi kuvvetli Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Kemandar Yay tutan, yay tutucu.
Kenan 1. Hz. Ya'kub'un memleketi, Filistin. 2. Yusufi Kenan: Hz. Yusuf Piri Kenan: Hz. Ya'kub. Hz. Nuh'un iman etmeyen oğlunun adının da Kenan olduğu rivayet edilmektedir.
Keram (bkz. Kirami).
Kerameddin 1. Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. 2. Dinde üstün mertebelere ulaşan. 3. Keramet sahibi derviş veli Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Kerem 1. Asalet, asillik, soyluluk. 2. Cömertlik, el açıklığı lütuf, bağış, bahşiş.
Keremşah (bkz. Kerem).
Kerim 1. Kerem sahibi, cömert, verimcil. 2. Ulu, büyük. 3. Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu. 4. Allah'ın isimlerinden, "abd" takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdülkerim).
Kerimhan (bkz. Kerim).
Keşif Açma, meydana çıkarma.
Kevkeb Yıldız gökyüzündeki parlak cisimleri ifade eden genel isim Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kevni Var olmayla, varlıkla ilgili.
Keyân Büyük hükümdar, şah.
Keyfer 1. Karşılık. 2. Mükafat veya mücazat Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Keyhan Dünya Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Keyhüsrev 1. Adil ve ulu padişah. 2. Keykavus'un torunu, Siyavuş'un oğlu olan meşhur hükümdar.
Keykâvus 1. Adil, necip. 2. Keyaniyan'ın II. padişahı olup Keykubat'ın torunu ve halefidir. Key'lerin ikinci padişahı.
Keykubad 1. Büyük ve ulu padişah. 2. Keykavus'un dedesi olan ünlü padişah. 3. Key'lerin ilk padişahı Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
Keys Zeka, anlayış, kavrayış.
Keyyis 1. Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı. 2. İnce zarif.
Kezer Kahraman.
Kılavuz Yol gösteren, rehber.
Kılıçalp Kılıç gibi keskin yiğit.
Kılıçaslan (bkz. Kılıçalp). İlk Selçuklu Sultanı Süleyman Şah'ın oğlu. Daha sonra O da Selçuklu hanedanının başına geçti.
Kılıçhan (bkz. Kılıçalp).
Kılınç 1. Çelikten silah. 2. Davranış, yaratılış, huy.
Kınay Çok çalışkan, etkin, faal Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kıncal 1. İnce zarif. 2. Aksi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kıner (bkz. Kıncal).
Kınık 1. Kaynak, menba. 2. İstek, arzu, gayret. 3. Obur. 4. Oğuzların 24 boyundan biri.
Kınıkaslan (bkz. Kınık).
Kıralp Kır beyi, taşrada oturan.
Kıray 1. Genç, delikanlı. 2. Ürün vermeyen arazi. 3. Eşkıya yol kesen.
Kırca 1. Dolu. 2. Ufak ve sert taneli kar, rüzgarla karışık yağmur.
Kırdar Ölçülü davranış, soğukkanlılık.
Kırgız 1. Gezici, gezgin. 2. Kırgızistan'da oturan halk.
Kırtekin (bkz. Kıralp).
Kıvanç . 1. Sevinç, memnuniyet. 2. Övünen, güvenen, iftihar eden Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kıyam 1. Kalkma, ayağa kalkma, ayakta durma. 2. Namazda ayakta durma. 3. Bir işe başlama. 4. Ayaklanma. 5. Ölümden sonra dirilme, ayağa kalkma.
Kıyas 1. Bir şeyi başka şeye benzeterek hüküm verme. 2. Karşılaştırma, örnekseme. 3. Umum kaideye uyma.
Kiçihan Küçük hükümdar.
Kimek X. yy. İrtiş'in orta bölgesinde yaşayan bir Türk kavmiErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kiram 1. Soydan gelenler, soyu temizler, ulular, sergeliler. 2. Cömertler, eliaçıklar. Sahabenin lakabı olmuştur.
Kirami 1. Cömertçe, eli açıklara özgü. 2. Soylular, ulular, şereflilerle ilgili.
Kirman 1. Hisar, kale. 2. İran'da bir eyalet ve bu eyaletin bugünkü merkezi.
Kirmanşah (bkz. Kirman).
Kisra İran şahlarının adı.
Koca 1. Eş. Ev ve ailenin yaşça en büyüğü. 2. İri, kocaman. 3. Akıllı, tedbirli yiğit.
Kocaalp Yaşlı, ulu, yiğit
Koçak Yürekli, eli açık. 2. Yüce gönüllü. 3. Konuk sever. 4. Yiğit, korkmayan kişi, savaşçı. 5.Açık kestane renginde olan.
Koçakalp Cömert, kahraman, yiğit.
Koçaker Cömert, kahraman kimse.
Koçaş 1. Kılavuz, rehber. 2. Yağmur bulutu.
Koçay Koç gibi güçlü.
Koçer Sağlıklı, yürekli er.
Koçhan (bkz. Koçer).
Koçubey Koçu arabasını kullanan kişi. Koçu: Gelin arabası.
Kocyiğit Yürekli, cesur, kahraman.
Kongar (bkz. Kongur).
Kongur San ile siyah karışımı bir renk, koyu kumral, kestane rengi.
Konguralp (bkz. Kongur).
Kongurtay (bkz. Konguralp).
Korur 1. Açık san, açık kestane renkli. 2. Kimseyi beğenmeyen gururlu, kendini beğenmiş. 3. Süslü, çalımlı, şık.
Konuralp 1. Cesur, yiğit, er. Orhan Gazi'nin komutanlarından biri.
Koral 1. Batı musikisinde dini şarkı. 2. Sınır muhafızı.
Koralp (bkz. Koral).
Koray İyice kor rengine gelen ay.
Korçan Ateşli, canlı, hareketli.
Korçan Çağlayan.
Korgan Hisar kale.
Korhan Ateşli, canlı, güçlü hükümdar.
Korkut 1. Büyük dolu tanesi. 2. Korkusuz, yavuz, heybetli. 3. Cin, şeytan.
Korkutalp (bkz. Korkut).
Kortan 1. Yanan, sıcak ten. 2. Yalçın ve kesik kaya. 3. Pelikan kuşu.
Kotuz Gururlu, kibirli.
Kotuzhan (bkz. Kotuz).
Koyak 1. Vadi, dere. 2. Dağlar ve kayalıklar üzerindeki doğal çukurlar. 3. Dağ yolu üzerindeki otluk. 4. Etkili, dokunaklı.
Koyaş Güneş Erkek ve kadın adı olur.
Koygun 1. Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2. Akdoğan.
Koytak Rüzgar almayan çukur yer.
Koytan Dağ bucağı.
Köken 1. Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim neden ya da yer. 2. Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayılan dalları. 3. Soy, asıl, ata.
Köker Köklü soydan gelen kimse.
Köklem İlkbahar
Koksal Yer altında geniş bir alana dağılan kök.
Köksan Tanınmış, ünlü ad.
Kökşin 1. Gök renginde. 2. Yaşlı, koca.
Kökten 1. Köklü, yüzeyde kalmayan, derine inen. 2. Soylu.
Körnes Ayna Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Köse Sakalı bıyığı hiç çıkmayan veya seyrek olan Daha çok lakab olarak kullanılır.
Kubilay Cengiz Han'dan sonra Moğol imparatorluğu tahtına çıkan büyük kağanların en meşhuru 35 yıl saltanat sürmüş ve 1294 yılında 80 yaşında ölmüştür.
Kuddus 1. Temiz, pak. 2. Hatadan, gafletten, eksiklikten uzak. 3. Çok aziz, mübarek Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur.
Kuddusi 1. Kuddus olan Allah'ın nimetine mazhar olan 2. 19. yy. Bor'lu meşhur mutasavvıf Türk şairi.
Kudretullah Allah'ın gücü.
Kudsi Kutsal, muazzez, mukaddes Allah'a mensup, ilahi.
Kudüs 1. Filistin'in merkezi olan şehir Ruhu'1 Kudüs: Cebrail, Hz. İsa'ya üfürülen ruh.
Kuhistan Dağlık memleket, İran yaylasında dağların çok olduğu bölge.
Kuhrud Dağ ırmağıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kûhsar 1. Dağlık. 2. Dağ tepesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kula 1. Kumral. 2. Sarışın, mavi gözlü. 3. Vücudu koyu sarı, kuyruğu ve yelesi siyah olan at.
Kulahan (bkz. Kula).
Kulan 1. Anayurdu Asya olan at ile eşek arası görünüşte yabanıl bir at türü. 2. İki, üç yaşında dişi tay, kısrak. 3. Zafer kazanmış kişi.
Kuman XI. yy ile XIV. yy. arasında Güney Rusya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan bir Türk boyu.
Kumanbay (bkz. Kuman).
Kumrul (bkz. Kumru).
Kumuk 1. Kılıç. 2. Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar denizinin batı kıyısında yaşayan bir Türk boyu.
Kumukbay (bkz. Kumuk).
Kunt 1. Sağlam ve iri yapılı. 2. Ağır dayanıklı, kalın. 3. Bir tür güvercin.
Kuntay (bkz. Kunt).
Kunter Sağlam, kuvvetli.
Kuntman Sağlam ve iri yapılı, sağlıklı kimse.
Kura 1. Cesur. 2. Çelik. 3. Toprak içinde bulunan büyük taş.
Kural 1. Davranışlara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkeler. 2. Araç. 3. Silah.
Kuray Ay gibi.
Kurban 1. Allah'ın rızasını kazanmaya vesile olan şey. 2. Eti. fakire parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. 3. Bir gaye uğruna feda olma.
Kurçeren Dayanıklı ve yiğit adam.
Kureyş Hz. Peygamberin soyu.
Kurman Yüksek aşamalı, nitelikli kimse.
Kurtaran Kurtulmasını sağlayan.
Kurtuluş 1. Kurtulmak fiili, kurtulma. 2. Tehlike, sıkıntı, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmuş olma hali, halas, necat, reha, selamet. 3. İstanbul'da bir semt adı.
Kusay 1. Uzaklaşmak. 2. Peygamberin 5. dereceden atası olup İslamiyetten önce Mekke'de Kabe'yi tamir ettirmiş ve yeniden düzenlemiştir.
Kusva 1. Son derece bulunan. 2. Nihayet son. 3. Erişilecek son nokta son sınır. 4. Peygamber (s.a.s)'in devesinin adı.
Kuşeyr Büyük beni Amir b. Şaşa'a grubuna dahil bir Arap kabilesi. Kuşeyri: İslam aleminin büyük sufi müelliflerinden. Kuşeyri Risalesi adıyla ünlü eseri bulunmakta.
Kutal Mutlu ol.
Kutalmış Mutlu olmuş, kutlu olmuş.
Kutalp Kutlu, uğurlu, yiğit.
Kutam Akbabaya benzeyen.
Kutan 1. Dua, yalvarma. 2. Saka kuşu. 3. Saban Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Kutay 1. Mübarek ay. 2. Borneo adasının doğu tarafından bir sultanlık.
Kutbay (bkz. Kutalp).
Kutberk (bkz. Kutbay).
Kutcan Kutlu, uğurlu can.
Kutel Uğurlu el.
Kuter Mutlu, uğurlu kişi.
Kutertan (bkz. Kuter).
Kuthan (bkz. Kuter).
Kutkan Saygın, kutlu soydan gelen.
Kutlan Kutlu, mutlu ol.
Kutlar Mutluluklar, uğurlar.
Kutlay 1. Uğurlu kutlu ay. 2. Kır donlu at.
Kutlu 1. Uğurlu, hayırlı. 2. Mübarek. 3. Mesut, bahtiyar.
Kutlualp Uğurlu yiğit
Kutluay Uğurlu ay.
Kutlubay (bkz. Kutlu).
Kutlucan (bkz. Kutlu).
Kutluğ Uğurlu, mutlu, şanslı, kutlu.
Kutluğhan (bkz. Kutluğ).
Kutlutekin (bkz. Kutlu).
Kutsal Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.
Kutsalan Uğur getiren, kutlu kimse.
Kutsalmış (bkz. Kutsalan).
Kutsan Uğurlu, talihli ol.
Kutsel (bkz. Kutsan).
Kutsoy (bkz. Kutsel).
Kutulmuş Kurtul­muş, aydınlığa kavuşmuş.
Kutun Kutlu, kutsal.
Kutunalp (bkz. Kutun).
Kutuner (bkz. Kutun).
Kutyan Uğurlu kimse.
Kuvvet 1. Güç, kudret, takat, sıhhat, sağlamlık. 2. Bir hükümetin askeri gücü.
Kuyaş 1. Güneş. 2. Çok sıcak, güneşin etkili vurması.
Kültigin Göktürk prensi ve komutanı.
Külük 1. Meşhur ünlü. 2. Taşçı, çekici, balyoz.
Kürboğa 1. İri, güçlü, sarsılmaz boğa. Kuvvetli iri yapılı boğa. Selçuklu komutanı ve Musul emirinin adı.
Kürema 1. Kerim, asil, necip, iyiliksever, hayır sahibi cömert, eli açık kimseler. 2. Ulular, büyükler.
Kürhan Yiğit, yürekli han.
Kürşad Eski Türklerde yiğit, alp.
Kürümer topluluk, sürü.
Kuşad 1. Açılış, açma. 2. Fetih, fethetme. 3. Açılış merasimi, küşad resmi. 4. Yayın gerilip bırakılması. 5. Musikide uvertür. 6. Bir cins tavla oyunu Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Laçin . 1. Bir cins şahin. 2. Sarp, yalçın. 3. Şiddetli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Lahib Açık yol.
Lâhik 1. Yetişip ulaşan. 2. Eklenen. 3. Yenisi.
Lâmi Parlayan, parıldayan parlak Lamii: 14721532 yılları arasında yaşayan Türk edebiyatında haklı bir ün kazanmış mutasavvıf ve sanatkar.
Lâmih 1. Hz. Nuh'un erkek kardeşi. 2. Parlayan, parıldayan, parlak.
Laminur Nur saçarak parlayan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Lânazir Eşsiz, benzersizErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Lâsif Parlayan, parlayıcı.
Lâtif 1. Allah'ın isimlerindendir. 2. Yumuşak, hoş, güzel, nazik. 3. Bütün inceliklere vakıf"abd" takısı alarak kullanılabilir. (Abdüllatif).
Lâyezal Zevalsiz, bitimsiz Erkek ve kadın adı olarak kullanılabilir.
Lâyih 1. Parlak, parlayan. 2. Aşikar, meydanda, hüveyda. 3. Hatıra gelen.
Lâyik Yakışan, yakışıklı.
Lâzım Gerekli şey. Gerekçe.
Lebâbet Akıllılık, zeyreklik Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Lebib Akıllı, zeki, fatin.
Lefif Durulmuş sarılmış.
Lema Pırıltı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Lemariz Parlayan, parıldayan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Lemi (bkz. Leman).
Lemyezel 1. Zail olmaz, baki, kalıcı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Lerze Titretme.
Levami Parlamalar, nurlar.
Levend 1. Osmanlı donanmasında vazifeli asker denizci. 2. Eskiden Venedikliler'in şark memleketlerinden maaşla topladıkları denizciler. 3. Yakışıklı, boylu poslu kimse. 4. Atak, gözü pek, hareketli ve çevik.
Levniz 1. Renk, boya, yüz. 2. Nevi, çeşit, Türk.
Levzi 1. Badem biçiminde olan. 2. Bademle ilgili Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Leyfunnur Geceyi aydınlatan nur, ışık.
Leylâk 1. Zeytingillerden hoş kokulu salkım şeklinde mor ve beyaz renklerde çiçek açan bir bitki ve bitkinin çiçeği.
Leys 1. Yokluk. 2. Arslan, esed, haydar, gazanfer, şir.
Lezir Akıllı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Lisan 1. Dil. 2. Konuşulan dil Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Liva 1. Bayrak. 2. Mülki idarede kazavilayet arasında bir derece, sancak. 3. Tugay. 4. Tuğgeneral. 5. Livai saadet, Livai şerif. Hz. Muhammed (s.a.s)'in bayrağı Livaü'lHamd: Muhammed ümmetinin mahşer günü altında toplanacakları bayrak. Makamı Ahmedi.
Lokman 1. Eski kavimlerde, ahlaki öğütler veren hekim. 2. Kur'anı Kerim'de bir sure adı.
Lut 1. Hz. İbrahim'in peygamber yeğeni. 2. Kendisine itaat etmeyen ve eşcinsel olarak yaşamayı adet edinmiş olan Sodom ve Gomorrah halkına gelmiştir. Hanımı da helak olanlar arasındadır. Lut (a.s.) Kur'an'da adı geçen peygamberlerdendir.
Lütfi Hoşluk, güzellik, iyi davranış.
Lütfullah Allah'ın lütfü. Allah'ın iyi, hoş ve letafet sahibi kıldığı kişi demektir.
Macid Şan ve şeref sahibi olan kimse. İyi ahlaklı. Ulu.
Mahbub 1. Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen, sevgili. 2. Mahbubi Hûda, (Allah'ın sevgilisi) Hz. Muhammed (s.a.s).
Mahfi Gizli, saklı.
Mahfuz Korunmuş, gözetilmiş. Gizlenmiş, saklanmış.
Mahin (bkz. Hz. Peygamberin isimleri).
Mahir Maharetli, hünerli, elinden iş gelir, becerikli.
Mahmud 1. Hamd olunmuş, sena edilmiş, övülmeye değer. Makamı Mahmud: Hz. Muhammed'in en büyük şefaat makamı, cennet. 2. Ebrehe'nin Kabe'yi yıkmak üzere getirdiği filin adı. 3. Mahmud (Kaşgarlı) Karahanlılar'dan olan bu Türk bilgini "Divanu Lügati'tTürk" adlı eseriyle tanınmıştır. 4. Mahmudiye: 2. Mahmut devrinde basılan altın para.
Mahmur 1. Sarhoşluğun verdiği sersemlik. 2. Uyku basmış, ağırlaşmış, yan baygın göz.
Mahşer Huy, tabiat.
Mahsun Güçlendirilmiş, güçlü.
Mahsut Hasat edilmiş, ekini biçilmiş. Biçilmiş ekin.
Mahur Türk musikisinde rast perdesinde karar kılan bir makam Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mail 1. Bir yana eğilmiş, eğik. 2. Hevesli, istekli, yetenekli. Taraflı, içten istekli. 3. Andırır, benzer. 4. Tutkun.
Makal Söz, lakırdı. Söyleme, söyleyiş.
Makbul Kabul olunmuş, alınmış, alınan. Beğenilen, hoş karşılanan, geçer.
Makrun Ulaşmış, kavuşmuş, yakın Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Maksud 1. Kasdolunan, istenilen şey, istek. Maksad, niyet, murat. 2. Varılmak istenen yer.
Maksum Ayrılmış, bölünmüş. Kısmet. Rızkı Maksum; Allah tarafından takdir edilmiş rızık.
Maksur 1. Kasrolunmuş, kısaltılmış, kasılmış. 2. Alıkonulmuş. Bir şeye ayrılmış.
Makul Akla uygun bulunan. Akıl ile bilinir, akılla kanıtlanan. Oldukça akıllı, sözü akla yakın.
Mâlik 1. Sahip, bir şeye sahip olan, bir şeyi olan. Malikii'lMülk, Allah. 2. Yedi cehennemin hakimi ve kapıcısı olan melek. 3. Zebanileri idare eden melek. İmam Malik, Maliki mezhebinin kurucusu. Ashab bu ismi kullanmıştır.
Malkoç Akıncı ocağı reisi.
Malum Bilinen, belli. Herkesçe bilinen. Faili belli olan fiil.
Mamur 1. Bayındır, şenlikli. 2. İmar edilmiş, işlenmiş yer. 3. Beyti mamur: Kabe.
Mana 1. Mana, anlam. 2. İç, içyüzü. 3. Rüya, düş (bkz. Anlam). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mansur 1. Yardım olunmuş, Allah'ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. 2. Türk musikisinde bir düzen. 3. Bir ney çeşidi.
Manzur Bakılan, nazar olunan. Gözde olan, beğenilen.
Maruf 1. Herkesçe bilinen tanınmış belli. Meşhur ünlü. 2. Şeriatın emrettiği, uygun gördüğü.
Mârut Arkadaşı "Harut" ile meşhur olan bir melek olup büyü ile uğraştıklarından dolayı kıyamete kadar kalmak üzere Babil'de bir kuyu içerisine hapsedilmişlerdir İsim olarak kullanılmaz
Masum 1. Suçsuz, kabahatsiz, günahsız, ismet sahibi. 2. Saf, temiz. İmamı Rabbani'nin oğlu.
Masun Korunmuş, korunan.
Maşuk Sevilen, sevilmiş.
Matlub İstenilen, aranılan, talep edilen şey.
Matuk Azat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış.
Maun Zekat. Kur'anı Kerim'in 107. suresi.
Mavera Ara, geri, bir şeyin ötesinde bulunan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mazhar 1. Bir şeyin göründüğü çıktığı yer. 2. Nail olma, şereflenme. 3. Bazı tekkelerde oturarak uyurken dayanılan kısa değerde. 4. Bir çeşit tef.
Mazlum 1. Zulüm görmüş. 2. Halim, selim, sakin, sessiz.
Mazmun 1. Borçluluk, kefalet. 2. Ödenmesi gereken şey.
Mazyar Taberistan'daki Karini hükümdarlarının sonuncusu.
Mebde Baş, başlangıç, ilke. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mebhur Soluyan, soluğan, nefes darlığına yakalanmış olan.
Mebruk Tebrike şayeste. Kullu.
Mebrur Beğenilmiş, hayırlı, yararlı.
Mebsut Açılmış, yayılmış. Uzun uzadıya anlatılan.
Mecdi (bkz. Mecid).
Mecerre 1. Samanyolu. 2. Harekete müsait yol, cadde veya yer Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mecid Çok ulu, yüce, şan ve şeref sahibi. Allah'ın sıfatlarından. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Abdülmecid, Allah'ın (Mecid'in) kulu..
Meciddin Dinin ululuğu, büyüklüğü Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Mecnun 1. Cin tutmuş, cinlenmiş. 2. Delice seven, tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı.
Mecra Suyun aktığı yatak, su yolu. Bir işin gidiş yolu. Bedendeki ahlatın alıştığı yol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mecut Talihi açık, mutlu, şanslı kimse.
Med'uv Davet olunmuş, çağırılmış, davetli. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
Medâ . Mesafe. Son. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Medar . 1. Dayanak. 2. Dönence. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Medeni 1. Medine'ye mensup, şehirli, şehir halkından olan. 2. Bir memleketle ilgili olan. 3. Terbiyeli, görgülü, nazik. Daha çok lakab olarak kullanılır.
Medid Uzun, çok uzun süren. Arap aruzunun 2. bendi.
Medih Methetmeye, övmeye sebeb olan şey, övme mevzuu.
Mefahir İftihar edilecek, övünülecek şeyler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mefhar Övünme. Övünmeye sebeb olan, güvenmeyi gerektiren. Mefhari kainat: Muhammed (s.a.s).
Mefruz Farz olunmuş, varsayılmış.
Meftuh 1. Açılmış, açık. 2. Ele geçirilmiş.
Meftun 1. Fitneye düşmüş, sihirlenmiş. 2. Gönül vermiş, tutkun vurgun. Hayran olmuş, şaşmış.
Mehdi 1. Kendisine rehberlik edilen. Allah tarafından hidayet verilmiş olan Doğru yolu tutan. 2. Şiilere göre 12 imamın sonu.
Mehib 1. Heybetli, azametli, korkunç (mehub). 2. Arslan (Esed, gazanfer, haydar, şir).
Mehmet Muhammed isminin türkçesi. (bkz. Muhammed).
Mekin 1. Temekkün eden, oturan yerleşen. 2. Vakarlı, temkinli, vakar, iktidar sahibi. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
Meknun Saklı, gizli, iyice korunmuş.
Meknuz Gömülü. Hazineye konulmuş, saklanmış.
Mekremet Kerem, cömertlik. Saygı, ağırlama.
Melhuz Umulur, bek­lenir.
Melih Melahat sahibi, güzel, şirin, sevimli.
Melik 1. Padişah, hakan, hükümdar. 2. Mal sahibi. 3. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdülmelik). Melikşah: Sultan Sencer'in babası olan büyük Selçuklu hükümdarı.
Melikanber Kudret­li, nüfuzlu, Habeş köle. Melik ve anber isimlerinden birleşik isim.
Melikserver Doğu Sultanı hükümdar.
Memdud Uzatılan.
Memduh Övülmüş, övü­lecek.
Memnun 1. Minnet altın­da bulunan. 2. Sevinmiş, sevinçli. Ra­zı hoşnut, (bkz. Dilşad).
Memun Emin bulunan, korkusuz, tehlikesiz, sağlam, (bkz. Emin).
Menaf 1. Dağın sivri te­pesi. 2. Cahiliye döneminde Arapla­rın putu İsim olarak kullanılmaz.
Menderes Akarsu yataklarının dolanbaçlı kısmı. Ege bölgesindeki 3 akarsudan birisinin adı.
Mengü Ebedi ölümsüz, bengi. Mengü suyu: Abı hayat. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mengüalp Ölümsüz, güçlü, kuvvetli, yiğit.
Mengübay Varlıklı kimse.
Mengübert Allah verdi.
Mengücek Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar'ı içine alan bölgeyi fethederek XII. yy.'ın ilk yansına kadar elinde tutan Türk sülalesi.
Mengüç Yaşlı.
Mengüer (bkz. Mengü).
Mengütay (bkz. Mengüer).
Mennan Çok ihsan eden, verici, ihsanı bol Abd takısı alarak kullanılır. Allah'ın isimlerinden (bkz. Abdülmennan).
Mensur Saçılmış, dağılmış. Ölçüsüz, uyaksız, manzum olmayan söz.
Menşur Neşrolunmuş, dağıtılmış, yayılmış.
Menzur Adanmış, vadedilmiş. Adak olarak belirtilmiş.
Merafi 1. Dağın sivri tepesi. 2. İslam'dan evvel Arapların putuİsim olarak kullanılmaz.
Merahân 1. Ferah, sevinç. 2. Zayıf olma hali.
Mercan Selenterelerin mercanlar sınıfından olup kayalık yerlerde koloni meydana getirerek yaşayan, iskeleti kalkerli kırmızı renkli deniz hayvanı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Merd 1. Adam, insan. 2. Özü sözü doğru kabadayı, yiğitTürk dil kurallarına göre "d/t" değişmesiyle kullanılır.
Merdan Mertler, insanlar, erkekler, yiğitler.
Merdi Mertlik, erlik. Cesaret, yüreklilik. İnsanlık.
Merdüm 1. İnsan, adam. 2. Gözbebeği Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Merğub 1. İstenilen, sevilen. 2. Herkes tarafından sevilip aranılan.
Meriç Balkan yarımadasının güneydoğu kesiminden geçen akarsu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Merih Dünya'dan sonra güneşe en yakın olan gezegen.
Merkür Güneşe en yakın gezegen.
Mert 1. Özü, sözü doğru yiğit. 2. Erkek insan.
Mertel (bkz. Mert).
Merter (bkz. Mert).
Mertkal Her zaman doğru kal.
Mertkan Mert soydan gelen.
Mertol Her zaman sözünün eri ol.
Mervan Emevi sülalesinin Mervan kolu.
Merzat Rıza, hoşnutluk.
Merzuk Rızıklandırılmış, rızık verilmiş.
Mesih 1. Üzerine yağ sürülmüş. 2. Mesholunmuş, başka bir şekle girmiş olan. 3. Acaip, tuhaf. 4. Ölmek Mesih: Hz. İsa'nın elini sürdüğü hastaların derhal iyileşmesi dolayısıyla kendisine isim olarak verilmiştir.
Mesrur Sevinçli, memnun, sevinmiş meramına ermiş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mesud Saadetli, bahtlı, bahtiyar, kutlu Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.
Meşhed Bir adamın şehit olduğu veya bir şehidin gömüldüğü yer. İran'da ziyaretgah olan meşhur şehir. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
Meşhur Ünlü, argın, tanınmış.
Meşkur Beğenilmiş, övülmüş. Teşekkür edilmeye değer olan.
Mete Büyük TürkHun İmparatoru (M.Ö. 209174).
Metehan (bkz. Mete)
Metin 1. Metanetli, sağlam, dayanıklı. 2. Özü, sözü doğru, sebatkar, itimat edilir. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
Metiner (bkz. Metin).
Mevcud Var olan, bulunan. Hazır olan, hazır bulunanTürk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Mevdut Sevilmiş, sevilen. Gaznelilerin bir hükümdarı.
Mevlud 1. Yeni doğmuş çocuk. 2. İhsanın doğduğu yer. 3. Doğulan zaman. Hz. Muhammed'in doğumunu anlatan manzum eser Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.
Mevsul Hz. Peygamber'in isimlerinden.
Mevzun Biçimli, yakışıklı, güzel.
Meymun Uğurlu, bereketli, kutlu.
Meysur Kolaylanmış, kolaylaştırılmış şeyler.
Mezid Artmış, artırıl­mış, büyümüş Türk dil kuralı açı­sından "d/t" olarak kullanılır.
Midhat Övme Türk dil kuralı açısından "d/t" değişmesiyle kullanılır.
Miftah 1. Anahtar. 2. Şifre cetveli. 3. Dil öğrenirken yapı­lacak tercüme ve meselelerin halledilmiş şekillerini gösteren kitap. 4. Hz.Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
Mihin Büyük, ulu.
Mihne Düzleştirmek Er­kek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mihrace (Sanskritçe.) Hindistan'da kral ve prenseslere verilen unvan.
Mihran Nehir. Pakis­tan'dan geçen İndus nehrine İslam müellifleri tarafından verilen isimErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mihrican SonbaharErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mikail Dört büyük me­lekten rızıkların taksimine memur melek.
Mikat 1. Tesbit edilen yer ve zaman. 2. Mekke yolu üzerinde hacıların ihrama girdikleri yer.
Minşar 1. Cennet. 2. Şişe sırça. 3. Zümrüt, zebercet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Miraç . 1. Merdiven. 2. Göğe çıkan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Hz. Muhammed (s.a.s)'in göğe çıktığı gece ki, Recep ayının 27'sine rastlayan kandil gecesidir. O gecede 5 vakit namaz farz kılınmıştır.
Miran Beyler.
Mirkelam Güzel, nazik konuşan kimse.
Mirza 1. Emiroğlu beyi, hükümdar soyundan gelen. 2. Doğu Türk devletlerinde asalet unvanı. 3. Dubbi Ekber yıldız kümesindeki parlak yıldız.
Misak Sözleşme, yemin, and, ahid. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Misbah Aydınlatma cihazı, ışık çırağı. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in isimlerinden.
Mizan 1. Terazi. 2. Sağlama.
Muaddal (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden).
Muammer Ömür süren, yaşayan, yaşamış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Muattar Güzel kokulu, ıtırlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Muaviye Emevi devletinin ilk hükümdarı olup Hind ve Ebu Süfyan'ın oğludur. Mekke'de doğmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kayınbiraderi ve vahiy katibidir.
Muaz 1. Korunan, sığınan. 2. Çok aziz, izzet sahibi, saygı uyandıran, kıymetli, muhterem, sevgili. Muaz b. Cebel, sahabeden.
Mucib 1. İcabet eden, uyan. İcap eden, gereken. 2. Sebeb olan, vesile teşkil eden Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Mucid 1. Yaratıcı. 2. Bir buluş ortaya çıkaran kimse.
Mufaddal Faziletli, fazileti çok adam.
Muhaccel 1. Ayağı sekili beyaz at. 2. Gerdeğe konulmuş.
Muhacir Göç eden, göçmen.
Muhafız Muhafaza eden, değiştirmeyen, koruyan. Bekçi.
Muhammed 1. Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2. Birçok güzel huylara sahip. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafından, gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmuştur. Kur'an'da dört yerde zikredilmiştir.
Muharrem 1. Tahrim olunmuş, haram kılınmış. 2. Kamer takviminin birinci ayı aşura ayı. Müslümanlıktan önce bu ayda savaşmak yasak olduğu için bu ad verilmiştir. Bu ayın ilk 10 gününde Kerbela vakasının yıldönümünde matem yapılır. 10. gününde aşure pişirilir.
Muhbir Haber veren, haberci.
Muhdin (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden).
Muhib 1. Seven, sevgi besleyen, dost. 2. Tutkan, yer. 3. Bir tarikata intisap etmemekle birlikte ya­kınlığı olan.
Muhiddin Dini saran, çevreleyen Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
Muhlis Halis, katıksız. Dostluğu, samimiliği ve her hali içten gönülden olan.
Muhsin İhsan eden, iyilikte, bağışta bulunan.
Muhtar 1. İhtiyar eden, seçilmiş, seçkin. Hareketinde serbest olan, istediği gibi davranan, dilediğini yapan. 2. Köy veya mahalle işlerine bakmak üzere halkın seçtiği kimse. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
Muhteşem İhtişamlı, tantanalı, debdebeli, görkemli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Muhyi İhya eden, dirilten, canlandıran, hayat veren Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı alarak kullanılır. Abdulmuhyi.
Muid Öğretmen yardımcısı. Asistan.
Muin Yardımcı. Çırak.
Muiz Ağırlayıcı, izzet ve ikram edici. Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı alarak kullanılır. Abdulmuiz.
Mukaddemun (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden).
Mukadder 1. Takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş, kadri değeri bilinmiş, beğenilmiş. 2. Yazılı, yazılıp belirlenmiş ilahi taktir. 3. Yazılı olmayıp sözün gelişinden anlaşılanErkek ve kadın adı olarak kullanılır. Hz. Peygamberin isimlerinden.
Mukaddes Takdis edilmiş, mübarek kutsal temiz. Mübarek, kutsal kitaplar, Kur'an, Tevrat, Zebur, İncil Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mukaffa Uyaklı, kafiyeli (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden).
Mukayyet 1. Kayıtlı, bağlı, bağlanmış. 2. Ayağında zincir ve pranga bulunan. 3. Bir işe ehemmiyet veren. 4. Kaydolunmuş, deftere geçmiş.
Mukbil İkballi, kutlu, mutlu, bahtiyar, mes'ud.
Mukim İkamet eden, oturan. Hz. Peygamberin isimlerinden.
Mukmir Ay ışıklı, mehtaplı.
Muktedir İktidarlı, gücü yeten, becerebilen.
Muktefi 1. İktifa eden. 2. Ardı sıra izinden gidilmiş örnek olan Hz. Peygamber (s.a.s.)'in isimlerinden.
Mungar Eli açık, cömert.
Munis Ünsiyetli alışılan, yadırganmaz, alışılmış. Cana yakın sevimli. İnsandan kaçmayan.
Munteka (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden).
Murad Arzu, istek, dilek. Maksat meram. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Murathan (bkz. Murat).
Murtaza 1. İrtiza edilmiş, beğenilmiş seçilmiş. Güzide. 2. Allah'ın razı olduğu kişi, kendisinden razı olunan kişi Aliyyü'lMurtaza: Hz. Ali'nin lakabı.
Mus´Ab Zor. Güçlü, dayanıklı. Ashabdan ünlü şehid Mus'ab b. Umeyr'in adıdır.
Musa Vasiyet edilmiş. Vasi nasbolunmuş, vasiyeti yerine getirmekle vazifelendirilmiş. Tavsiye olunmuş. Sina yarımadısında, Eymen vadisinde Tur dağında Allah'ın lütfuna mazhar olarak, kavmine "on emir" adı altında Allah'ın şeriatını bildiren peygamber. Büyük kitaplardan Tevrat ona indirilmiştir.
Musaddık Gerçekliğini ve geçerliliğini resmi yazı ile bildiren. Tasdik eden.
Muslih İslah eden, iyileştiren, düzeltici, arabulucu. Barıştıran. Bu kelime Kur'an'da birkaç defa zikredilmiştir.
Muslihiddin Dinin salahı için çalışan.
Mustafa 1. Temizlenmiş, seçilmiş, güzide. 2. Hz. Peygamberin isimlerinden. 3. Sa'd Suresi 47. ayette geçer.
Muştu Müjde, sevindirici haber.
Muştubey (bkz. Muştu).
Muta İtaat olunan, boyun eğilen, başkalarının kendisine itaat ettikleri. Hz. Peygamberin isimlerinden.
Mutahhar Takdir edilmiş, temizlenmiş, temiz. Temiz mübarek Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mutarra Çok taze, parlak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mutasım 1. İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2. Günahtan çekinen. 3. Allah'ın ipine sımsıkı sarılan.
Mute Ürdün'de Lut gölünün kuzeyinde verimli bir ova. Peygamberliğin son dönemlerinde hristiyanlarla yapılan savaşın adı.
Muti 1. İtaat eden, baş eğen, veren. Tabi, bağlı. 2. Rahat ve uslu.
Mutlay Mutlu, sevinçli ay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mutlu Talihli, uğurlu. Bahtiyar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mutlualp (bkz. Mutlu).
Mutlugün (bkz. Mutlu).
Mutluhan (bkz. Mutlay).
Mutlukani (bkz. Mutlu).
Mutlutekin (bkz. Mutlay).
Muttalib Talepte bulunan, isteyen, (bkz. Abdülmuttalib)
Mutluer (bkz. Mutlu).
Muvaffak 1. Allah'ın yardımına ulaşmış, işi rast gitmiş kimse. 2. Başaran beceren.
Muvahhid Allah'ın birliğine inanan. Allah'tan başka hiçbir ilah ve kanun koyucu tanımayan, yalnız Allah'tan gelen emirleri kabul eden. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Muvakkar Tevkir edilmiş, ağırlanmış, saygı gösterilmiş olan. Vakarlı, ağırbaşlı.
Muzaffer Zafer, üstünlük kazanmış, üstün Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Muzi Işık veren parlayan parlak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Muzam Bir şeyin en büyük kısmı.
Mü'min İman etmiş, İslam dinine inanmış, müslüman.
Mübarek 1. Bereketli, feyizli. Uğurlu, hayırlı, kutlu, mutlu. 2. Beğenilen, sevilen, kızılan şaşılan kimse. Bir şey hakkında sözleşme.
Mübelliğ 1. Tebliğ eden, haber veren bildiren. 2. Büyük camilerde imamın söylediğini tekrarlayan kimse Hz. Peygamberin isimlerinden.
Müberra Temize çıkmış aklanmış, müstesna, azade, arınmışErkek ve kadın adı olarak kullanılırHz. Peygamberin isimlerinden.
Mübeşşir Müjdeci, muştucu Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.
Mübin 1. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden ayıran. 2. Açık anlaşılır, aşikar, belli. 3. Kur'an'ı Kerim'i bazen de peygamber (s.a.s.)'i vasfetmek için kullanılmıştır.
Mübşer İbşar olunmuş, müjdelenmiş, mübeşşer.
Mübtehic Sevinçli, sevinmiş, memnun, mesrur, şad. (bkz. Behçet, Şadan).
Mücab Kabul cevabı almış olan. Duası kabul olunan.
Mücadele 1. Uğraşma, savaşma, çatışma. 2. Kur'an surelerinden birisinin adı.
Mücahid 1. Cihad eden, din düşmanlarıyla savaşan. Savaşan, uğraşan, savaşçı. 2. Gayret eden, çok çalışan. 3. Tasavvufta nefsine karşı gelerek kendini terbiye eden ve böylece manevi makamlara erişen kimse, derviş Türk dil kurallarına göre d/t olarak kullanılır.
Mücahiddin Din savaşçısı, İslam askeri.
Mücmel Kısa ve az sözle anlatılmış, öz, özet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mücteba Seçilmiş, seçkin. Hz. Peygamberin isimlerinden.
Müctehid İctihad eden, gücü yettiği kadar çalışan. Ayet ve hadislerden şer'i hükümler çıkaran din alimi İmamı Azam gibi.
Müdafi Müdafaa eden, koruyan. Savunan, dayanan.
Müdrik İdrak eden, anlayan, aklı ermiş.
Müemmil Temin edilmiş, sağlanmış, emniyete alınmışHz. Peygamberin isimlerinden.
Müeyyed Teyid edilmiş, kuvvetlendirilmiş, sağlam. Doğrulanmış. Yardım gören Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Müfahir Övünen.
Müferrec 1. Meydanı olan, geniş. 2. Keder gideren.
Müferrih Ferahlık veren, iç açan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Müfid 1. İfade eden, anlatan, manalı. 2. Faydalı Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Müfiz Feyizlendiren, feyiz veren. Allah'ın isimlerinden"Abd" takısı alarak kullanılır. Abdulmufiz.
Müftehir 1. İftihar eden, övünen. Şanlı, şerefli. 2. Parasız işgören, fahri.
Müheymin Birini korkudan koruyan. Allah'ın isimlerinden"Abd" takısı almadan kullanılmaz. Abdulmüheymin.
Mühib 1. Heybetli, korkunç, korkutan. 2. Tehlikeli ve saygı uyandıran.
Müjdat Müjdeler, sevinçli haberler.
Mükafi Eşit, beraber.
Mükerrem Muhterem, aziz sayın, saygıdeğer, sayılan, onurlandıran, hürmet ve tazime erişmişErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mükrem Kerem ve şeref ile nitelenmiş olan.
Mükremin İkram olunmuş, ağırlanmış.
Mükrim İkramcı, ikram eden, ağırlayanağırlayıcı, misafirperver.
Mülayim 1. Uygun, muvafık. 2. Yumuşak huylu, yavaş kimse. Pekliği olmayan.
Mülhim İlham veren, içe doğduran, esinlendiren.
Mülket Ülke.
Mülteka Kavuşma, buluşma, birleşme yeri Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mültemi Parlayan, parıldayan.
Mümtaz İmtiyaz tanınmış, ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş. Seçkin.
Münci İnca eden, kurtaran, halaskar Hz. Peygamberin isimlerinden.
Münib 1. İnabe eden, asiliği, azgınlığı bırakarak Allah'a yönelen. 2. Güzel yağan, faydalı yağmur. 3. Taze ve verimli bahar.
Münif 1. Yüksek, ulu, büyük, ali, bülend. 2. Yüksek, büyük hükümler.
Münim Nimet veren, yedirip içiren Takı alarak kullanılır. Abdülmün'im.
Münir 1. Nurlandıran, ışık veren, parlak, ziyalar. 2. Kur'an'da peygambere ve ilahi kitaplara sıfat olarak kullanılmıştır.
Münşi İnşa eden, yapan. Yapısı, üslubu güzel olan, iyi katib.
Münteha Son, nihayet, uç, en son, akıbet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Münzir 1. Akıbetinin kötülüğünü söyleyerek korkutan. 2. Kafirleri ve münafıkları sapıklıklarından döndürmek için cehennem azabı ile korkutan. Rasulullah için kullanılmıştır. Birçok sahabe de bu ismi kullanmıştır.
Mürdâz İran güneş yılının 5. ayı.
Müren Akarsu, dere, ırmak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Mürid 1. İdare eden, emreden buyuran. 2. Bir şeyhe bağlı olan kimse Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.
Mürsel 1. Gönderilmiş yollanılmış. Şeriat sahibi peygamberler. 2. Salıverilmiş suç. 3. Bir yazı sitili. Hz. Peygamberin isimlerinden.
Mürşid 1. İrşad eden, doğru yolu gösteren kılavuz. 2. Tarikat şeyhi. Gafletten uyandıran.
Müslim İslam dininde olan.
Müstakim Doğru, düz, dik. Temiz, namuslu.
Müstean Kendisinden yardım beklenen, yardım istenenAllah'ın sıfatlarındandır.
Müstebşir İstibşar eden, müjdeleyen. Müjde ile sevinen.
Müstecab İsticabe edilmiş, kabul olunmuş, (bkz. Mücab).
Müstekbir 1. Kibirlenen kendini büyük gören, büyüklenen. 2. Alah'a karşı büyüklenen kafir ve mülhid İsim olarak kullanılmaz.
Müstekfi Yetecek kadarını isteyen.
Müstenir Işıklı, parlak.
Müstesna 1. İstisna edilen, kural dışı bırakılan, bırakılmış. 2. Bütün. 3. Ayrı tutulan, ayrık. 4. Benzerlerinden baskın Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Müstezım 1. İstizanı eden, büyük gören, büyük tutan, cömert. 2. Kibirli, gururlu.
Müşerref Şereflendirilmiş kendisine şeref verilmiş, şerefli.
Müşfik Şefkatli, merhametli, acıyan, seven Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Müşir 1. Haber veren, bildiren. 2. Emir ve işaret eden. 3. Mareşal Daha çok lakab olarak kullanılır.
Müştak İştiyaklı, özleyen, göreceği gelen, can atan.
Müştehir İştihar eden, şöhret bulan, meşhur Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Müteâl Yüksek, yüce. (bkz. Bülend).
Mütim Tamamlayan, tamamlayıcı, tamamlamaya yarayan.
Muttaki İttika eden, sakınan, çekinen. Allah'tan korkan, abid, zahid Hz. Peygamberin isimlerinden.
Müvellâ Bir davanın veya anlaşmazlığın halli, bir işin araştırılması konusuna şeriatça vazifelendirilmiş şahıs Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Müzahir Zahir olan, arka çıkan, yardım eden, koruyan.
Müzdâd Ziyadeleşmiş, artmış, çoğalmış Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Müzekkir – Zikreden hatıra getiren anan. Zikreden ibadet eden Hz. Peygamberin isimlerinden.
Müzemmil 1. Bir şeye sarılmış sargılanmış. 2. Kur'anı Kerim'de bir sure adı.
Nabi 1. Haberci, haber veren. 2. Yüksek, yüce. 3. Büyük Türk şairidir. 17. asrın ikinci yarısında yaşamıştır.
Naci Necat bulan, kurtulan, selamete kavuşan. Cehennemden kurtulmuş, cennetlik.
Nacil Soyu sopu temiz olan kimse.
Nadim Pişmanlık duyan, pişman. Tevbe eden.
Nâdir Seyrek, az, ender bulunur.
Nadi 1. Nida eden, haykı­ran, çağıran. 2. Toplantı, meclis, (bkz. Nida).
Nâferiz 1. Göbek düşüren. 2. Koku saçan.
Nafi' Yararlı, kârlı. Şifalı, hayır ve fayda verici şeyler yaratan Allah Esmaü'lHüsna'dandır. "Abd" takısı alarak kullanılır.
Nafih Üfleyen, üfleyici.
Nafiz 1. Delen, delip geçen. İçeriye giren, işleyen. 2. Tesir eden, sözü geçen.
Nahid Venüs (zühre) gezegeni. (Arapça'da) Yeni yetişen kız Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Naib 1. Vekil, birinin yerine geçen, kadı vekili, Şeriata göre hükmeden hakim. 2. Nöbet bekleyen, nöbetle gelen.
Nail Muradına eren, ermiş, ele geçiren. Naili: Divan edebiyatı şairlerinden olup asıl adı Salih'tir. Manastır'da doğmuş, Mısır'da vefat etmiştir.
Naim 1. Bollukta yaşayış. 2. Cennetin bir kısmı. Daru'nNaim: Cennet.
Naima Haleb'te doğmuş, asıl adı Mustafa Naim'dir. Naima tarihiyle meşhurdur.
Naki 1. Temiz, pak. 2. Çok ince, çok güzel, zarif.
Nakib Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Bir tekkede, şeyhin yardımcısı olan ve en eski derviş veya dede.
Namal Adın duyulsun, ün kazan.
Namdar Namlı, ünlü.
Nami Namlı, şöhretli ünlü.
Namık Yazıcı, katip, yazar
Namus . 1. Kanun nizam. 2. Ar, edep, haya, ırz. 3. Temizlik, doğruluk. 4. Allah'a yakın olan büyük melek.
Namver Adlı, ünlü.
Nasıh Nasihat eden, öğüt veren Nasıhı Emin: Hz. Nuh (a.s.).
Nasır Yardımcı, yardım eden (muin). "Abd" takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur. Abdünnasır.
Nasib Pay hisse. Birinin elde ettiği şey. Allah'ın kısmet ettiği şey Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Nasr Yardım Üstünlük (zafer) Kur'anı Kerim'in 110. suresi. Nasrullah: Allah'ın yardımı.
Nasruddin (Dine yardımı dokunan Dilimizde "Nasreddin" şeklinde kullanılır.
Nasrullah Allah'ın nusreti, yardımı.
Nasuh 1. Nasihatçı, öğütçü. 2. Halis, temiz.
Nasuhi Bozulmaz şekilde tevbe edici.
Nâşid Şiir okuyan, şiir söyleyen, şiir yazan.
Naşir Neşreden, dağıtan, yayan, yayınlayan.
Natık 1. Söyleyen konuşan. 2. Düşünen. 3. Bildiren, bildirici.
Nâyab Bulunmaz. Benzeri olmaz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nayman Sekiz. Batı Moğolistan'da yaşayan sekiz kabileden oluşan Türk topluluğu.
Nazım Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey.
Nazır 1. Nazar eden, nezaret eden, bakan, gözeten. 2. Vekil bakan. 3. Bir yüzü bir tarafa yönelik olan.
Nazif Temiz, pak, nazik, zarif ve şık giyimli.
Nazil Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.
Nazir 1. Taze. 2. Altın. 3. Benzer eş.
Nazmi Dizme, tertib etme, sıraya koyma. Sıra, tertip Vezinli, kafiyeli söz.
Nazret Tazelik. 2. Bakma, bakış. 3. İdare, reislik. 4. NazırlıkErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Neba Haber Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nebahaddin Dinin şanı ve şerefi Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Nebi Haberci. Peygamber.
Nebih Namlı, şerefli.
Nebil 1. Yüksek meziyet ve onur sahibi. 2. Akıllı, anlayışlı. Bilgili, faziletli.
Necâbet Soyluluk, soy temizliği.
Necaettin Dine girip hidayete eren, kurtulan.
Necâh İsteğine ulaşma. Kurtulma. İhtiyaçlarını temin edebilmek.
Necat Kurtulma, kurtuluş. Selamet.
Necati Kurtulmaya mensup, kurtuluşla ilgili. Necati: 15 asır meşhur Osmanlı şairi olup asıl adı İsa'dır.
Neccar Dülger. Marangoz Daha çok lakab olarak kullanılır.
Necdet Kahramanllık yiğitlik, efelik. Korkusuz olmak.
Necef Yüksek, sırt tepe, tümsek. Kufe civarlarında Hz. Ali'nin türbesinin bulunduğu yer.
Necib 1. Soyu sopu temiz pak olan kimse. 2. Asilzade, kıymetli, üstün. 3. Güzel ahlak sahibi Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.
Necid Yüksek yayla. Arabistan'ın sahil ovasına ve çukur sahaya zıt olan yüksek kısım Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Necil Soylu, soyu sopu temiz, kişizade. Asıl.
Neciy Sırdaş.
Neciyullah Allah'ın kurtuluş verdiği kişi. Hz. Peygamberin isimlerinden.
Necmi Yıldızla ilgili. Necmüddin: Dinin yıldızı Dilimizde "Necmettin" şeklinde kullanılmaktadır.
Neda Çiğ, nem rutubet, (bkz. Şebnem) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nedim 1. Meclis arkadaşı, sohbet arkadaşı. 2. Büyükleri fıkra ve hikayeleri ile eğlendiren. Güzel hikayeler anlatan, tatlı konuşan Nedim: Osmanlı şairlerinden. Asıl adı Ahmed'tir. Lale devri şairlerindendir.
Nedret Azlık, seyreklik, az bulunurluk Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nedve Görüşme konuşma. Daru'nNedve'. Cahiliyye zamanında Mekke'de, kabile işlerini konuşmak için yapılmış olan meşhur bina.
Nefer 1. Bir adam, tek kişi. 2. Er, asker.
Nefi Çıkar ile ilgili faydacı, menfaat, kâr Nefi', Divan edebiyatının başarılı şairlerindendir. 4. Murad zamanında yaşamıştır.
Nehib 1. Dehşet, korku. 2. Yağmacı, çapulcu Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Nehri Nehirle ilgili, nehire ait.
Nejad Soy, nesil.
Nemrud Babil'in kurucusu olduğu sanılan hükümdar. M.Ö. 2640'ta yaşamış Hz. İbrahim'i ateşe attırmıştır. Babil kulesinin onun zamanında yapıldığı söylenmektedir İsim olarak kullanılmaz.
Neptün Güneşe yakınlığı 8. sırada olan gezegen.
Nerim Pehlivan, yiğit, bahadır.
Nermi Yumuşak, gevşeklik.
Nesefi Yapı ustası.
Nesib Soylu, soyu temiz baba.
Nesif İki kişi arasında olan sır.
Nesil Aynı çağda, aynı yaşta bulunan kimselerin tümü, kuşak.
Nesim 1. Hafif rüzgar. 2. Hoş, mülayim insan.
Neşat Sevinç, neşe, şenlik, keyif. İran şairlerinden birisinin adı.
Neşet 1. Meydana gelme, gelişme. 2. Kaynak olma, bir mecradan çıkış. Neşet: 19. yy. Türk şairlerinden biri.
Neşid (bkz. Neşide).
Nevadir Az bulunan şeyler Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nevâl . 1. Talih, kısmet. 2. Bahşiş, bağış Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nevaz Okşayan, okşayıcı.
Nevci Makam, ahenk ve nasip ile ilgili. Ali Şakir'in lakabı.
Nevcivan Genç, delikanlı.
Neveser Türk müziğinde birleşik bir makam Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nevfel Deniz. (bkz. Derya). Sahabe isimlerindendir.
Nevhiz Genç. Yeni yetişmiş, yeni çıkmış.
Nevit İyi, sevinçli haber, müjde.
Nevred Gezen, dolaşan, yol alan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nevreddin Dinin ışığı, aydınlığı Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Nevres Yeni yetişen, yeni biten Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nevsal Yeni yıl.
Nevşah 1. Yeni dal. 2.Yeni bilmiş geyik boynuzu.
Nevzad Yeni doğmuş. Yeni doğan Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Nevzar Yeni ağlayış, ağlaması güzel olan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nevzenin Yeni tarz yeni yöntem Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Neyyir Nurlu, parlak. Işıklı cisim. Güneş.
Neyzen Ney çalan kimse.
Nezih Temiz, pak.
Nezihi Temizlik, saflık, incelikle ilgili.
Nezir 1. Birini doğru yola (Sıratı Müstakim'e) yöneltmek için Allah'ın azabıyla gözdağı vererek korkutmak. 2. (Fıkıh'ta) Adak, dilek, tahsis. 3. Kendisini Allah yoluna adayan kişi. Kur'an'da 40'tan fazla yerde geçmektedir. Hz. Peygamberin isimlerinden.
Nezzam Nizam veren düzenleyen.
Nihad Tabiat huy, yaratılış, kişilik, bünye Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Nihayet . 1. Son. SonundaErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nijad Soy, nesil, neseb. Tabiat, cibilliyet, (bkz. Nejad).
Nikân İyiler, hoşlar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Nikhu İyi huylu, huyu güzel Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
Nimetullah Allah'ın nimeti.
Nişan 1. İm, iz, belirti. 2. Amaç, hedef. 3. Tuğra, madalya.
Nişanbey (bkz. Nişan).
Niyaz 1. Yalvarma, yakarma. Dua. 2. Bazı tarikatlarda küçüğün büyüğe karşı olan selam, saygı ve duası. 3. İhtiyaç, muhtaçlık.
Niyazi 1. (bkz. Niyaz). 2. Yalvarıcı, niyaz edici. Sevgili. Türk mutasavvıflarından birisi. 18. yy.'da yaşamıştır.
Nizam 1. Dizi, sıra. Düzen, usul, tertip, yol, kaide. 2. Kanun­lar. 3. Hindistan'daki küçük devletlerin hükümdarlığı. Nizamüddin: Dinin nizamı, düzeni Dilimizde "Nizamettin" olarak kullanılır.
Nizami 1. Usulüne uygun, terkipli, düzenli. 2. Kanun ve nizama ait, onunla ilgili. Nizami; İran'ın en büyük şairlerinden olup, Genceli'dir.
Nuh Nuh peygamber. Kur'anı Kerim'de ismi geçen 25 peygamberden baştan 3. sırada gelen kişi. Zamanında Nuh tufanı olmuştur. Kur'anı Kerim'in 71. suresinin adı.
Nuhayle İrak'ta, Kufe'ye yakın bir mevki.
Nuhcan (bkz. Nuh).
Nuhi Nuh'a ait, Nuh ile ilgili. Pek eski.
Numan . 1. Kan. 2. Gelincik. Hanefi Mezhebi'nin imamı, Nu'man b. Sabit.
Nuralp Nurlu, yiğit.
Nurani Işıklı, ışık saçan. Saygı uyandıran, nurlu.
Nuratay (bkz. Nuralp).
Nurbaki Sürekli aydınlık olan, nurlu sabah.
Nurbay Nurlu, aydınlık kimse.
Nurcivan 1. Parlak, neşeli, genç. 2. Mert, gözüpek, genç.
Nurdağ Nurdağı, Nurdan dağ.
Nureddin Dinin nuru, ışığı.
Nurer Nurlu insan.
Nurersin (bkz. Nurer).
Nuri Nura ait, nurla ilgili.
Nurkan Temiz, berrak soydan gelen.
Nurkut (bkz. Nurkan).
Nurol Nurlu ol, ışıklı ol.
Nursal Işık saç, aydınlat.
Nurşah Parlak hükümdar.
Nurtaç Nurdan taç.
Nurtan Işıklı tan.
Nurtekin Aydın ve güvenilir, emin.
Nurullah Allah'ın nuru.
Nurzat Nurlu, aydınlık kişi.
Nusrettin 1. Dinin yardım ettiği. 2. Dinin başarılı temsilcisi.
Nuşat İçkiden sarhoş olmuş, mest olmuş.
Nuşin: Tatlı, hoş, güzel.
Nuşirevan İran'da 531579 yıllan arasında hükümdarlık etmiş ve doğruluğuyla şöhret bulmuş olan Sasani Şahı, "adil" lakabıyla anılır.
Nutki Söz, lakırdı, konuşma. Nutuk, söylev, söyleyen.
Nuyan Şehzade, prens.
Nüzhet . 1. Neşe, eğlence, eğlence yerlerini seyredip gezme. 2, Sevinç, ferahlık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Oba 1. Çadırlarda yaşayan göçebe ailelerin meydana getirdiği topluluk. 2. Genellikle bölmeli göçebe cadın. 3. Yabancı. 4. Zeka ya da yetenekleri olağanüstü işler başaracak kadar üstün olan kimse, dahi. 5. Ova.
Obuz 1. Su kaynağı. 2. Akarsulardan oluşan küçük derecik. 3. İki derenin birleştiği dar yer. 4. Karların erimesiyle oluşan ufak dere.
Odhan Atak, hareketli ve canlı lider.
Odkan 1. Canlı, coşkulu kimse. 2. Ateş kanlı. 3. Atak. Delidolu
Odman Ateş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.
Oflas (bkz. Oflaz).
Oflazer Oflaz er. Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yiğit.
Ogan (bkz. Okan).
Oganer Oğan er.
Oğaner Oğan er.
Oğansoy Oğan soy.
Oğuç 1. Oymak. Hısım, akraba. 2. Bereket.
Oğur 1. Uğur. 2. Samimi, içten dost. 3. Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman ya da elverişli durum.
Oğuralp Samimi, içten yiğit.
Oğurata Uğurlu ata.
Oğuş Erkek çocuk.
Oğuz 1. Mübarek, saf ve iyi yaratılışlı. 2. Genç, sağlam, güçlü. 3. Anlayışı kıt, bön. 4. Köylü. Tosun. 5. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
Oğuzalp Oğuz boyundan, yiğit, savaşçı.
Oğuzata 1. Oğuz'a mensup, güçlü yiğit baba. 2. Oğuz kahramanı.
Oğuzbala 1. Oğuz çocuğu. 2. Yiğit gürbüz çocuk.
Oğuzbay Oğuz bay.
Oğuzcan Oğuz can.
Oğuzer Oğuz er.
Oğuzhan 1. Yiğit han, hakan. 2. Oğuz boylarının efsanevi kahramanı.
Oğuzkan Damarlarında Oğuz kanı taşıyan.
Oğuzman Güçlü, sağlam, iyi yürekli, dost kimse.
Oğuztan Görkemli, aydınlık.
Oğuztüzün 1. Sağlam, yiğit. 2. Yumuşak huylu, sakin.
Okan 1. Anlayışlı. Anlama, öğrenme. 2. Tanrı, oğuz.
Okanalp 1. Anlayışlı yiğit. 2. Tanrısal gücü olan yiğit.
Okanay Okan ay.
Okandan Tanrı'dan gelen, Tanrı'nın verdiği.
Okaner (bkz. Okanalp).
Okatan Ok atan.
Okatay Ok atay.
Okay . 1. Baht, talih, şans. 2. Bahtlı, talihli. 3. Beğenme. 4. Satürn gezegeni Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Okbaş Ok baş.
Okboğa Hızlı ve boğa gibi güçlü.
Okbudun Birlik içinde olan. Dürüst soya mensup.
Okcan Canlı, hareketli canı tez.
Okçun Uzak, öte, uzakta bulunan.
Okdağ Ok dağ.
Okdemir 1. Demir gibi sağlam ve atak. 2. Demirden yapılmış ok.
Oker Hızlı, canlı, hareketli kimse.
Okergün Ok ergin.
Okgüç Ok gibi güçlü ve hızlı.
Okhan Hızlı, atak ve güçlü lider, han.
Okkan Ok kan.
Okman 1. Ok gibi hızlı, güçlü kimse. 2. Okçu. Kemankeş.
Oksal Ok sal.
Oksalmış Ok atmakla meşhur.
Oksar Ok atışına hazırlan.
Oksay Ok ve Say'dan birleşik isim.
Oksev Ok ve Sev'den birleşik isim.
Okseven Ok seven.
Oksu Hızlı ve düzenli akan su.
Okşak 1. Benzeyiş. 2. Benzeyen, andıran.
Oktan Ok tan.
Oktar Ok tar.
Oktay Öfkeli, sinirli, kızgın.
Oktuğ Ok tuğ.
Oktuna Ok tuna.
Oktüre Ok türe.
Oktüremiş Ok türemış.
Okuş 1. Zeka, akıl, anlayışlılık (Öküs'ten). 2. Çağrı, davet.
Okuşlu Zeki, akıllı, anlayışlı.
Okutan Eğitici, öğretmen.
Okutman Okutan, öğreten, öğretmen.
Okuyan 1. Okumayı seven. 2. Çağıran, davet eden.
Okyalaz Ateş gibi canlı ve çabuk.
Okyan Ok yan.
Okyanus Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Okyar Ok yar.
Okyay Ok yay.
Olca Savaşta düşmandan ele geçirilen mal, ganimet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Olcaytu Bahtlı, şanslı, talihli.
Olcaytuğ (bkz. Olcaytu).
Olcum l. Eli işe yatkın, becerikli, usta. 2. Kendini olduğundan üstün gösteren. 3. Hekimlik taslayan kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Oldaç Şişman, büyümeye, gelişmeye elverişli olan.
Olgaç Olgun, yetişkin, iyi gelişmiş.
Olgun Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Olgunay Olgunay, dolunay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır
Olguner Olgun er. Yetişmiş, iyi gelişmiş kimse.
Olgunsoy Tanınmış soydan gelen.
Olgunsu Olgunsu
Olsar Adın duyulsun.
Omaç Hedef, gaye, amaçErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Omay 1. Seçkin, seçilmiş. 2. Özet, öz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Onar Daha iyi bir duruma giren, mutlu olan. Hastalıktan, dertten kurtulan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Onaran 1. Düzelten, yararlı bir duruma getiren. İyileştiren, tedavi eden. 2. Başaran, bitiren.
Onat 1. İyi, güzel, düzgün. 2. İyi yaratılışlı. 3. Doğru, dürüst nitelikli. 4. Kolay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Onatkan Onat kan. Temiz, dürüst soydan gelen.
Onatsü Güzel, dürüst asker. Nitelikli asker.
Onay Uygun bulma, onaylama. Uygun yerinde Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Onbulak On bulak.
Ongar Kurtuluş.
Ongay Kolay.
Ongun 1. Eksiksiz, tam. 2. Verimli, bol, Bayındır. 3. Kutlu, uğurlu, beğenilen. 4. Kurtulmuş, onmuş. 5. Gelişmiş, gürbüz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ongunalp Kutlu, uğurlu, beğenilen yiğit.
Onguner Gelişmiş, gürbüz genç.
Ongunsu Bol ve gür akan su.
Ongüner Ongüner.
Ongüneş Ongüneş.
Onuk Sevgili, aziz.
Onuker Onuk er. Sevilen, sevgili insan, saygı değer.
Onuktekin Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.
Onul İyileş, iyi ol, sağlıklı ol Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Onultan İyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.
Onur 1. İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. 2. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı değer, şeref.
Onurad Onuruyla tanınmış ad.
Onural Şan, şeref kazan.
Onuralp Onuruyla tanınmış kimse. Yiğit ve onurlu.
Onurhan Onurlu han, hükümdar.
Onurkan Onurlu, soylu kandan gelen.
Onursal Onurla ilgili. Saygı için verilen san.
Onursan Onuruyla tanınmış, şerefli.
Onursay Onur say.
Onursev Onur sev.
Onursoy Onurlu soydan gelen.
Onursu Onur su.
Onursü Onurlu asker.
Orak 1. Ekin biçme zamanı, hasat. 2. Ekin biçme aracı.
Oral Kuleyi, şehri ele geçir, zaptet.
Oralmış Kale, şehir almış.
Oran 1. Ölçü, nispet, derece. Ölçülü, hesaplı. 2. Tahmin. 3. Anlayışlı. 4. Abartma, abartı. 5. Özel işaret, nişan.
Oray 1. Ateş gibi kızıl renkte ay. 2. Şehirli, şehirde yaşayanErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Orbay Ordu komutanı. Ordu beyi.
Orbek Şehir beyi.
Orbey Bekçi muhafız.
Orcan 1. Bey can. 2. Üstün, kıdemli kişi.
Orcaner (bkz. Orcan).
Orçun Ardıllar, halefler.
Orgun Gizli saklı.
Orgunalp Orgun alp.
Orguntay Orgun tay.
Orgunalp Örgün alp.
Orhan Şehrin yöneticisi, hakimi. Orhan Gazi: Osmanlı imparatorluğunun ikinci padişahı.
Orhon (bkz. Orhun).
Orhun 1. Orta Asya'da bir ırmak. 2. Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı. 3. Yüksek, yüce Hun anlamında.
Orkan Or kan.
Orkun (bkz. Or hun).
Orkut Kutlu, uğurlu şehir.
Orkutay Or kut ay.
Ortaç 1. Tepe, ozanların bulunduğu. 2. Mirasçı. 3. Veliaht. 4. Sıfat fiiller.
Ortan Ateş renginde kızıl tan.
Ortanca 1. Pek çok türü bulunan süs bitkisi. 2. Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasındaki kardeş. İsim olarak kullanılmaz.
Ortunç Ateş renginde tunç.
Oruç İslam'ın beş şartından birisidir. Tan yerinin ağarmasından güneş batana kadar Allah rızası için yiyip içmekten cinsi münasebetten sakınmak. İbadet. SavmOruç Reis; Önceleri Cezayir'de olup daha sonra Osmanlı donanmasına katılan ünlü denizci.
Oruk l. Aile, oymak. Göçmen olarak gelip bir yere yerleşen. 2. Yol, çare, imkan.
Orun 1. Özel, yer. Önemli bir görevlinin çalıştığı yer, makam. 2. Gizli, habersiz. 3. Huy, yaratılış.
Orus Eski uygur adlarındandır. "Talih, baht, saadet" anla­mındadır.
Oruz Düşün, düşünce.
Oskan Akıllı.
Oskay Neşeli, mutlu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Osman 1. Bir tür kuş ya da ejderha. 2. Hz. Muhammed (s.a.s)'in damadı ve Hz. Ömer'den sonra devlet başkanı olan III. halife. 3. Osmanlı devletinin kurucusu, Osman Gazi.
Otac Hekim, doktor Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Otaran Hayvanları otlatan çoban.
Otay Ateş renginde ayErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Oyal Oy al Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Oyalp Oy alp.
Oyanalp Oğan alp. Güçlü yiğit.
Oyhan Oy han.
Oykan Oy kan.
Oykut Oy kut.
Oylum 1. Vadi, koyak. Çukur, oyuk. 2. Bir cismin uzayda kapladığı boşluk Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Oyman Görüş, düşünce sahibi.
Oytun 1. Kutsal, mübarek. 2. Beğenilen, güzel yer. Alçak yer, ova Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Oytunç Oy tunç.
Oyum Oymak işi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ozan 1. Şiir yazan, şair. Halk şairi. 2. Şakacı, tatlı, güzel konuşan.
Ozanalp Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.
Ozaner Ozan er.
Ozansoy Güzel konuşan, şiir yazan bir soydan gelen.
Ozansü Güzel konuşan, şiir yazan asker.
Ozgan Öne geçen, kazanan, başarılı.
Ongen Basan, zafer Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Orsan Yüce adı olan.
Padişah Hükümdar.
Paha Değer, fîat, eder, tutar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Pakalın Dürüst, doğru iyi tanınmış kimseler.
Pakan 1. Temizler, anlar. 2. Veliler, ermişler, evliya.
Pakel İyi işler yapan, doğru kimse.
Paker Temiz, dürüst, iyi kimse.
Pakkan Temiz soydan gelen kimse.
Paksan Temiz, doğru namuslu tanınmış kimse.
Paksoy Temiz soydan gelen.
Paksu Temiz su. Billur gibi arı duru, şahsiyetli.
Paksüt Sütü temiz.
Pala Kısa ve geniş kılıç.
Palatekin Emniyet, güven ve cesaret telkin eden kişi.
Palatimur Demir pala. Sert ve katı yapılı, güçlü.
Palay Yedek at.
Palaz 1. Kimi kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu. 2. Güzel, canlı, gürbüz, şişman. 3. Dağınık.
Pamir 1. Orta Asya'da yükseltisi 7000 m'yi geçen yüksek dağlık külle. 2. (Fars.) Dünyanın çatısı.
Pamirhan Pamir han.
Parsa 1. Sofu, dinine bağlı. 2. İffetli, namuslu, temiz, doğru.
Parsbay Pars gibi güçlü ve çevik.
Parshan (bkz. Parsbay).
Parskan Kanında atılganlık, cesaret ve saldırganlık taşıyan.
Paşa 1. Osmanlı devletinde yüksek rütbeli askerlere verilen unvan. General. 2.Uslu, ağırbaşlı.
Payam Badem.
Payan Son nihayet. Uç, kenar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Paye 1. Aşama, rütbe, derece. 2. Basamak, merdiven basamağı. 3.. İkizlerin bir yıldızı, cevza burcuErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Payidar 1. Saygın, rütbeli. 2. Sağlam, sürekli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Payiz Güz, sonbahar. Yaşlılık.
Payzen 1. Tutsak, esir. Suçlu. Ayağına pranga vurulmuş kimse. 2. Rençber.
Pazvantı Osmanlı devletinde, Rumeli bölgesinde gece bekçilerine verilen ad.
Pedük Yüce, yüksek.
Pehlevi 1. Şehir. 2. Kahraman, yiğit.
Pehlivan 1. Güreşçi. 2. Boylu boslu, iri yan, güçlü kimse, yiğit.
Pekal Pek al.
Pekalp Güçlü, sert, kahraman yiğit.
Pekart Sağlam dönülmez yemin. Pek ant.
Pekdeğer Çok değerli, çok kıymetli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Pekdemir Sert, sağlam, demir gibi.
Pekel Güçlü el. Pek el.
Peker Güçlü kimse. Gözüpek, cesur yapılı.
Pekergin Olgun kimse.
Pekgöz Cesur, yiğit.
Pekin Üzerinde kuşku duyulmayan, kesinlikle bilinen, kesin.
Pekiner (bkz. Pekin).
Pekintürk Pekin Türk.
Pekol Sert, sağlam, dayanıklı ol.
Peköz Özü sağlam kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Pekşen Neşeli, şenşakrak, mutlu kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Pektaşı Güçlü, sert taş.
Pektay Güçlü, sağlam tay.
Pektürk Sağlam ve güçlü Türk.
Pekün Tanınmış güçlü isim.
Peküstün Çok üstün, üstünlükte en iyi seviyede olan.
Pelit Çınar, meşe vb. ağaçların meyvesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Perdah 1. Cila, parlaklık, parlama. Parlatma, parlaklık verme. 2. Budanmış asmadan yeni süren çubuk.
Perinçek Özverili, fedakar, sadık.
Periz 1. Bağırma, haykırma. 2. Su kenarında yetişen yeşil saz, ot.
Perk Katı, sert, güçlü berk.
Perkel Güçlü er.
Perker Güçlü kimse.
Perkin Çok güçlü kuvvetli, sağlam kimse.
Pertav 1. Atılma, sıçrama. 2. Uzağa düşen ok.
Pertev Işık. Parlaklık.
Perva 1. Korku. Çekingenlik. 2. İlgi, bağ.
Perver Besleyen, besleyici, yetiştiren, yetiştirici, koruyan, terbiye eden.
Perviz 1. Üstün. 2. Elek. Süzgeç. 3. Balık. 4. Güzellik. Cilve. 5. İran hükümdarı Hüsrev'in lakabı.
Pesen Kırağı, çiğ. Sis. İnce ince yağan kar, çisenti Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Pesin Sonraki, en sonErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Peşin Keykubat'ın üçüncü oğlu.
Peşrev 1. Türk müziğinin en meşhur saz eseri formu. 2. Güreşten önce güreşçilerin yaptıkları gösteri.
Peyam Haber, başkasından alınan bilgi, nebe.
Peyami Haberle, bilgi ile ilgili.
Peygamber Allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. Nebi, Rasul Yalnız Peygamberlere mahsus bir isimdir.
Peykan Temren, başak, okun ucundaki sivri demir.
Peyman Yemin, and, ahd.
Peyrev Ardı sıra giden. Arkasından giden, izinden yürüyenErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Pirane Yaşlılara yakışır şekilde, olgunca tavır.
Piruz Kutlu, hayırlı, uğurlu.
Polat Çelik. Güç, kuvvet.
Polatalp Çelik gibi güçlü yiğit.
Polathan (bkz. Polatalp).
Polatkan Çelik gibi güçlü soydan gelen.
Polatkılıç İyi cins çelikten yapılma kılıç.
Poyraz 1. Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgar. 2. Kuzey. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Pozan Üzüm bağı.
Pürdil Yürekli, cesur.
Püser Oğul, erkek çocuk.
Rabbani 1. Allahla ilgili. 2. Kendini bütün varlığıyla Allah'a teslim eden. Putçu inanıştan uzak, şalin amel işleyen, Allah'tan geleni kabul edip, O'nun dinine muhalif olana karşı çıkan.
Rabıt Rabteden, bağlayan, birleştiren. Nefsini dünyadan menedip ahirete bağlamış olan.
Rabi Dördüncü.
Rabih Yararlı, kazançlı, karlı.
Râci 1. Rica eden, yalvaran, dileyen. 2. Dönen, geri gelen. 3. Nisbet ve ilgisi bulunan, dokunan.
Racih Değerli, üstün. Fıkıhta: Delil ve Burhanların tercihinde delili öncelik kazanan taraf.
Radi Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren.
Rafet Acıma, merhamet etme, esirgeme anlamında. Kur'anı Kerim'de Nur suresi 2. ayet. Hadid suresi 27. ayette geçmekledir.
Rafeddin İslam dininin vermiş olduğu acıma, esirgeme duygusu Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Rafız Bırakan, salıveren.
Râfi Kaldıran, yücelten, yükselten. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdürrafi'). Rafi' b. Hadic, sahabeden.
Rafih Rahat ve huzurlu yaşayan.
Rağıb Arzulu, isteyen, rağbet eden Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Rahatefza Rahat artıran. Türk müziğinin bileşik makamlarından Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rahdan Yol bilen.
Rahi Rahat, huzurlu, dingin.
Rahim Esirgeyen, acıyan, koruyan, merhametli. Kur'an'da 220 yerde zikredilmiştir. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdürrahim).
Rahman Bütün canlılara merhamet eden, koruyan. Kur'anı Kerim'de 55'ten fazla yerde zikredilmiştir. Yine Kur'anı Kerim'in 55. suresinin adıdır Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak isim olarak kullanılır, (bkz. Abdürrahman).
Rahmani Allah'tan gelen, kutsal, Allah'a özgü.
Rahmet Acıma, esirgeme, koruma, yarlığama Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rahmeti Rahmetle ilgili.
Rahmetullah Allah'ın esirgemesi, koruması.
Raid Gürleyen, gürüldeyen.
Raif Acıması olan, merhametli.
Raik Sade, saf, halis.
Rakım Yazan, çizenYükselti.
Raki Namazda eğilen, rüku' eden. Kur'anı Kerim'de 4 yerde bu anlamda zikredilmiştir.
Rakîb Herhangi bir alanda üstünlük sağlamaya çalışan taraflardan herbiri. Koruyucu. "Görüp gözeten" Allah'ın isimlerinden.
Rakid Hareketsiz, durgun, yavaş.
Rakik 1. İnce. Yufka yürekli. 2. Köle veya cariye.
Ram İtaat eden, boyun eğen, kendisini başkasının emrine bırakanİki isimlerde kullanılır. Ramcan, Ramcanan gibi.
Ramazan Hicri (kameri) ayların dokuzuncusu, oruç ayı. Kur'an'da Bakara suresi 185. ayette ismi geçen ay ismi.
Rami Atan, atıcı.
Ramiz 1. Akıllı, zeki. 2. İşaretlerle simgelerle gösteren.
Rasi Kımıldamayan, oynamayan, sabit. Lenger atmış olan, demir üzerinde bulunan gemi.
Rasif 1. Sağlam dayanıklı. 2. Denizin yüzüne çıkmış kayalar. 3. Taş, temel, rıhtım.
Rasih 1. Sağlam, temeli güçlü, dayanıklı. 2. Bir bilimde, özellikle din alanında çok derinleşmiş olan (kimse). Kur'an'da Rasihûn olarak geçer.
Râsim Resim yapan.
Rasin Sağlam, dayanıklı, güçlü.
Rast 1. Sağ. 2. Haklı, doğru. Uygunluk. 3. Türk müziğinin en eski makamlarından Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rastan Doğru olanlar, haklı olanlar, haklılar.
Rastbin Herşeyin doğrusunu gören Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rasti Doğruluk, gerçeklik, istikamet.
Rastkâr Doğru adam.
Raşid 1. Olgun, ergin, akıllı. 2. Doğru yolda olan. 3. Hak din olan İslam'ı kabul eden. Kur'an'da Hucurat suresi ayet 7'de geçmektedir. Ayrıca 4 halife için Raşid halifeler denmiştir Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Ratib 1. Sıralayan, düzenleyen (kimse). 2. Sabit, sağlam, yerleşmiş Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Rauf Esirgeyen acıyan, çok merhametli Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı alarak kullanılır(bkz. Abdürrauf). Kur'anı Kerim'de 10'dan fazla yerde geçmektedir.
Ravend Kökleri ve sapları ilaç olarak kullanılan karabuğdaygillerden bir bitki.
Rayet Bayrak. SancakErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rayihan Han bayrağı, han sancağı.
Râzî Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren. İslam dünyasında meşhur bir isimdir.
Rebi Bahar, ilkyaz.
Reca Umut, umma. İstek, dilek.
Recai İsteyen, rica eden, yalvaran. Allah'a yalvaran. Ashab'ın kullandığı isimlerdendir.
Recep 1. Hicri kameri ayların yedincisi, üç ayların ilki. 2. Gösterişli, haybetli.
Refet Acıma, merhamet etme, esirgeme. Kur'anı Kerim'de Nur suresi ayet 2 ve ve Hadid suresi 27. ayette geçmektedir.
Refettin (bkz. Rafeddin).
Refi Yüksek, yüce, saygın.
Refig Bolluk ve rahat içinde geçinen.
Refih (bkz. Refhan).
Refik 1. Arkadaş, yol arkadaşı, yoldaş. Muavin, yardımcı. 2. Koca. 3. Ortak. 4. Mesleğe yeni giren kimsenin rehber olarak tanıdığı kişi. Kur'an'da geçen bir isimdir.
Refref 1. İnce, yumuşak kumaş. 2. Kenar saçağı. 3. Döşek, döşeme, minder, yastık. 4. Kuşu çok olan çimenlik. 5. Dallan salkım salkım olan ağaç Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Regaip 1. Çok istek gören, beğenilen. 2. Armağanlar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Reha 1. Kurtulma, kurtuluş. 2. (Ar.) Bolluk, genişlik, varlık.
Rehavi Türk müziğinin en eski birleşik makamı.
Rehayi Kurtulma, necatErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rehber Yol gösteren, kılavuz.
Reis Başkan, baş.
Rekin Gururlu, ağırbaşlı. Yüce, yüksek.
Rekiz 1. Gizli, gömülü define. 2. Sağlam, adamakıllı.
Remiz l. İşaret, meramını isteğini işaretle ifade etme. 2. Alamet, amblem.
Remzi Remizle ilgili, remze ait, sembolik, simgesel.
Renân İnleyen, çınlayan.
Resai Süsler, süs.
Resan Erişenler, yetişenler, ulaşanlar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Reşat Layık, değer, yakışır.
Resmi 1. Devletle ilgili olan. 2. Törenle yapılan. 3. Çok ciddi.
Resul Bir kimsenin sözünü başka bir kimseye tebliğ eden kişi. Elçi, Allah elçisi peygamber. Yeni bir kitap ve şeriatle gönderilen peygamber.
Resulhan Hükümdarların elçisi.
Reşad 1. Doğru yolda, hak yolda yürüme. 2. Sultan Reşad; Osmanlı son dönem padişahlarındandır Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Reşid 1. Cenabı Hakk'ın isimlerinden. 2. İyi ve doğruyu seçebilen, malını idare gücü olan, rüşd yaşına ulaşmış akil ve baliğ (kişi) ergin, erişkin. 3. Akıllı hareket eden doğru yolda giden Abdürreşid olarak kullanılır. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Reşiduddin Dinin akıllı kişisi, dini olgunluğa ulaşmış kişi.
Reşik Uzun boylu, yakışıklı.
Reva Yakışır, uygun, yerinde.
Revah 1. Bir şeyi elde etmeden doğan neşe. 2. Güneş battıktan sonra gece oluncaya kadar geçen zaman.
Revahi Bal arıları.
Revaid Gürleyen bulutlar.
Revan 1. Akan, su gibi akıp giden. 2. Ruh, can Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Revha Rahatlık. Gönül rahatlığı.
Reviş Biçim, tarz, üslup. Tutum, davranış, yol.
Reyan Herşeyin evveli, ilk zamanı, tazelik zamanı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Reyyan Suya kanmış, suya doymuş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rezan Ağırbaşlı, gururlu.
Rezzak Bütün canlıların rızkını veren , onları nimetlendiren anlamında. Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdürrezzak).
Rıdvan 1. Rıza, razılık, razı olma. 2. Cennet kapısında bekleyen melek. Kur'an'da 10'dan fazla yerde geçmektedir.
Rıfat Yükseklik, yücelik, itibar, yüksek mertebe.
Rıfkı Yumuşaklık, mülayimlik, yumuşak başlılık, naziklik, tatlılık.
Rıza Razılık, razı olma, hoşnutluk, memnuniyet, muvafakat, kabul. Bir şeyin olmasına muvafakat etme. Kadere mukadderata boyun eğme.
Rızkullah Allah'ın verdiği nimet. Nimetler veren Allah'ın kulu.
Riayet 1. Gütme, gözetme. 2. Sayma, saygı, itibar. 3. AğırlamaErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rical 1. Erkekler. 2. Onur sahibi kimseler.
Rikab Büyük, saygın bir kimsenin huzuru, önü Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Risaleddin Dinin elçisi, peygamberi Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Risalet Elçilik. Peygamberlik.
Riva Suya kanmışlar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Riyaset Reislik, başlık, baş olma, başkanlık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Riyaz Bahçeler, ağaçlık çimenlik yerler, ravza.
Riyazet Nefis kırma, dünya lezzetlerinden ve rahatından sakınma, perhizle, kanaatle yaşama Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ruhani Ruhla ilgili. Gözle görülmeyen.
Ruhcan Ruh ve can isimlerinden bileşik isim.
Ruhi Ruhsal, ruhla ilgili.
Ruhiddin Dinin ruhu, özü Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Ruhsat İzin, müsaadeErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Ruhşan. - Yüce, üstün, şanlı, ruh.
Ruşen Aydın, parlak. Belli, aşikar.
Ruşeni 1. Aydınlık, açıklık. Belli olma. 2. Bir tarikatın adı. Halvetiyyenin Ruşeni kolunun kurucusu olan Aydınlı Ömer Dede'dir.
Ruzi 1. Gündüze ait, gündüzle ilgili. 2. Rızık, azık, kısmet, nasip.
Rücum Akan yıldız.
Rüçhan Üstünlük, üstün olma.
Rükneddin Dinin temel direği Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Rükni l. Bir şeyin en sağlam yanı. 2. Saygın, güçlü, önemli kimse
Rüstem Yiğit, kahraman. İran'ın ünlü pehlivanı ve savaşçısı.
Rüsti Yiğitlik. Üstünlük. Kuvvet.
Rüsuhi 1. Sağlam, güçlü. 2. Becerikli, yetenekli.
Rüştü Doğru yolda olan. Akıllı, ergin.
Rüyet Görme, seyretme, bakma, görüş. Basiret, isabetli düşünme hassası. Kalp gözüyle manevi alemi görme, müşahade Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Rüzgâr 1. Zaman, devir. 2. Dünya, alem. 3. Talih. 4.
Saad Mutluluk, kutluluk.
Saadeddin Dinin uğurlu ve kutlu kişisi Türk dil kuralı açısından "d/l" olarak kullanılır.
Saba Gündoğusundan esen hafif rüzgar. Türk müziğinin en eski makamlarından.
Sabah Gündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sabahaddin Dinin güzelliği Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Sabbar . 1. Çok sabırlı. 2. Atlas çiçeği Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sabi Yedinci.
Sabih Güzel, şirin.
Sabir 1. Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabırlı. 2. Acele etmeyen.
Sabit 1. Değişmeyen, kımıldamayan. 2. Kanıtlanmış, anlaşılmış.
Sabri Sabırla ilgili, sabra ilişkin.
Sacid Secde eden, alnını yere koyan.
Sa'd Kutlu, uğurlu. İyilik, kuvvetlilik. Ashab isimlerinden, Sa'd b. Ebi Vakkas. Aşerei Mübeşşere (Cennetle müjdelenmiş olanlar) dandır.
Sadak 1. Ok koymaya yarayan meşin torba. 2. Sabah yeli.
Sadakat Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sadeddin (bkz. Saadeddin).
Sâderu Genç delikanlı.
Sadeyn . 1. "İki uğurlular". 2. Venüs (Zühre) ile Jüpiter (Müşteri) gezegenleri Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sâdık Doğru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı.
Sâdır Hayrette kalan, şaşıran.
Sadıray (bkz. Sadır).
Sadi Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu.
Sadis Altıncı.
Sadreddin Dinin önderi, başı, ileri kişisi.
Sadri 1. Göğüsle ilgili, göğse ait. 2. Anneye nisbetle çocuk.
Sadullah Tanrının kullu, talihli kıldığı kimse.
Sadun Mübarek, kutlu, uğurlu.
Safa 1. Üzüntü ve kederden uzak olma, endişesizlik, rahat huzur, iç ferahlığı. 2. Eğlence. 3. Saflık, berraklık.
Safbeste Saf bağlanmış, sıra sıra dizilmiş.
Safder Düşman saflarını yaran, yiğit.
Safer l. Hicri takvimde ikinci ay, sefer. 2. Temiz yürekli, dürüst kimse.
Safevi Safı adındaki kimsenin soyundan olan, Fars hükümdarı Şah İsmail'in soyu.
Saffet Saflık, temizlik, arılık, (bkz. Safvet).
Safi 1. Katışıksız, katıksız, halis, temiz. 2. Yalnız, sadece, sırf. 3. Kesintilerden sonra kalan kısım, net.
Safih 1. Gökyüzü. 2. Yassı ve düz halde bulunan şey.
Safir Mavi renkli, değerli bir süs taşı, göktaşı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Safiyullah 1. Temiz yürekli. 2. Hz. Âdem'in lakabı.
Safiyüddin Dini temiz, dini pak.
Safvet Saflık, temizlik, paklık, arılık, halislik.
Safvetullah Hz. Muhammed (s.a.s)'in isimlerinden.
Safzen (bkz, Safder).
Sağan Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.
Sağanalp (bkz. Sağan).
Sağbilge Hekim, doktor.
Sağcan Sağlıklı kimse.
Sağınç Emel, istek, amaç, düşünce.
Sağıt Silah.
Sağlam 1. Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara uğramayan, bozulmayan, dayanıklı. 2. Doğru, gerçek, sahih. 3. Güvenilir, emin. 4. Mutlaka, muhakkak, herhalde.
Sağlamer (bkz. Sağlam).
Sağman Sağlıklı kim­se. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kim­se.
Sağun Saygın, kutsal.
Sahabe 1. Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2. Asrı saadet döneminde yaşamış ve Hz. Muhammed'i görmüş mü'min kimse.
Sahavet El açıklığı, cömertlik.
Sahibkıran 1. Her zaman basan, üstünlük kazanan hükümdar. 2. Ünlü bir çeşit lale.
Sahir Gece uyumayan, uykusuz.
Sahre Kaya. Kütle.
Sahretullah Beytü'lMakdis'de Beni İsrail peygamberlerinin ibadet ettikleri meşhur kaya. Hz. Peygamber (s.a.s) Miraç gecesinde semaya buradan çıkmıştır.
Sahur 1. Gece uyanıklığı, uykusuzluk. 2. Ay ağılı, hale. Dünya'nın Ay'a düşen, Ay tutulmasını meydana getiren gölgesi.
Saib Hedefe doğru ulaşan. İsabetli olan, doğru olan, hata etmeyen Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.
Said Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut. Sevap kazanmış, Allah katında makbul tutulmuş. Sahabe isimlerinden
Saik Sevk eden, götüren. Süren sürücü.
Sâim Oruç tutan kimse, oruçlu.
Sair Seyreden, hareket eden, yürüyen.
Sâkıb 1. Delen, delik açan. 2. Çok parlak Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.
Saki Su veren, su dağıtan. Kadehle içki sunan.
Sakin 1. Hareketsiz olan, oynamayan. 2. Uslu kendi halinde yavaş. 3. Bir yerde yerleşen, oturan.
Sakman 1. Uyanık, akıllı kimse. 2. Sessiz sakin kimse.
Salabet 1. Peklik, katılık, sağlamlık. 2. Manevi kuvvet, dayanma Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Salah 1. Düzelme, iyileşme, iyilik. 2. Barış. 3. Dine olan bağlılık.
Salahaddin Dinine bağlı kimse Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılmakladır.
Salar Baş, kumandan, başbuğ, önder.
Salât Namaz.
Salcan (bkz. Salar).
Saldam Ciddilik, ağırbaşlılık.
Salih 1. Yarar, yakışır, elverişli, uygun. Salahiyeti bulunan, yetkili. 2. Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi, muttaki.
Salık Haber, bilgi. Haberci.
Salıkbey (bkz. Salık).
Salim 1. Hasta veya sakat olmayan, sağlam. 2. Ayıpsız, kusursuz, noksansız. 3. Korkusuz, endişesiz, emin. 4. Aruzda cüzlerinden hiçbiri zihafa uğramayan vezin.
Salman Başıboş, serbest, özgür.
Saltar 1. Tek, yalnız. 2. Yalnız başına giden. 3. Temiz, safErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Saltı Gezgin, yolculuk eden.
Saltık 1. Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak. 2. Salıverilmiş, bırakılmış, azat edilmiş, özgür.
Saltuk Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk (1072).
Saltukalp (bkz. Saltık).
Salur 1. Kılıç. 2. Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi.
Salvecâr Çevgan, cirit oynanılan eğri sopa.
Saman 1. Zenginlik. Rahat, dinç. 2. Düzen.
Samed Ezeli, ebedi ve yüce olan ve hiç kimseye veya şeye ihtiyacı olmayan, mutlak malik olan yüce Allah Allah'ın isimlerindendir. "abd" takısı almadan kullanılmaz. Abdüssamed.
Sami 1. İşiten, duyan dinleyen. Dinleyici. 2. Yüksek, yüce.
Samih Cömert, eli açık.
Samiha (bkz. Samih).
Samim Bir şeyin merkezi, içi, asli kısmı.
Samin Sekizinci.
Samir (bkz. Samire).
Sanaç Dağarcık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sânahât Çok düşünmeden fikre doğan, akla gelen şeyler Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sanak 1. Kısa zaman, az süre. 2. Fikirsiz, düşüncesiz.
Sanal Adın duyulsun, ün kazan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sanalp (bkz. Sanal).
Sanat Sanat, ustalık, hüner, marifet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sanay Ay san Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sanbay Ünlü kimse.
Sanberk Gücüyle tanınmış, ün yapmış.
Sancaktar Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevlisi.
Sancar 1. Kısa kama. 2. Saplar, batırır, yener. 3. Selçuklu sultanlarından birisinin adı.
Saner Ünlü, tanınmış kimse.
Sânevi İkinci.
Sani 1. İkinci. 2. Yapan, işleyen, meydana getiren. 3. Yaratan. Allah'ın isimlerinden. Saniullah veya Abdüssani şeklinde isim olur.
Sanih Zihin ve düşüncede oluşup çıkan, fikre doğan.
Sanver (bkz. Sanal).
Saraç 1. Koşum, eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsleme yapan kimse. 2. Sirac kelimesinin değişikliğe uğramış şekli. Kandil.
Sarahat Açıklık, ibarede açıklık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sarâmet Yiğitlik.
Sârban Deve sürücüsü. Deveci.
Sarduç Bülbül.
Sargan 1. Çorak yerlerde biten bir ot. 2. Bir tür balık.
Sargın 1. Candan, içten, yürekten. 2. Çekici cazibeli. 3. Kapa­lı, puslu hava. 4. İstekli, hevesli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sargınal (bkz. Sargın).
Sargut İhsan, bağış, ödül.
Sarıalp Sarışın yiğit. Ruhi Sarıalp', Türk atlet ve yönetici.
Sarıcabay (bkz. Sarıalp).
Sârif Sarfeden, harcayan. Değiştiren.
Sarih 1. Açık, meydanda. Belli, hüveyda. 2. Saf, halis. Saf, halis Arap kanı (at).
Sarim Keskin, kesici.
Sarkan Kovan.
Sarp 1. Çetin, sert, şiddetli. 2. Dik, çıkılması ve geçilmesi zor.
Sarper Sert, güçlü erkek.
Sarphan (bkz. Sarper).
Sarpkan Sert, güçlü soydan gelen.
Sartık Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür.
Saru Sarı benizli, tenli insan.
Sarubatu Osman Beyin kardeşi.
Saruca (bkz. Sarıca).
Saruhan Harizm'den gelip Anadolu'ya yerleşen Saruhanoğulları beyliğinin kurucusu.
Sarvan Deve süren, deveci.
Satıbey (bkz. Satı).
Satıkbuğra (bkz. Satılmış, Buğra).
Satılmış Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk, satı.
Satuk (bkz. Satılmış).
Satvet Ezici kuvvet, zorluluk.
Sav 1. Söz, haber, dedikodu. İleri sürülerek savunulan düşünce. 2. Sağlam. 3. Şöhret, ün Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Savaş İki taraf teşkilat, ülke veya ülkeler topluluğu arasında meydana gelen silahlı vuruşma, cenk, muharebe, harb. Doğuş, kavga. Mücadele uğraş.
Savaşer Savaşan asker, insan, savaşçı.
Savat Gümüş üstüne yapılan çizgiler, süsler.
Saver Sağlam, zinde, güçlü erkek.
Savgat Hediye, armağan, bahşiş, ihsan.
Savlet Şiddetli saldırı, hücum.
Savni Koruma, gözetme ile ilgili.
Savtekin (bkz. Sav).
Savtuna Sözünde duran kimse.
Savtur Sağlıklı kal, hoşça kal.
Sayar Saygılı, hürmet eden Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Saye 1. Gölge. 2. Sahip çıkma, koruma, siyanet. Yardım Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sâyedâr 1. Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. 2. Koruyan, sahip çıkan.
Sayfi Yaza ait, yazla ilgili.
Saygı İnsanlara karşı dikkatli, ölçülü, özenli davranmaya neden olan sevgi duygusu değer yargısı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Saygın Saygı gören, sayılan, hatırlı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Saygur (bkz. Saygın).
Sayhan Adaletli yönetici, hükümdarların adili, ölçülüsü.
Sayıl Saygı gör, sözün dinlensin, değerin artsın. Değerli, saygıdeğer Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sayılgan Kendini saydıran, saygın kimse.
Sayınberk Kendisine saygı gösterilen insan.
Sayıner Değerli, saygı duyulan kimse.
Saykal Düz, düzgün, pürüzsüz. Gösterişli.
Saykut Uğurlu, kutlu, saygıdeğer kimse.
Sayman Hesap işleriyle uğraşan kimse.
Sayraç Öten, cıvıldayan, şakıyan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sayrak (bkz. Sayraç)Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sayyad Avcı Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Sazak 1. Kuvvetli ve soğuk esen yel. Soğuk yelle birlikte yoğun hafif kar. 2. Bataklık, sazlık. 3.Küçük pınar, kaynak.
Sazan Göllerde ve sazlık yerlerde yaşayan bir tatlısu balığı.
Sâzkâr 1. Uygun, münasip. 2. Türk müziğinde birleşik bir makam. 3. Saz çalan sanatkar.
Sebat (bkz. Sabit).
Sebatı Sebatlık, sözünde kararında durma. Sebatlı, sözünde duran.
Sebih Yüzme, yüzüş.
Sebil 1. Yol, büyük cadde. 2. Su dağıtılan yer. Hayır için parasız dağıtılan su Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sebre Ölçülü, deneyimli. Sahabeden bu ismi taşıyanlar olmuştur.
Sebük 1. Hafif, yeğni. Çabuk hızlı. Ağırbaşlı olmayan. 2. Sevgili, aziz.
Sebükalp Hızlı, atak, yiğit.
Sebüktekin (bkz. Sebük).
Secahat Yumuşak huyluluk.
Secâvend Kur'anı Kerim'i manasına uygun olarak okumak için konulan durak işaretleri.
Seccac Çağlayan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Seciye Yaratılış, huy, karakter tabiat. İyi huy.
Seçkin Seçilmiş, ayrılmış benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış, mümtaz, güzide.
Seçkiner (bkz. Seçkin).
Sedad Doğruluk, hak. Doğru ve haklı Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Sedid Doğru hak. (bkz. Sedad).
Sefa 1. Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma. 2. Eğlence, zevk, neşe.
Sefer 1. Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. 2. Savaş hazırlığı. Savaşa gitme. Harp, savaş. 3. Gemilerin kalktıkları limana tekrar dönünceye kadar yaptıkları fiil. 4. Istılahta: Şer'i bakımdan üç gün üç gecelik (veya onsekiz saatlik) yola gitmek için kişinin oturduğu yerden ayrılması. 5. Defa, kere. 6. Arabî ayların ikincisi.
Seffah Güzel söz söyleyen, hatip. Cömert, eli açık.
Sefir El içi. Yabancı diplomat
Segban 1. Seymen, yeniçeri ocağına bağlı asker. 2. Osmanlı saraylarında av köpeklerine bakan bakıcı.
Sehâ Sehavet, kerem, cömertlik.
Sehâb 1. Bulut. 2. Karanlık. 3. Bulut gibi uçan böcekler Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sehavet Cömertlik, (bkz. Sahavet).
Sehhar Kuvvetle kendine çeken, büyüleyici.
Sehl Kolay, sade. Sahabe isimlerindendir.
Sehran Geceleri uyanık duran.
Selahaddin Dinine bağlı kimse Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Selam 1. İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket. 2. Emniyet, huzur, selamet, esenlik, sağlık, sağlamlık. 3.Selam: Yüce Allah'ın isimlerinden, Fani olmama, zevalsizlik, her çeşit arıza ve hadiseden salim olmak. Her türlü tehlikeden koruyup selamete çıkaran.
Selameddin Dinin kurtuluşu Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Selamet Esenlik. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma. Kurtulma, kurtuluş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Selami İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili.
Selamullah Allah'ın selamı.
Selatin Sultanlar.
Selcan Coşkun, taşkın yaratılışlı kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Selçuk 1. Güzel konuşma yeteneği olan. 2. XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu'da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.
Selen Sel gibi coşkun, taşkın kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Selika Güzel konuşma ve yazma kabiliyeti Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Selil Yeni doğmuş erkek çocuğu, ilker.
Selim 1. Kusuru, noksanı olmayan, sağlam, doğru. 2. Tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş. 3. Temiz, samimi.
Selis 1. Kolay yumuşak. 2. Bağlı, boyun eğmiş.
Sellem "Selamete erdirsin" manasıyla dualarda geçen Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Selman Barış içinde bulunma, huzur, erinç.
Selmani Niyaz kabul eden derviş. İran İsfahan'ından olup, Rasulullah'la birlikte İslami mücadelede üzerine düşeni fazlasıyla yapmış büyük mücahid ve sahabi. Selmanı Farisi'ye nispetle bu ad kullanılmıştır.
Selmi Barışla ilgili, barışçıl.
Selsal Tatlı, lezzetli, hafif su Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Selsebil 1. Tatlı ve hafif su. 2. Cennette bir çeşmenin adı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sem´An İşiterek. Dinleyerek.
Semahat Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Semaî 1. Semaya, göğe havaya ait. 2. Gökten düşmüş. Allah tarafından olan, ilahi. 3 İşitme esasına dayalı olarak öğrenilen, (bkz. Semavi).
Semân 1. Gökyüzü. 2. Güneş ayının 27. günü. 3. Bıldırcın.
Semavi Semaya mensup, sema ile ilgili.
Semâzen Sema yapan, törenle dönen mevlevi.
Semere (bkz. Semerat).
Semi İşiten, işitme kuvveti olan. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdüssemi).
Semih Eli açık, cömert.
Semin Pahalı, kıymetli. Çok değerli.
Semir 1. Arkadaş. 2. Nitelikli. 3. Yamaç, dağ silsilesi.
Semiullah (bkz. Abdüssemi).
Sena 1. Övgü ile ilgili. 2. Şimşek parıltısı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Senahan Öven, metheden Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Senem Put. İsim olarak kullanılmaz, (bkz. Sanem).
Senevi Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yıllık.
Senih 1. Süs, bezek. 2. İnci.
Sepid Beyaz, ak, beyza.
Seralp Baş yiğit.
Serâser 1. Baştan başa, büsbütün. 2. Altın veya gümüş telle dokunmuş kıymetli bir çeşit kumaş.
Seraya Düşman üzerine gönderilen küçük süvari müfrezeleri.
Serazat Serbest, özgür. Rahat, dertsiz.
Serbülend Başta gelen, yüce üstün Türk müziğinde eski bir makam, zamanımızda örneği yoktur.
Sercan Sevgili, sevilen, başcan.
Serdar Başkumandan, başbuğ. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden veziri azamlara verilen unvan, serdarı ekrem.
Serdengeçti Fedai, akıncı, yiğit.
Serdinç Başı dinç, sakin, rahat, huzurlu.
Seren 1. Uzun, kalın ve silindir şekilli çam kerestesi. Yelkenlilerde ana direğe dik şekilde tutturulan ve yelken germeye yarayan ağaç. Seren yapılan köknar kerestesi. 2. Orun, makam.
Sergen 1. Laf. 2. Vitrin. 3. Tepelerdeki düzlük yer. 4. Yorgun, perişan.
Serhad Hudut, sınır, sınırbaşı; iki devlet arasındaki sınır boyu Türk dil kuralına göre "d/t" getirilerek de kullanılır.
Serhan 1. Kurt, canavar. 2. Baş okuyucu, şarkıcı başı.
Serhenk 1. Çavuş. 2. Türk müziğinde çok eski birleşik makam.
Serhun Asil kan, soylu kan.
Seri Çabuk, hızlı.
Serim . 1. Serme işi. 2. Sabırlı. 3. Genellikle öykülerde başlangıç bölümüne verilen ad Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Serimer Sabırlı kimse.
Serkan Soylu kan, başkan.
Serkut Mutlu, talihli, kutlu insan.
Sermed Ebedilik, ebediyet, sonsuzluk Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Serol Önder ol, baş ol.
Sertaç Baştacı, çok sevilen, sayılan.
Sertap İnatçı, direngen.
Sertel Sert, katı, acımasız el.
Serter Katı, sırt, acımasız.
Sertuğ Baş tuğ.
Server Baş, başkan, reis, ulu.
Servet Zenginlik, varlık. Zenginliği meydana getiren mal, mülk, para Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Servi Koyu yeşil yapraklı, ince uzun bir ağaç türü Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Settar Örten. Günahları örten, Allah Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak kullanılır. Abdüssettar.
Seva Denklik, beraberlik, beraber olma.
Sevad Esmerlik, kara renkli adam Sahabe isimlerindendir.
Sevan Severek al, hatırlaErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sevcan Sevgili insan, sevimli Erkek ve kadın adı olarak kul­lanılır.
Seven Sevgi duyan, sevgi dolu kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sevener Sevgi duyan, sevgi dolu kimse.
Sevgen Sevmiş, seven.
Sevgür Çok seven Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sevik 1. Dost, arkadaş. 2. Unutkan, saf kimse. 3. Sevgili, sevilen.
Sevkan Sevgili, asil kan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sevüktekin Çok sevilen, tek tutulan.
Seyehât 1. Seyahat, gezi. 2. Gölgenin güneşle beraber dönmesi.
Seyfeddin Dini koruyan, dinin kılıcı Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Seyfi 1. Kılıçla ilgili kılıç şeklinde. 2. Askerlikle ilgili. Askeri.
Seyfullah Allah'ın kılıcı Ali (r.a.)'nin ve Hz. Halid b. Velid'in lakabı.
Seyhan 1. Ürdün'ün ötesinde Hz. Musa'nın mezarının bulunduğu şehir. 2. Adana ovasını yararak İskenderun körfezine dökülen nehir Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Seyhun (bkz. Seyhan).
Seyidhan Hanların başı, önderi.
Seylâb Sel, sel suyuTürk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Seylan Akma, akış Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Seyran Gezme, bakıp seyretme Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Seyyid 1. Bir topluluğun ileri gelen kişisi, lider. 2. Hz. Peygamber'in soyundan olan kimseTürk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Seza Münasip, uygun, yaraşır.
Sezai Uygun yaraşan, münasip.
Sezal Sezgili.
Sezavan Münasip uygun, yaraşır.
Sezcan (bkz. Sezal) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sezek Çabuk sezen, duyarlı, hassas Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sezen Duyan, hisseden, anlayan, sezgili Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sezer Duyar, hisseder, anlar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sezgen Sezen, hisseden, duyan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sezgi 1. Sezme kabiliyeti, seziş. 2. Deneme ve akıl yürütme sonucu olmayıp doğrudan bilme, anlama ve kavrama, tahaddüs Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sezgin Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sezginay (bkz. Sezgin)Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sezmen Sezen, anlayan kimse.
Sıbgatullah Yaratıcı gücü, kuvveti olan Allah'ın kulu.
Sıdal 1. Güç, kuvvet, dayanıklılık. 2. Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan. 3. Öfkeli, sinirli.
Sıdam Sade, yalın, düz, süssüz.
Sıdar Dayanıklı.
Sıddık 1. Çok doğru olan, hiç yalan söylemeyen. Hakikati kabul eden ve onaylayan kişi. 2. Kur'an'da peygamberleri vasfetmek, iman edenlerin sıfatı ve şehitlikten önde gelen makam kastedilerek zikredilmiştir. Ebu Bekir Sıddık: Hz. Ebu Bekir'in lakabı.
Sıdk 1. Doğruluk, gerçeklik. 2. Temiz kalplilik, halisiyet. 3. Sadakat.
Sıdkı İç, yürek temizliğiyle, doğrulukla ilgili Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
Sıngın 1. Kırık, dökük. 2. Dağınık. 3. Sıkıntılı, kederli. 4. Çekingen, gözü korkmuş.
Sıralp Sır saklayan yiğit
Sırat Yol, tarik.
Sıratullah Dosdoğru yol. Allah'ın yolu.
Sırrı 1. Sırla ilgili, sırra ait. 2. Mistik.
Siyamı Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçınan.
Sika Güven, emniyet. İnanılır, güvenilir kimse.
Simavi Yüz, çehre, benizle ilgili.
Simurg Anka kuşu, masal kuşu.
Sina 1. Arap yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yanmada. 2. Bu yarımadada bulunan dağ. 3. Hz. Musa'ya Allah'tan levhaların (sözlerin) geldiği dağ.
Sinan Mızrak, süngü vb. silahların sivri ucu.
Sipahi Osmanlı İmparatorluğu'nda tımar sahibi bir sınıf atlı asker.
Sipâs Şükretme, dua etme Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sirac 1. Işık meşale, kandil, çerağ. 2. Nur saçan anlamında Rasulullah için kullanılmıştır.
Siraceddin – Dinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Siret Bir kimsenin manevi durumu, hal ve hareketleri, tabiatı ahlak ve karakteri. Hal ve gidiş. Hal tercümesi Hz. Muhammed'in hal tercümesi.
Siyaset 1. Seyislik, at idare etme, at işleriyle uğraşma. 2. Memleket idaresi. 3. Ceza, idam cezası. 4. Politika. Diplomatlık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Solay Ay ışığının azalması, solması Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Somay Ay gibi kusursuz, eksiksiz güzel Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Somel Doğru, katışıksız, güçlü el.
Somer Doğru, katışıksız güçlü kimse.
Sonalp Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk.
Sonat Bir ya da iki çalgı için yazılmış, üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı.
Sonay Ay'ın son günleriErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Soner (bkz. Sonalp).
Songur 1. Şahin. 2. Ağır, hantal.
Songurhan (bkz.Songur).
Songün Sonuncu, son olan. Eğilim, yetenek.
Sonnur (bkz. Sonay).
Sorgun 1. Bir tür söğüt ağacı. 2. Sıtkı, sert. 3. Çok uzun ve güzel saç.
Soysal Uygar, medeni.
Soysaldı Soyu genişledi, tanındı.
Soysaltürk – Uygar Türk.
Soysan Tanınmış soy.
Soyselçuk Selçuklu soyundan.
Soytekin Cesur, yiğit (bkz. Tekin).
Soyuer Yiğit soydan gelen.
Soyurgal İhsan, bağış, hediye, armağan.
Sökmen Yiğitlere verilen san. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliğinin kurucusunun adı.
Sökmener Yiğit kimse.
Sökmensu Yiğit asker, yiğit subay.
Sönmez Parlaklığım, ışığını hiç yitirmeyen, her zaman canlıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sönmezalp (bkz. Sönmez alp).
Sözen Söylev veren, güzel konuşan hatib.
Sözer Sözünde duran.
Sözmen Güzel, etkili konuşan kimse.
Suavi Herkesin işine koşan, yardım eden.
Suay Suya düşen ay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Subahi (bkz. Subhi).
Subhi Sabah vakti, şafak ile ilgili Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Subutay Cengiz Han'ın ünlü Moğol generalinin adı.
Suca Uzun düzgün boy.
Sudeka Doğru, hakiki dostlar.
Sudi Yararlı, faydalı, kazançlı.
Sudur 1. Göğüsler. 2. Sadrazamlar. 3. Kazasker. 4. Sadır olma, meydana gelme.
Sufi Tasavvuf erbabı, mutasavvıf.
Suhan Suyun hakimi, su kaynaklarının yönetimini elinde bulunduran.
Suheyb Arkadaş, dost. Rasulullah'ın azatlısının adı.
Suka Çarşı adamı, esnaf.
Sükuti Susmayı seven, az konuşan.
Sulbi Birinin sulbünden gelme, kendi evladı, oğlu.
Sulhi Barışa özgü, barışla ilgili, barışçı.
Sunay Ay'ı sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isimErkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Suner Sunucu, sunan.
Sungu Armağan, bağış, ihsan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sungun 1. Yetenek. 2. Bağış, ihsan.
Sungur 1. Sakin, soğukkanlı (kimse). 2. Akdoğan.
Sunguralp Soğukkanlı ve doğankuşu gibi güçlü, yiğit.
Sungurbay (bkz. Sunguralp).
Sungurtekin (bkz. Sunguralp).
Sunuhi Hatırlayan, gönül alan, kolay anlayan.
Sunullah Allah'ın yarattığı.
Suud 1. Kutsal sayılan yıldızlar. 2. Yukarı çıkma, yükselmeTürk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Suudi (bkz. Suud).
Suyurgal İhsan, bağış, hükümdarca bağışlanan dirlik.
Suyurgamış Lütufta, ihsanda bulunan, bağış yapan kimse. Acıyan, merhamet eden.
Suyurgan (bkz. Suyurgamış).
Süzen Topluca yapılan av.
Suzi 1. Yanma, tutuşma ile ilgili. 2. (Mecazen): Ateşli kimse.
Sualp Güçlü, yiğit asker.
Süel Asker eli.
Süer Yiğit asker.
Süerdem Erdemli asker.
Suergin Olgun asker.
Süerkan Soylu kandan gelen asker.
Süersan Yiğitliğiyle ünlü asker.
Süfyan Ashabı kiramın meşhurlarından bazılarının ismi. Süfyanı Sevri: Kelamcı, muhaddis, alim.
Süha Büyükayı takım yıldızının en küçük yıldızı.
Sühan Söz, lakırdı. Şiir.
Süheyl Sema'nın güney yarımküresinde bulunan sefineyi Nuh burcundaki parlak ve büyük yıldızın adı.
Suhulet 1. Kolaylık. Yumuşaklık. Mülayemet. 2. Uygunluk. Elverişlilik.
Sühunet Sıcaklık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sükar Asker soyundan gelen, yiğit yürekli asker.
Sükeyne Sessiz, sakin, ağırbaşlı, onurlu. Hz. Hüseyin (r.a.)'in kızının adıdır.
Sülasi Üçlü, üç şeyden meydana gelen.
Süleyman 1. İbranice "huzur, sükun". 2. Kur'anı Kerim'de ismi geçen peygamberden biri. Ulu'lAzm peygamberlerdendir.
Sülvan Yüreğe ferahlık veren ruh, iç açıcı ilaç.
Sümer Eski tarihlerde aşağı Mezopotamya'da yaşamış olan bir kavim Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sümre Esmerlik, karayağızlık.
Sünnet 1. İyi ahlak, iyi tabiat. 2. Hz. Muhammed'in sözleri, işleri ve tasvipleri.
Sünnetullah Allah'ın koyduğu nizam.
Süphan Doğu Anadolu'da Van gölünün kuzey kıyısındaki sönmüş volkan.
Süreha Saf ırklar.
Süreyya Ülker yıldızı, pervin Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Sürre 1. Para kesesi. 2. Hediye. 3. Osmanlı devletinde halifelik makamınca Mekke ve Medine fakirleri ile alimlerine gönderilen para.
Sürsoy Soyun sürsün, soyun genişlesin.
Sürür Sevinç.
Süruri Sevinçle, neşeyle ilgili VIII. yy.'ın ünlü Osmanlı şairi.
Süvari 1. Atlı. Atlı asker. 2. Gemi kaptanı.
Taberi Büyük İslâm tarihçilerinden biri.
Tacal Üstün ol, baş ol.
Tacaver Padişah, hükümdar.
Taceddin Dinin tacı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
Taci Taçla ilgili.
Tacik İran ve Türkistan'da yaşayan İran asıllı, Farsça konuşan halktan olan kimse.
Tacim Noktalama, noktalatma.
Tacir Ticareti meslek edinmiş olan,
Taçkın Gurur.
Tafdil Birini diğerinden üstün tutma Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Taflan Gülgillerden kışın yaprağını dökmeyen bir bitki Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Tafra 1. Yukarıya sıçrama, atlama. 2. Yukarıdan atıp tutma, gururlu davranış. 3. İlmiyyede rütbe, derece alma.
Tafte 1. Bükülmüş, katlanmış. 2. Yanmış, yanık. 3. Aydınlık, parlak. 4. Üzgün, ciğeri yanmış, aşık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Taftin Akıl erdirme, anlama, tefhim.
Tağalap Dağ alp. Dağ gibi güçlü, gösterişli, heybetli yiğit.
Tağar Kapı, çanak, çömlek.
Tağman Dağ gibi iriyarı, gösterişli.
Taha Kur'anı Kerim'in 20. suresi Hz. Ömer'e müslüman olmadan önce okunan ilk sure. Hz. Ömer bu sureden etkilenmiş ve müslüman olmuştur.
Tahir 1. Temiz, pak. 2. Türk musikisinde basit bir makam. 3. Her türlü günah ve ayıptan arı olduğundan Rasulullah (s.a.s)'a bu isim verilmiştir.
Tahrim 1. Haram kılma, kılınma. 2. Kur'anı Kerim'in 66. sûresi.
Tahsin Güzel bulma, beğenme. Aferin deme alkışlama.
Tahsir Hasret bırakma, bırakılma. Hasret etme, edilme.
Tahur Pek temiz, temizleyici.
Tahzir Yeşil renk verme.
Taib Tevbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah'tan af dileyen, müslüman. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
Taif Tavaf eden. Dönen, dolaşan.
Tail Fayda, yarar.
Tair Uçan, uçucu.
Takat Güç, kuvvet.
Takdir 1. Beğenme, değer verme. 2. Allah'ın isteği, Allah'ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi.
Taki Günahtan haramdan kaçınan, dinine bağlı.
Takiyyuddin Dinde muttaki, Allah'tan hakkıyla korkan kişi.
Takrin Beraber bulundurma, yaklaştırma.
Takva